Sputterer türkçesi Sputterer nedir

  • Bir özdeği çok ince damlacıklar ya da parçacıklar durumunda püsküren araç.
  • Püskürteç.
  • Çıtlama veya patlama sesi çıkaran kimse veya şey.
  • Fizik alanında kullanılır.
  • Çıtırtı sesi çıkaran kimse veya şey.

Sputterer ingilizcede ne demek, Sputterer nerede nasıl kullanılır?

Sputterers : Çıtırtı sesi çıkaran kimse veya şey. Püskürteç. Çıtlama veya patlama sesi çıkaran kimse veya şey.

Sputtered : Sıçramak. (alev) sönecek gibi titremek. Mürekkep akıtmak. Yağ sıçratmak. Çabuk ve anlaşılmaz konuşmak. Tükürerek konuşmak. Boğulmak (motor). Heyecanla söylemek. Sönecek gibi titremek (alev). Cızırdamak.

Sputter out : (alev) titreyip sönmek. Öksürüp stop etmek (motor).

Sputter : Tükürerek konuşmak. Sönecek gibi titremek (alev). Yağ sıçratmak. Mürekkep akıtmak. Boğulmak (motor). Kekelemek. Kuru gürültü. (alev) sönecek gibi titremek. Çabuk ve anlaşılmaz konuşmak. Kekeler gibi konuşmak.

Sputtering : Konuşurken tükürükler saçmak. Yağ sıçratmak. Çabuk ve anlaşılmaz konuşmak. Püskürtümlü metal film. Püskürtüm. Pülverizasyon. Mürekkep akıtmak. Sıçramak. Cızırdamak. Büyüme.

Cathodic sputtering : Katodik fışkırtma.

Sputters : Sönecek gibi titremek (alev). Yağ sıçratmak. Cızırdamak. (motor) öksürmek. Konuşurken tükürükler saçmak. (alev) sönecek gibi titremek. Heyecanla söylemek. Çabuk ve anlaşılmaz konuşmak. Tükürerek konuşmak. Sıçramak.

 

Cathode sputtering : Alt-üşekte oluşan üşek özdeği tozunun, üst-üşeği ve boşalım borusunun iç yüzeyini kaplaması. Katot tonlanması. Alt-üşek tozlanımı. Katot tozlanması.

İngilizce Sputterer Türkçe anlamı, Sputterer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sputterer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spray gun : Boya tabancası. Püskürtme tabancası. Dekor boyamada boyayı püskürtmek için kullanılan kompresörlü tabanca. Tabanca. Pülverizatör tabancası. Flit. Dekor boyamada, boya püskürtmede kullanılan hava basmalı tabanca. Püskürtücü tabanca.

Absolute units : Temel birimler olarak uzunluk, zaman ve kütleyi alan birimler kümesi. Saltık birimler. Salt birimler. Temel kütle.

Pop : Bas gitarda, telleri tınlatan elin genellikle işaret veya orta parmağı ile bir telin asılınması ve genellikle hemen ardından susturulması yöntemi. Patlatmak (mısır). Çıtçıtlamak. Ağzına atmak. Patlamak. Patlatma. Bumlamak. Pat diye sormak. Patlatmak. Ateşlemek.

Syringed : Üstüne su püskürtmek (bitkinin). İğne. Enjektör. Bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa. Enjekte etmek. Pülverizatör. Şırınga. Şırınga etmek. Şırınga ile yıkamak (kulak). Şırıngalamak.

Abcoulomb : Saltık birimler dizgesindeki elektrik yükü birimi. Saltık coulomb. Abkulon. On kulon. Cgs sisteminin elektromanyetik birimi.

Atomizers : Azomizor. Pülverizatör. Karbüratörlerin püskürtme memesi. Atomizer. Pulverizatör. Fısfıs. Püskürgeç. Püskürtücü.

 

Syringes : Enjekte etmek. Bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa. Şırıngalamak. İğne. Üstüne su püskürtmek (bitkinin). Şırınga. Enjektör. Pülverizatör. Şırınga etmek.

Absolute magnitude : 10 parsek (3,26x10 ışık yılı) uzağındaki bir yıldızın görünür büyüklüğü. Mutlak büyüklük. Saltık büyüklük.

Nebuliser : Buharlı hale getiren kimse. Sisleştirici. Nebulizatör. Aerosol sprey üreten ve püskürten aygıt (ayrıca nebulizer). Bir sıvının sprey halinde dağıtılmasını sağlayan aygıt. Fısfıs. Nebülizör. Belirsizleştiren kimse.

Absolute zero : Mutlak sıfır. Saltık sıcaklık ölçeğinde sıfır noktası : -273°c. Salt sıfır. Mutlak sıfır noktası (eksi 273 derece santigrat). Saltık sıfır.

Sputterer synonyms : abampere, injector, syringing, modify, accumulation coefficient, accelerometer, abnormal reflection, sprayer, acoustic absorptivity, acoustic feedback, absolute concentration, change, atomizer, absorption edge, alter, absorptiometer, insufflator, absorption band, sputterers, syringe, spray, nebulizer, atomiser, absorption loss, absorptivity.

Sputterer ingilizce tanımı, definition of Sputterer

Sputterer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who sputters.