Stand a chance türkçesi Stand a chance nedir
- Şansı olmak.
- Eline fırsat geçmek.
Stand a chance ile ilgili cümleler
English: She doesn't stand a chance.
Turkish: Onun şansı yok.
English: Tom doesn't stand a chance.
Turkish: Tom'un başarılı olma şansı yok.
English: Tom doesn't stand a chance of winning.
Turkish: Tom'un kazanma şansı yok.
English: They don't stand a chance.
Turkish: Onların çok şansı yok.
English: Tom didn't stand a chance.
Turkish: Tom'un eline fırsat geçmedi.
Stand a chance ingilizcede ne demek, Stand a chance nerede nasıl kullanılır?
Stand : Desteklemek. Dikilmek. İhtiyaç duymak. Devam etmek. Tahammül etmek. Bulunmak. Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek. Kanıtlamak. Üçayak. Ayağa kalkmak.
A : Atom ağırlığı. La (müzik terimi). (herhangi) bir. Amperin simgesi. Pek iyi. Herhangi bir. En yüksek not. Argonun simgesi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Belirli bir tür veya nitelikteki.
Chance : Rastlantısal. İhtimal. Riske girmek. Olanak. Fırsat. Şans. Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik. Risk. Göze almak. Şans eseri olmak.
Stand a drink : İçki ısmarlamak.
Stand against : Muhalefet etmek. Karşı durmak. Karşı çıkmak. Karşı gelmek. Karşı duruş sergilemek.
Stand aghast : Kal gelmek. Donakalmak. Buz kesilmek. Kala kalmak. Kalakalmak. Donup kalmak.
Stand aloof : Uzak durmak. Ayrı durmak. Kaçınmak. Ayrı kalmak.
Stand age : Meşcere yaşı.
Stand aside : Açık durmak. Kenara çekilmek. Yana çekilmek. Bir yana çekilmek. Tarafsız olmak. Feragat etmek. Yol vermek. Kaçınmak. Özveride bulunmak. Savulmak.
Stand alone : Bağımsız. Desteklenmemek. Tek başına. Özerk. Yalnız kalmak.
İngilizce Stand a chance Türkçe anlamı, Stand a chance eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Stand a chance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Clicked : Tıkırdatmak. Kanı kaynamak. Şaklatmak. Jetonu düşmek. Sükse yapmak. Tıkırdamak. Mandallamak. Uyuşmak. Çıtırdamak.
Take the opportunity : Anın avantajını yakalayan. Fırsat yakalamak. Fırsat geçmek. Şans yakalayan. Fırsatını elde etmek. Fırsat elde etmek. Fırsat bulan.
Click : Uyuşmak. Başarılı olmak. Tıkırdatmak. Tıkırtı. Şapırdatmak. Kanı kaynamak. Çıt etmek. Başarmak. Kapanıvermek.
Clicks : Anlamak. Jetonu düşmek (argo terim). Sükse yapmak. Ses çıkarmak. Tıkırdamak. Kanı kaynamak. Jetonu düşmek. Çıt etmek. Hoşlanmak.
In contention : ...için yarışan. Münakaşalı. Kavgalı. Üzerinde tartışmalı. İddialı.
Turn up trumps : İyi sonuç almak. Yardımcı olmak. Yardımda bulunmak. Beklenmedik bir işte başarılı olmak. İyi sonuçlanmak.

Bu kısımda Stand a chance kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Stand a chance ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Stand a chance anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Stand a chance ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.