Subclause türkçesi Subclause nedir

Subclause ingilizcede ne demek, Subclause nerede nasıl kullanılır?

Subclauses : Yan cümle. Bent. Fıkra. Alt bent. Yan tümce.

Subclass : Canlıların sınıflandırılmasında sınıftan daha küçük gruplar topluluğunu ifade etmek amacıyla kullanılan terim. sınıfla takım arasında bir kategori, subklasis, alt sınıf. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alt bölük. Alt öbek. Altsınıf. Sınıf altı. Subklasis. Alt sınıf. Canlıların sınıflandırılmasında sınıftan daha küçük gruplar topluluğunu ifade eden bir terim; sınıf ile takım arasında bir kategori. sub-klasis.

Subclassified : Alt sınıflara ayrılmış.

Subclassifies : Alt sınıflandırmak. Alt sınıflara ayırmak.

Subclassify : Alt sınıflandırmak. Alt sınıflara ayırmak.

Subclinical : Az belirgin. Subklinik. Subkllnikal. Klinik belirtiler vermeyen veya oluşturmayan. İnfraklik. Belirtisiz.

Subclassifying : Alt sınıflara ayırmak. Alt sınıflandırmak.

Subclinical mastitis : Gizli mastitis. Sütte ve memede gözle görülebilen değişiklikler biçimlenmeksizin süregelen, oldukça yaygın ve büyük ekonomik kayıplara neden olan meme yangısı, gizli mastitis. Subklinik meme yangısı.

Subclinical endometritis : Klinik belirtiler göstermeyen, kızgınlık döngüsü süresini etkilemeyen endometriyumda sınırlı, histopatolojik olarak tanısı konabilen ve etkilenen ineklerde döl tutmamaya neden olan endometriyumun yangısı. Subklinik endometritis.

 

Bovine subclinical ketosis : Sığırların subklinik ketozisi. Keton cisimleri konsantrasyonunun yükselmesiyle belirgin ketozisin tipik klinik bulguları olan iştahsızlık, sert dışkılama ve bilinç kaybı gibi klinik bulguların henüz gözlenmediği preklinik aşama.

İngilizce Subclause Türkçe anlamı, Subclause eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subclause ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Consequent : Birbirini izleyen. İstintaç. İzleyen. Bağlı. Sonucu olan. Uyumlu. Tabi. Tutarlı. Netice.

Barraged : Yoğun yaylım ateşi. Yaylım ateşi. Engelleme ateşi. Yağmur. Nehir barajı. Engel. Soru yağmuruna tutmak. Baraj.

Apophthegm : Özdeyiş. Özlü söz. Vecize.

Paragraphing : Satırbaşı yapma. Madde. Makale. Paragraf. Bölüm. İbare. Bölümce.

Paragraph : İbare. Bölümce. Makale. Madde. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Bölüm. Satırbaşı yapma. Paragraf.

Taxon : Cins kategorisi. Takson. Cins grubu. Sınıf. Belli bir kategori içine sokulabilecek ve ad bakımından ayrı olmaya hak kazanmaya yetecek kadar farklı olan taksonomik kategori.

Funnies : Çizgi öykü. Komik laf. Çizgi roman. Şaka. Espri.

Article : Nesne. Madde. Bir bütünü oluşturan alt öğelerden, bir dizelgenin alt başlıklarından her biri. Şey. Eşya. Sözleşmeyle bağlamak. Bir ölçüm sürekliliğinin çeşitli konumlarını dile getiren ve bir ölçme aracını oluşturan tutum yüklü tümce, anlatım ya da deyiş. (sözleşmede) madde. Yazı.

 

Dikes : Kanal. Set çekmek. Ark. Etrafına set çekmek. Set yaparak korumak. Siper. Kazmak. Set. Sevici kadın. Şedde.

Subordinate clause : Yantümce. Bağımlı tümcecik. Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan, ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta, bir sebebe bir dileğe, bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle. yan cümlenin bağlaçlı yan cümle (ki’ li), dilekli yan cümle (-sa’lı), şartlı yan cümle (-sa’ lı, -mışsa’ lı), sorulu yan cümle (-mı’lı) gibi çeşitli türleri vardır: karşıtı temel cümle’dir: zelzeleden değil, bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükunet ve kayıtsızlıktan, insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: erzurumlu hamdi, s. 139). zaten gece oldu mu, onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar, koca evin her tarafına battaniyeler, yastıklar konulurdu (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: evin sahibi, s. 158). eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse, hatıra defteri tutanlara romancı, sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist, pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi (t. buğra, göst. e., s.39). bir an mümtaz’a öyle geldi ki tevfik bey’in sesi, emin dede’nin ney’i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu (a. h. tanpınar, huzur, s. 244). kavgaları yazılsa, koca bir kitap tutar, oğlan sanki ikinci bir karakol, ikinci bir adliye olmak iddiasındadır (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur: karaoğlan, s.44). tam şu yalının üstüne düşse, daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta, bir bölümünü gölgede bırakırdı (a. ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 125). kendimi dinlesem, vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir (a. ş. hisar, göst. e., s. 44). eylül ortası dedi mi, buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahiri tasvirleri için türkü söyler (t. buğra, dönemeçte s. 58). akşamdan beri yağan kar dinmişse, yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu (p. safa, biz insanlar, s. 61). her ümitsiz insan gibi kendinden degil, dışarıdan hayatın sırasız, tertipsiz, tesadüfi vakalarından, bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi (p. safa, şimşek, s. 119). ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki, büyük bir telaş içinde pervin yatağa oturdu (p. safa, göst.e., s. 113). evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse, ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım? (a. ş. hisar, fahim bey ve biz, s. 138) vb. Yancümle.

Subclause synonyms : taxonomic category, taxonomic group, spondylo, narrative, digue, anecdotes, embankment, dykes, barrage, barraging, dyke, clause, bund, clauses, dike, spondylos, subclauses, paragraphs, short feature, bunds, anecdote, barrages, apecdote, dyking.