Stolen goods türkçesi Stolen goods nedir

Stolen goods ile ilgili cümleler

English: He was arrested for fencing stolen goods.
Turkish: Çalıntı mal satmaktan tutuklanmıştı.

English: The police have been searching for the stolen goods for almost a month.
Turkish: Polis, neredeyse bir aydır çalınan eşyaları arıyor.

English: He was found guilty of handling stolen goods.
Turkish: Çalıntı mal alıp satmaktan suçlu bulundu.

Stolen goods ingilizcede ne demek, Stolen goods nerede nasıl kullanılır?

Stolen : Çalıntı. Çaktırmadan yapmak. Aşırmak. Sessizce hareket etmek. Gizlice koymak. Hırsızlama yapmak. Hırsızlık yapmak. Aşırma. Çalmak. Çalınan.

Goods : İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne. geniş anlamda, insan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılayan mal ve hizmetler. bk. eşya. Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı, cansız nesne ve değer. Yük. Mal. Eşya. Ayniyat. Mamul. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Doyumsuzluk varsayımının geçerli olduğu, diğer bir deyişle daha çok malın daha azına tercih edildiği mallar. Ürün.

Receiver of stolen goods : Çalıntı malı alan kimse.

Receiving stolen goods : Çalınmış malı alma.

 

Abandoned goods : Sahipsiz mallar. Terk edilmiş mallar.

Absolute complementary goods : Bir gereksinmenin karşılanmasında aynı anda ve aynı oranda birlikte tüketilen, marjinal ikame oranı sıfır ve sonsuz olmak üzere yalnızca iki değer alan, diğer bir deyişle l biçimindeki kayıtsızlık eğrisinde yer alan mallar. Mutlak tamamlayıcı mallar.

İngilizce Stolen goods Türkçe anlamı, Stolen goods eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stolen goods ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Taxed : Vergilendirmek. Vergilendirilmiş. Yük olmak. Mahkeme masrafını belirlemek. Çalınmış. Vergili. Suçlamak. Vergi koymak. Yormak.

Stolen : Aşırma. Sessizce hareket etmek. Gizlice koymak. Çalınmış. Hırsızlama yapmak. Çalmak. Hırsızlık yapmak. Aşırmak. Çalınan. Çaktırmadan yapmak.

Hotter : Şehvetli. İletken. Seksi. Sıcak. Şiddetli. Ateşli. Rahatsız edici. Radyoaktif. Kızgın. Acılı.

Filched : Çalmak. Yürütmek. Aşırmak.

Plagiarism : Aşırma. Aşırmacılık. Telif hakkı ihlali. Başka kimseye ait fikir eserini çalma. Bir yazarın başka bir yazarın yapıtından, hiçbir özgün yaratıda bulunmadan, konu ya da biçim aşırması. Bir kitabın sözlerini ve müzik bestesinin havasını değiştirerek ya da belirli biçimde sözlerini ve havasını vererek kendi yapıtı gibi gösterme. İntihal. Fikir eseri çalma. Eser hırsızlığı.

Hot : Heyecanlı. Radyoaktif. Şiddetli. Acılı. Şehvetli. Sıcak. Baharatlı. Acı. Kızgın.

Booty : Kazanç. Ganimet. Fey. Gasp. Çapul. Savaş kazancı. Vurgun. Voli.

Hottest : Rahatsız edici. Sıcak. Sert. Ateşli. Seksi. En sıcak. Taze. Acılı. Şehvetli. İletken.

Pilfered : Araklamak. Çalmak. Aşırmak. Yürütmek.

Plunder : Mal. Talan etmek. Ganimet. Yağmacılık. Çalmak. Çupulculuk. Yağmalanan mal. Çapul. Yağmalamak. Yağma.