Stone canal türkçesi Stone canal nedir

  • Derisi dikenlilerde, su kanal sisteminin dışarı ile bağlantısını sağlayan ağzın kenarına doğru uzanan s biçiminde bir kanal. madrepor kanalı.
  • Derisi dikenlilerde, su kanal sisteminin dışarıyla bağlantısını sağlayan ağzın kenarına doğru uzanan “s” biçiminde bir kanal, madrepor kanalı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Taş kanalı.
  • Madrepor kanalı.

Stone canal ingilizcede ne demek, Stone canal nerede nasıl kullanılır?

Stone : Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. Taş. Mücevher. Taşlamak. Çekirdek (etli meyvelerde). Değerli taş. Çekirdeğini çıkarmak (etli bir meyvenin). Taşa tutmak. Gr.lık ağırlık ölçüsü. Enemek.

Canal : Kanal. Ocak oluğu. Oyuk. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden sıvı geçen yol. İçinden damar geçen yol. Ark. Yapay suyolu. Suyolu. Arna.

Stone age : Taş devri.

Stone blind : Taş gibi kör. Kör. Tamamen kör. Gözü hiç görmez.

Stone breaker : Taş kırma makinesi.

Stone bridge : Taş köprü. Kargir köprü.

İngilizce Stone canal Türkçe anlamı, Stone canal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stone canal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

 

A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Acacia : Akasya. Salkım ağacı. Arap zamkı. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Karınca yiyen. Yer domuzu. Borudişli.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

 

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Stone canal synonyms : abiotic factor, abo blood groups system, a chromosome, abacus bodies, madreporic canal, aardvarks, abiotic environment.