Striction türkçesi Striction nedir

  • Altın vb bulma.
  • Kısıltma.

Striction ile ilgili cümleler

English: They decided to abolish the old restriction.
Turkish: Eski kısıtlamayı kaldırmaya karar verdiler.

English: We should not put restrictions on foreign trade.
Turkish: Dış ticarete kısıtlama koymamalıyız.

Striction ingilizcede ne demek, Striction nerede nasıl kullanılır?

Abolition of restrictions : Kısıtlamaların kaldırılması.

Access restrictions : Erişim kısıtlamaları.

Address restrictions : Adres kısıtlamaları.

Age restriction : Yaşa göre yapılan kısıtlama. Yaş sınırlaması. Yaş kısıtlaması.

Astriction : Sınırlama. Kısıtlama.

Call restriction : Çağrı kısıtlama.

Dna restriction enzymes : Dna'yı belirli noktalardan tekrarlanabilir şekilde kesen ve bakteri suşlarından izole edilen bam hı, hind ııı gibi enzimler. dna restriksiyon enzimleri, restriksiyon enzimleri, restriksiyon endonükleaz. Dna kesme enzimleri.

Bronchoconstriction : Bronkokonstriksiyon. Bronkokonstrüksiyon.

Conditional moment restriction : Koşullu moment kısıtlaması.

Credit restrictions : Kredi sınırlaması. Kredi kısıtlayıcı önlemler. Kredi tahdidi. Para sunumunu sınırlandırarak iktisadi etkinlikleri daraltmak amacıyla hükümet tarafından bankalarca uygulanan kredi faiz oranlarının yükseltilmesi, kredilerin kontrol edilmesi gibi kredi açmayı zorlaştıran önlemler.

 

İngilizce Striction Türkçe anlamı, Striction eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Striction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Narrowness : Kısıtlılık. Kısıntı. Sınırlama. Darlık.

Stria : Çizik. Çizgi. Yiv. Şerit. Striya. İnce çizgi. Optik cam damarı. Kas lifi.

Channel : Nehir yatağı. Alıcı oluğu. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Oymak. Maceraya sevk etmek. Kanala dökmek. Bağlantı. Kanal. Yöneltmek.

Rule : Geçerli olmak. Sözü geçmek. Buyurmak. Hükümdarlık etmek. Karar vermek. Cetvelle çizmek. Yöntem. Kural. Saltanat sürmek. Tüzük.

Groove : Plağın çizgileri. Çizgi. Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri. Saban izi. Yiv. Dalmak. Alay etmek. Alışkanlık edinilmiş yaşam biçimi. Oluk. Adet.

Restraint : Zapt. Sınırlama. Kendini tutma. Kendine hakim olma. Dizginleme. Kaçınmak (cinsel ilişkiden). İtidal. Engel. Kendini zaptetme. Kısıtlama.

Quantification : Miktar belirtmesi. Rakama dökülme. Miktar belirleme. Nicelleştirme. Sayısallaştırma. Ölçme. Miktar ölçümü. Miktar belirtme. Niceliksel.

Limitation : Sınır. Müruruzaman. Tahdit etme. Tahdit. Kısıtlama. Had. Takyit. Hudutlandırma. Limit. Kayıtlama.

 

Regulation : Kaide. Kurallama. Düzen. Regülasyon. Bir eylem ve davranış alanını ya da bir uygulama sürecini işlem kurallarına bağlayarak düzenleme. Düzene sokma. Yasa. Düzenleme. Tüzük. Nizam.

Striction zıt anlamlı kelimeler, Striction kelime anlamı

Declassification : Gizli belgelerin veya kayıtların sınıflandırılmasını kaldırma. Gizlilik derecesini kaldırma. Halka erişilir yapma. Gizliliğini kaldırma.

Striction ingilizce tanımı, definition of Striction

Striction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of constricting, or the state of being constricted.