Stopgaps türkçesi Stopgaps nedir

  • Yasak savma.
  • Geçici.
  • Geçici önlem.
  • Geçici görevli.
  • Eğreti.
  • Geçici tedbir.
  • Eğreti tedbir.

Stopgaps ingilizcede ne demek, Stopgaps nerede nasıl kullanılır?

Stopgap : Eğreti. Geçici tedbir. Geçici. Geçici önlem. Geçici görevli. Yasak savma. Eğreti tedbir.

Stop a bullet : Vurulmak. Kurşun yemek.

Stop a gap : Tıpalamak. Kapamak. Tıkamak.

Stop a tooth : Dolgu yapmak.

Stop action camera : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tek resim alıcısı. Resimleri süreksiz olarak tek tek saptayan alıcı; canlıresim alıcısı.

Stop action cinematography : Tek resimli çevirime dayanan sinema kolu. Tek resim sineması. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Stop action mechanism : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tek resim düzeneği. Bir alıcının tek resimli çevirimi gerçekleştirmesini sağlayan düzenek.

Stop at nothing : Engel tanımamak. Elinden geleni ardına kovmamak. Dur durak bilmemek. Hiçbir şeyden çekinmemek. Her şeyi yapmak. Hiçbirşeyden çekinmemek.

Stop and go : Dur-kalk.

Stop band : Söndürme kuşağı.

İngilizce Stopgaps Türkçe anlamı, Stopgaps eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stopgaps ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accidental : Arıza. Kazara olan. Rastlantı sonucu olan. İlinekli. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Rastlantısal. Rastgele. Arızi.

 

Fading : Yorulan. Bir sesin gürlüğünün zaman zaman azalması ya da yitmesi durumu. Parlaklığını yitirme. Açılan. Solma (renk). Fani. Renk solması. Açılma. Zayıflayan. Tükenen.

Band aid : Yardımcı.

Palliative : Hafifletici (medikal tıp terimi). Özür kabilinden. Yatıştırıcı. Hafifletici (hastalık). Palyatif. Geçici çare. Hafifletici şey.

Extrinsic : Dış. Esaslı olmayan. Yabancı. Dışarda. bir organ ya da bir parçasının içinde olmayan kas. 3.hücre zarının dışında ya da kısmen dışarı doğru bulunan proteinler. periferal proteinler. Dıştan gelen. Dış güdümlü. Dış kaynaktan. Ekstrinzik.

Provisory : Şarta bağlı. Koşullu. Şartlı. Muvakkat.

Ad hoc : Ad hoc. Özel. Bunun için. Bu maksatla. Buna mahsus. Mahsus. Doğaçlama. Belirli bir amaç için yapılmış. Bilhassa bunun için.

Makeshifts : Üstünkörü. Geçici çözüm. Geçici çare. Geçici (çözüm vb.). İğreti. Derme çatma.

Day fly : Fani. Kısa ömürlü. Sadece bir gün devam eden.

Contagious : Mikroplu. (hastalık) temasla geçen. Yayılan. Salgın. Doğrudan veya temas yoluyla bulaşan, kontajiyöz. Hastalık bulaştıran (insan). Bulaşıcı hastalığı bulunan. Temasla geçen. Kontajiyöz.

Stopgaps synonyms : jury, transitory, temporary expedient, stopgap, improvisations, borrowed, juries, artificial, improvised, ad interim, curable, caduceus, caducous, make do, caducity, deciduous, makeshift, temporary, filler, casual, improvisation, ephemerae, expedient, fillers, ephemeral, artificials, interlocutory injunction, make shift.