Stylistics türkçesi Stylistics nedir
- Deyişbilim.
- Anlatımbilimi.
- Biçembilim.
- Anlatıbilim.
- Anlatımbilim.
- Stilistik.
- Gramer alanında kullanılır.
- Şahısların, özellikle sanatçıların dili kullanış biçimlerini incelemeye yönelik edebiyatla yakın ilgisi olan inceleme alanı.
- Üslup bilimi.
- Biçembilgisi.
- Biçim bilgisi.
- Üslupbilim.
Stylistics ingilizcede ne demek, Stylistics nerede nasıl kullanılır?
Stylistic : Biçeme ilişkin. Biçimsel. Üsluba ilişkin. Biçemsel. Anlatım bilimi. Dilde anlatım ile düşünce arasındaki bağlantı ilişkilerini ele alan; kişilerin, şairlerin ve yazarların dilini anlatım açısından işleyen bilim dalı. Üslupla ilgili.
Stylistically : Biçimsel olarak. Biçemsel olarak.
Holostylistic jaw articulation : Tüm başlı balıklarda (holocephali) palatokuatrumun kondrokranyuma hareket edemeyecek biçimde tümüyle kaynaştığı ve alt çenenin kuatratum bölgesine asıldığı çene bağlantısı. Holostilik çene bağlantısı. Tüm başlı balıklarda (holocephali) palatokuadratumun kondrokranyuma hareket edemeyecek biçimde tümüyle kaynaştığı ve alt çenenin kuadratum bölgesine asıldığı çene bağlantısı.
Hyostylistic jaw articulation : Keski solungaçlılarda (elasmobranchii), çenelerin kafatasına hiyomandibul kıkırdağı aracılığıyla bağlanması. Keski solungaçlılarda (elasmobranchii) çenelerin kafatasına hiyomandibul kıkırdağı aracılığıyla bağlanması. Hiyostilik çene bağlantısı.
Hair stylist : Kuaför. Saçı kesen ve şekil veren kimse. Saç modelleri tasarımcısı. Saç modeli tasarımcısı.
Stylishly : Şık bir şekilde.
Stylist : Desinatör. Stile önem veren yazar. Belirli bir üslubu olan yazar. Stil veren kimse. Biçemci. Modacı. Dekoratör. Üslupçu. Stilist.
Hairstylist : Kuaför. Saç stilisti.
Stylish : Modaya uygun. Moda. Tarz sahibi. Son moda. Havalı. Asortik. Zarif. Şık.
Stylists : Stilist. Stil veren kimse. Stile önem veren yazar. Dekoratör. Desinatör. Üslupçu. Biçemci. Modacı. Belirli bir üslubu olan yazar.
İngilizce Stylistics Türkçe anlamı, Stylistics eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Stylistics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.
Abstract noun : Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut isim. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut addır. Soyut ad. Oyut ad.
Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüme bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: işte bu odur! demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.
Accidence : Büküm. Morfoloji. Çekim. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Yapıbilim. Bükün. Tasrif. Sarf usul ve prensipleri.
Ablaut : Ünlü atlaması. Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ses değişimi. Ünlü almaşması.
Biometrics : Biyometri. İnsan ömrünü ölçme bilimi. Biyometrik. Biyolojinin canlı organizma istatistikleriyle ilgili dalı. Biyoistatistik. Canlılara ait her türlü gözlemde uygulanan istatistik biçimi. biyometri. Dirim ölçü birimi.
Action verb : (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Eylem fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. Hareket veya eylem fiili. Kılış fiili.
Narratology : Naratoloji. Hikaye yapısı bilimi.
Action noun : Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211). Kılış adı.
Ablative : İsmin -den halindeki. İsmin -den hali. Den hali. İsmin den hali. Ergiyen. Ayrılma hali. Buharlaşan. Çıkma durumu. Ablatif. Den halindeki.
Stylistics synonyms : statistical procedure, correlational statistics, nonparametric statistics, statistical method, applied math, phraseology, accusative, active voice, active verb, actif, biometry, accent of group, accentuation, adams apple, correlation, adjektive, applied mathematics, biostatistics, rhetorical.
Stylistics zıt anlamlı kelimeler, Stylistics kelime anlamı
Stylistics antonyms : unrhetorical.

Bu kısımda Stylistics kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Stylistics ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Stylistics anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Stylistics ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.