Stretcher türkçesi Stretcher nedir
- Gerici.
- Tuval.
- Oturak (kayık).
- Gergi.
- Hatıl.
- Sedye.
- Teskere.
- Gerdirme tertibatı.
- Ayakkabı kalıbı.
- Teskere (inşaat).
- Kasnak.
Stretcher ile ilgili cümleler
English: The last time I saw Tom, he was on a stretcher.
Turkish: Tom'u son gördüğümde o bir sedye üzerindeydi.
English: They brought Tom in on a stretcher.
Turkish: Onlar Tom'u bir sedyenin üstünde içeri getirdiler.
Stretcher ingilizcede ne demek, Stretcher nerede nasıl kullanılır?
Stretcher bearer : Teskereci. Sedye taşıyan hastabakıcı.
Stretcher strains : Germe gerinimleri. Luders çizgileri. Luder bantları.
Belt stretcher : Bant gergisi. Boyuna sıra. Kayış mengenesi. Kuşak sırası.
Cable stretcher : Kablo germe aleti.
Curtain stretcher : Perde gergefi.
Stretched out : Uzanmak. Germek. Esnetmek. Uzatmak. Alabildiğine uzatmak (uzuvlarını). Uzatmak (kollar veya bacaklar). Boylu boyunca uzanmak.
Stretches : Esnemek. Germek. Gerinme. Uzatma. Esneklik. Süre. Uzamak. Gerginleştirmek. Kasmak. Gerginlik.
Be stretched tight : Kasılmak.
Be stretchered : Yaralanmadan dolayı sedye üzerinde taşınmak (özellikle bir spor karşılaşması sırasında). Sedyede taşınmak. Sedyeye konulmak.
Stretched hanging : Gergin asılma. Gergin kollarla asılma.
İngilizce Stretcher Türkçe anlamı, Stretcher eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Stretcher ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Copestone : Son rötuş. Saçak taşı.
Spreaders : Yayıcı. Serpici. Duş fiskiyesi. Gübre serpme makinesi. Traka. İki telin arasına koyulan tahta. Duş fıskiyesi. Uçurtmanın ön kısımdaki çıtayı gergin tutmak için kullanılan çıta. Tereyağı bıçağı.
Obscurantists : Bilmesinlerci.
Tonus : Stres. Uzun süren kasınç. Tonus. Gerginlik. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gerilim. Kasların sürekli hafif kasılı kalma durumu. Kas gerilimi. Bir organın, bilinçli olduğu sürede bütün kaslarının biraz kasılı olması hali.
Twilling : Kabartma çizgili kumaş. Kumaş. Kumaş dokumak. Fitilli kumaş. Kruvaze armür. Kabarık çapraz dokulu kumaş. Fitilli kumaş dokumak. Dimi.
Retrograded : Kötüleşmek. Tersine giden. Bozulmak. Ters yönde dönmek. Ters yön. Dejenere olmak. Geriye doğru giden. Yozlaşmak. Geri gitmek. Gerilemek.
Pulleys : Kasnaklar. Makara. Palanga.
Twill : Fitilli kumaş dokumak. Kumaş dokumak. Fitilli kumaş. Kabartma çizgili kumaş. Dimi. Kruvaze armür. Kabarık dokunmuş kumaş. Kumaş. Kabarık çapraz dokulu kumaş.
Gurney : Hasta nakletmek için kullanılan tekerlekli sedye. Ambulans sedyesi. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Tekerlekli sedye.
Stone : Taş. Mücevher. Taş döşemek. Meyve çekirdeği. Taşlamak. Enemek. Çekirdeğini çıkarmak. Taşa tutmak. Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.
Stretcher synonyms : flitching, flitch, reactionary, shoetrees, capstone, screen, tenters, canvasses, tenter, sedan, obscurantist, girder, retrogressive, drum, canvases, boottree, cylinder, barrows, balancing wheel, litter, guy, hoop, sedan chair, canvas, handbarrows, belt pulley, wheeled bed, barrow, retrograde, shoe tree, sedans, rim, bluenoses.
Stretcher ingilizce tanımı, definition of Stretcher
Stretcher kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, stretches.

Bu kısımda Stretcher kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Stretcher ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Stretcher anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Stretcher ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.