Standard türkçesi Standard nedir

  • Sayısal ya da felsefi olarak anlatılan eğitim ereği, amacı ya da ölçütü. eğitimde ulaşılmak istenilen amaç ya da düzey.
  • Bayrak.
  • Kabul edilen.
  • Bir ölçmeyi, karşılaştırmayı yapmaya yarayan belirli nesne.
  • Yüksek atlamalarda kullanılan ayak, çıta ve çıta dayanağından kurulu atlama aracı.
  • Atletizm, eğitim, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Ölçün.
  • Ölçün örnek.
  • Atlama çatkısı.
  • Ölçülebilir nicelikler için belirli boyutlarda seçilen bir örnek.
  • Sancak.
  • Standart.
  • Aygıtların ve çözeltilerin ayarlanmasında ya da kimi hesaplamaların yürütülmesinde temel seçilen ölçü.
  • Kimi özdeklerin bileşimlerine, arılık kertelerine göre ayrıldıkları bölümlerden her biri.

Standard ile ilgili cümleler

English: I want to learn standard English.
Turkish: Standart İngilizce öğrenmek istiyorum.

English: Everyone has the right to a standard of living adequate for the health and well-being of himself and of his family, including food, clothing, housing and medical care and necessary social services, and the right to security in the event of unemployment, sickness, disability, widowhood, old age or other lack of livelihood in circumstances beyond his control.
Turkish: Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.

 

English: Have you ever driven with a standard shift transmission?
Turkish: Sen hiç manuel araba sürdün mü?

English: British immigrants didn't speak standard English.
Turkish: Britanyalı göçmenler standart İngilizce konuşmadılar.

English: An ENERGY STAR clothes washer uses about 70 percent less energy and 75 percent less water than a standard washer used 20 years ago.
Turkish: Bir ENERGY STAR giysi yıkama, 20 yıl önce kullanılan bir standart yıkamadan yaklaşık yüzde 70 daha az enerji ve yüzde 75 daha az su kullanır.

Standard ingilizcede ne demek, Standard nerede nasıl kullanılır?

Standard agreement : Ölçün sözleşme. Standart anlaşma. Standart sözleşme. Sendika birliği ya da üst birlikçec yapılacak toplu sözleşmelerin başlıca hükümlerini örnekleştiren toplu sözleşme.

Standard atmosphere : Standart atmosfer.

Standard bearer : Alemdar. Sancak çavuşu. Bayraktar. Elebaşı. Lider. Sancaktar.

Standard bin : Standart sele.

Standard bronze turkey : Standart bronz hindi. Narragenset hindileri ve yabani hindilerin melezlenmesiyle elde edilmiş, amerikan standartlarında yer alan, erkekleri 16kg, dişileri 9kg canlı ağırlığa sahip olan kuyruk etrafındaki tüyler donuk siyah olarak başlayıp kahverengi şeritler içeren bir hindi ırkı.

Standard comptability system : Tek düzen sayışım dizgesi. Benzer kuruluşlara uygulanması olanaklı bir sayışım dizgesi.

 

Standard cell : Ölçünlü göze. 20°c'da yük-süren kuvveti 1,0182 volt olan kararlı kadmiyum gözesi. Standart pil.

Standard conditions : Ölçünlü koşullar. Standart koşullar. Standart şartlar. Bk. ölçünlü sıcaklık ve basınç. Standart balistik şartlar.

Standard column width : Standart sütun genişliği.

Standard compression : Standart sıkıştırma.

İngilizce Standard Türkçe anlamı, Standard eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Standard ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canonical : Kilise kanununa göre belirlenen. Kanuni. Kanonik. Meşru. Kutsal kitapta geçen. Doğal. Kurallara uygun. Kuralsal. Kilise hukukuna ait.

Benchmark : Deyerlendirilen bilgisayar performansını (bilgisayar). Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Ölçüt imi. Karşılaştırma. Kriter. Kıyaslama noktası (bilgisayar). Herhangi bir konuda yapılacak değerlendirmede temel alınan ölçüt veya değer. Ölçü. Nirengi noktası. Karşılaştırmalı değerlendirme.

Colors : Üniforma. Renkler. Renkli. Şapka. Simgesel giysi (okul veya takım). Renkliler. Forma. Takı.

Starboard : Kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. Gemilerin sağ yanı. Sancak tarafı (geminin). Sancak tarafına. Çoğunlukla askeri birliklere verilen yazı işlemeli. Sancak tarafında olan. Sağ yan. Sancağa ait.

Canonicals : Kurallara uygun. Kilise hukukuna ait. Kanuni. Meşru. Helal. Kilise kanununa göre belirlenen. Kutsal kitapta geçen. Kabul edilmiş. Kuralsal.

Well liked : Tanınmış. Sevilen. Popüler. Tanınan.

Emblem : Simge. Amblem. Simgeli resim. Remiz. Kişileştirme. Sembol. Arma. Belirtke. Kurumları birbirinden ayrılmaya yarayan özel im.

Earned run average : Kazanılan koşu ortalaması. Era (beysbol). Topu atan oyuncuya karşı son anda atılan sayıların skor ortalamasını ayrıntılı olarak gösteren istatistik.

Shires : Liva. İlçe. Kontluk. İngiltere'de kontluk idare bölgesi. Eyalet. Yönetim bölgesi (ing.). İdari bölge. Eyalet (ing.).

Postulated : Doğru varsaymak. Talep etmek. Postulat olarak kabul etmek. Şart koymak. Kabul edilmiş. İspatsız olarak kabul ettirmek. Seçmek (göreve).

Standard synonyms : standard of measurement, procrustean bed, system of measurement, procrustean rule, gpa, graduated table, scale of measurement, procrustean standard, grade point average, baseline, scale, standardised, ensign, agreed upon, normals, stock, era, pennon, oriflamme, metric, standards, criterion, amount, type, norms, pennants, measure, regular, pennons, monetary system, admitted, norm, normal.

Standard zıt anlamlı kelimeler, Standard kelime anlamı

Abnormal : Uygun olmayan. Olağandışı. Düzensizlik. Olağanüstü. Abnormal. Anormal. Düzgüsüz. Sapkın. Bilinen olağan yapı, davranış, durum veya kuralın dışında olma, tabi olmayan, normal olmayan, normal dışı, abnormal. kusurlu teşekkül, sakatlık.

Nonstandard : Normal olmayan. Standart olmayan. Tipik olmayan. Normal dilde kullanılmayan. Standard dışı. Normal dışı. Standart dışı. Sıradan olmayan. Standartdışı. Standard olmayan.

Uncommon : Sıra dışı. Acayip. Alışılmamış. Fevkalade. Olağanüstü. Az bulunur. Nadir. Sıradışı. Seyrek. Olağandışı.

Standard ingilizce tanımı, definition of Standard

Standard kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially, a national or other ensign. Standard gold or silver. A standard authority as to nautical terms. Colors. As, standard time. Being, affording, or according with, a standard for comparison and judgment. Standard weights and measures. A flag. A banner.