Strung türkçesi Strung nedir

Strung ile ilgili cümleler

English: She spent most of her senior year in high school strung out on drugs.
Turkish: O, lisedeki son sınıfının çoğunu ilaçlara bağımlı olarak geçirdi.

Strung ingilizcede ne demek, Strung nerede nasıl kullanılır?

Strung out : Sarhoş. Sıkıcı. Sıkıntı verecek kadar uzun süren (ders vb).

High strung : Çok sinirli. Sinirleri gergin. Gergin. Gergin (kimse). Sinirli. Asabi.

Highly strung : Gergin. Sinir küpü. Hassas. Gergin (kimse). Sinirli. Çok duygusal. Çok sinirli.

Hamstrung : Baltalamak. (mecaz) eli kolu bağlı olmak. Sakat. Topuk kirişini keserek sakatlamak. Sakatlamak. Aksatmak. Başarısız. Topal etmek. Sonuç getirmeyen.

Overstrung : Aşırı duyarlı ve heyecanlı. Sinirli. Fazla heyecanlı. Çok gergin. Gergin (kimse). Aşırı gergin.

Structural break model : Yapısal kırılma modeli.

Struck : Kanamalı enterotoksemi. Struk. Çarpma hastalığı. Grevde. Vurmak. Hemorajik enterotoksemi.

Structural break : Yapısal kırılma.

Structural adjustment facility : En düşük gelirli azgelişmiş ülkelerdeki ödemeler dengesi sorunlarını gidermek için yapısal uyum programlarının uygulanması koşuluyla verilen, başarım ölçütleri belirlenerek, uygulama başarısı gerçekleştikçe dilimler halinde beş buçuk ile on yıl arasında vadelerle 1986 yılında uluslararası para fonu’nun yarattığı kredi mekanizması çerçevesinde dünya bankası ile işbirliği içinde kullandırılan krediler. Yapısal uyum kolaylığı.

 

Structural balance : Yapısal denge. Bir öğeciğin dış eksicik kabuğu, doldurulduğunda oluşan denge.

İngilizce Strung Türkçe anlamı, Strung eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strung ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Delaminated : Tabakalar halinde dizilmiş. Tabakalara ayırmak.

Aligns : Hizaya getirmek. Hizalamak. Sıralanmak. Aynı hizaya getirmek. Sıraya dizmek. Sıraya koymak. Hizaya sokmak.

Extend : Tevsi etmek. Daha uzun ya da büyük bir hale getirmek. Sunmak (taziye veya kutlama). Yardım eli uzatmak. Uzamak. Uzatmak. Büyümek. Erişmek. Sürmek.

Fob off something on somebody : Değersiz bir şeyi satmak. Hile ile satmak.

Arguing : Münakaşa etmek. İspatı olmak. Karşı gelmek. İtiraz etmek. İddia etmek. İkna etmek. Görüşmek. Belli etmek. Tartışmak.

Stringing : İpe dizmek (boncuk vb). Dizi.

Voice : Bilgisayar, gramer, tiyatro alanlarında kullanılır. Konuşma yetkisi. Söylemek. Düşünce. Fiil kök veya gövdesinin, sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği; fiilin anlam değişikliği göstermeyen, ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği. || çatılar, türlerine, aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı (yalın çatı), edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı, ettirgen çatı diye sınıflandırılır. bunlara bk. İfade etmek. Ses tellerini titreştirerek oluşturmak. Soluk alıp vererek ses tellerinin titreşimi ile çıkarılan tonların tümü. Anlatmak.

 

Drawing up : Yetişmek. Kaleme alma. Durmak. Durdurmak (araba, at vb.). Ayarlamak. Yazmak. Dikleştirmek. Dik tutmak.

Voices : Dile getirmek. Söylemek. Ses çıkarmak. İnsan sesi. İfade etmek.

Dish out : Asist yapmak. Yemekleri dağıtmak. Dağıtmak (yemek vb). Yalan atmak. Cezalandırmak. Vermek. Servis yapmak. Dağıtmak. Tabağa koymak.

Strung synonyms : array, set in type, bone, befooled, fobbing, attach, con, bilk, clamp, alined, be arranged, knee, alining, diddled, betrays, collocate, temper, drawn up, attunes, diddles, string out, attribute, astrict, dispose, conned, accessed, alines, hooked, arranged, constringe, tempered, echelon, tuned.

Strung zıt anlamlı kelimeler, Strung kelime anlamı

Relaxed : Gevşemiş (kişi). Gevşemiş. Yumuşamış. Rahatlamış. Gevşek.

Strung antonyms : unaddicted.