Standoff türkçesi Standoff nedir

Standoff ile ilgili cümleler

English: It was a standoff.
Turkish: Durum açmazdaydı.

English: Ali is kind of standoffish.
Turkish: Ali biraz çekingen.

Standoff ingilizcede ne demek, Standoff nerede nasıl kullanılır?

Standoffish : Ciddi. Çekingen. İlgisiz. İtici. Soğuk. Uzak. Sıcak davranmayan.

Standoffs : Uzaklaştırma. Yenişememe. Tehir. Mühimmat dolgusu alt kısmı ile hedef arasındaki mesafe. Savma. İlgisizlik. Ayrılık. Uzak durma. Soğukluk. Açmaz.

Standout : Üstünlüğünden dolayı göze çarpan.

Standouts : Üstünlüğünden dolayı göze çarpan.

Stand a chance : Eline fırsat geçmek. Şansı olmak.

Stand alone program : Bağımsız bilgisayar programı. Bağımsız program.

Stand apart : Kaçınmak. Uzak durmak. Ayrı durmak. Ayrı kalmak.

Stand against : Muhalefet etmek. Karşı gelmek. Karşı çıkmak. Karşı durmak. Karşı duruş sergilemek.

Stand a drink : İçki ısmarlamak.

Stand alone modem : Dış modem.

İngilizce Standoff Türkçe anlamı, Standoff eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Standoff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Solidarities : Birlik. Topluluk (ortak çıkar hedef ve sorumluluklar vs ile oluşturulmuş). Tesanüd. Solidarite. Dayanışma. Tesanüt. Tesanütçülük. Birliktelik duygusu.

Chilliness : Soğuk davranış. Serinlik. Soğuk.

Deferments : Ertelenme. Tecil. Talik. Erteleme. Gecikme. Vade. Ödemeyi geciktirme.

Conundrums : Kelime oyunlu bilmece. Çıkmaz. Muamma. Bilmece. Merak konusu. İkilem.

Deviation : Deviasyon. Sapma (nakliyat). Düzgülülük, ortaç eğilim, ortalama güven düzeyi gibi genel ölçülerden ya da belli bir alanda sık görülen özelliklerden ayrılma. Rota değiştirme. Uzaklaşma. Yolunu şaşırma. Bir ışık ışınının yansıma, kırılım ya da kırınımla doğrultusunda oluşan değişim açısı. bir ölçümde, gerçek değer yöresindeki açılım. yüklü parçacıkların, uygulanan alanlarla gidiş doğrultularını değiştirmeleri. Ölçülen değerlerin ortalama ya da belli bir değerden farkı. Sapma, normal yerini değiştirme.

Remotion : Giderme. İzale.

Disparity : Disparite. Farklılık. Eşitsizlik. Başkalık. Birbirine uymama, eşit olmama. Fark. İhtilaf. Nispetsizlik. Uyumsuzluk.

Dissimilarities : Farklılık. Benzersizlik. Başkalık. Benzeşmezlik. Benzemezlik.

Removals : Çıkarma. Sökme. Kaldırma. Görevden alınma. Kaldırılma. Taşıma. Halletme. Giderme. Nakil.

Eschewal : Sakınma. Bir kimseden kaçınma. Çekinme. İçtinap etme. -'den uzak durma. Kaçınma.

Standoff synonyms : fishiness, disjointedness, disinterest, adjournment, standoffs, staying away, predicament, tie, keeping away, backwaters, cold shoulder, dead end, cunctation, dead heat, chill, putoff, bleakness, avoidances, delay, respites, stalemate, evade attack, discreteness, apathies, bad weather, banishment, disinterestedness, backwater, differences, aloofness, impasse, difficult position, eschewals.