Started at türkçesi Started at nedir

Started at ile ilgili cümleler

English: I don't know when the meeting started, but it started at least thirty minutes ago.
Turkish: Toplantının ne zaman başladığını bilmiyorum ama en az otuz dakika önce başladı.

English: He started at the bank in the post of manager.
Turkish: Bankaya müdür olarak girdi.

English: The film started at 2 o'clock.
Turkish: Film saat 2'de başladı.

English: The English lesson started at 8:30.
Turkish: İngilizce ders 8:30 da başladı.

English: Since he started at eight, he ought to be there by now.
Turkish: O, saat sekizde başladığı için, şimdiye kadar orada olmalı.

Started at ingilizcede ne demek, Started at nerede nasıl kullanılır?

Started : Çıkarmak. Başlatmak. İrkilmek. Gevşetmek. Kurmak. Çalıştırmak. Başlatılmış. Korkutup kaçırmak. Başlatılan. Başlatıldı.

At : Ye. Da. Üzerinde. Hatta. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Nezdinde. Üzere. E. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Bir miktarı göstermek için kullanılır.

A bad hat : Ahlaksız tip. Yavşak.

A flat : La bemol.

Abandoned cat : Terk edilmiş kedi. Terkedilmiş kedi. Geride bırakılmış kedi.

Abomasal bloat : Özellikle ılık, aşırı miktarlarda sütle suni ve düzensiz beslenen genç geviş getirenlerde sütün mayalanmasıyla aşırı miktarda gaz toplanması sonucu şirdenin genişlemesi, abomazum timpanisi. Şirden şişkinliği.

 

İngilizce Started at Türkçe anlamı, Started at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Started at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cradles : Gemi kızağı. Kızak (gemi). Kırık kemiğin sarıldığı tahta parçaları. Beşik.

Commencements : Bidayet. Diploma töreni. Başlama.

Commencement : Diploma töreni. Bidayet. Başlama.

Big bang : Büyük patlama. 1986 eylül'ünde londra sermaye piyasalarının serbestleştirilmesi için kullanılan terim.

Departure : Ayrılma. Kıpırdatma. Yenilik. Gidiş. Yola çıkma. Ayrılış. Kalkış. Bir parçanın yavaşlık veya çabukluk derecesi. Hareket. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi.

Cradle : Kızak gemi. Beşiğe yatırmak. Kırık kemiğin sarıldığı tahta parçaları. Özenle kucaklamak. Korumak. Büyütmek. Kızak (gemi). Oturak. Beşik. Sakınmak.

Conceptions : Fikir. Kavrayış. Kavram. Anlayış. Düşünce. Algılanma biçimi. Gebe kalma. Kavrama. Mefhum.

Da capo : Baştan başlamak (müzikle ilgili talimat).

Debuts : İlk beliriş. Bir genç kızın sosyeteye ilk defa takdimi. Sosyeteye ilk tanıtılış. İlk defa sahne almak. (müzisyen vb) ilk defa halkın karşısına çıkmak. Sahneye ilk kez çıkış. İlk çıkış (sahneye). Sahneye ilk çıkış. Toplum önüne ilk çıkış.

Doorway : Menfez. Kapı arası. Kapı boşluğu. Antre. Giriş. Kapı yeri. Kapı aralığı.

Started at synonyms : birth, conception, debut, commencing, beginning, anlage.