Strangulations türkçesi Strangulations nedir

Strangulations ingilizcede ne demek, Strangulations nerede nasıl kullanılır?

Strangulation : Boğulma. Boğma. Sicim ya da başka bir yardımcı alet ile boğulma. Büzülme. Strangulasyon. Strangülasyon. El. Bir organın etrafına sarılmış bir şey tarafından sıkılarak boğulması. Düğümlenme.

Strangulating : Boğmak. Dolaşımı engellemek. Sıkmak.

Strangulate : Boğmak. Sıkmak. Dolaşımı engellemek.

Strangulated : Dolaşımı engellemek. Sıkmak. Strangule. Boğmak. Büzülmüş.

Strangulated hernia : Düğümlü fıtık. Bağırsak fıtıklarında, fıtık deliğiyle fıtık kesesinin dar olması, fıtıklaşan organın fıtık kesesine yapışması veya fıtıklaşan organın genişlemesi sonucu oluşan tıkanma veya boğulmayla sonuçlanan fıtık. kısa sürede ödem, nekroz ve kangren veya yırtılma sonucu karın zarı yangısına neden olur. Boğulmuş fıtık.

Strangulates : Boğmak. Sıkmak. Dolaşımı engellemek.

İngilizce Strangulations Türkçe anlamı, Strangulations eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strangulations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fist : El yazısı. Teşebbüs. Girişim. Muşta. Yumruklamak. Yumruk. Kalecinin topu tutamayacağı durumlarda yumrukları ile uzaklaştırması. Yumruklama.

 

Mitt : Tek parmaklı eldiven. Eldiven (parmakları birleşik). Boks eldiveni. Kolçak. Beysbol eldiveni. Parmaksız eldiven.

Asphyxia : Oksijen yetersizliğinden boğulma. Asfeksi. Nefes kesilmesi. Havasızlıktan boğulma. Nefes alamama, organizanın gerekli oksijeni alamaması, kan ve dokularda artan karbondioksidi atamaması nedeniyle hayatın durması, asfeksi, solunum durması. Asfiksi. Solunum durması. Asfaksi. Oksijensizlikten boğulma.

Shrinkage : Fire. Değeri düşme. Malların saklanması veya taşınması sırasında, kuruma, dökülme, bozulma gibi nedenlerle ortaya çıkan eksilme veya ağırlık kaybı. üretim sürecinde kullanılan hammaddelerin teknik özellikleri ve kullanış biçimlerine göre toz ve ufak parçalar biçiminde ya da buharlaşma yoluyla yok olması. Çekme payı. Çekme. Çapçekme. Ençekme. Daralma. Çekilme payı.

Puckering : Kırıştırmak. Büzmek (dikiş). Kırışmak. Çekme bozuklukları. Buruşmak. Buruşturma. Gofreleme. Büzgü yapmak. Buruşturmak.

Flappers : Çarpma plakası. Kabuklu hayvanların kuyruğu. Pencere kanadı. Dağılma plakası. Geniş yüzgeç. Keklik yavrusu. Menteşeli kanatçık. Dağınık saçlı genç kız. Sineklik.

Shrink : Büzülmek. Azalmak. Çekmek. Daraltmak. Küçülmek. Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. Psikiyatrist. Ufalmak. Büzmek. Büzüşmek.

Contraction : Kasılma. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. Küçültme. Büzme. Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. Kısalma. Küçülme. Ayrı hecelerdeki iki ünlünün bir tek ünlüde veya birden çok hecedeki seslerin tek hecede toplanması olayı. bu olay daha çok kelime birleşmelerinde görülür: gidemedim (< kēt-e umadum), sekiz on > seksen, dokuz on > doksan, cumartesi (< cuma ertesi), niçin (< ne için), neyse (< ne ise), her neyse (< her ne ise), nasıl (< ne asıl), neylersin (< ne eylersin), ayol (< ay oğul), güllaç (< güllü aş), sütlaç (< sütlü aş), yirmi (< yigirmi), doğurmak > dbormak, yapurgak > yaprak, geleceğim > gelcem vb. Kapma. Daraltma.

 

Asphyxy : Nefes kesilmesinin neden olduğu oksijen eksikliği. Asfeksi.

Drownings : Gark.

Strangulations synonyms : stranglings, shrinkages, bunch of fives, shrinking, whelming, choke, incarceration, strangling, apneas, drowning, incarcerations, choking, inundations, fins, forefoot, apnea, constriction, smothering, hand held, throttling, strangulation, hands, inundation, hand hold, drownage, hand operated, fists, flapper, constrictions, suffocation, manual, retraction, warping.