Fıkra nedir, Fıkra ne demek
Fıkra; bir edebiyat terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik.
- Köşe yazısı

- Paragraf.
- Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri.
- Omur.
"Fıkra" ile ilgili cümle örnekleri
- "Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılmış olan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir." - Anayasa
- "Dişimi sıkıp da altı yedi fıkra birden çıkartırsam gazetenin yazıları aksamayacaktı." - Ç. Altan
- "Nasrettin Hoca'nın hemen bütün fıkraları insanla vicdan arasındaki münasebete ilişkindir." - B. Felek
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Kısa bir öykü ya da anlatı.
Edebi terim anlamı:
Tuhaf ve nükteli kısa hikâyecik. (FIKRACI, Anecdotier).
Tiyatro'daki terim anlamı:
Kısa bir anlatı, öykü.
Bilimsel terim anlamı:
Gazete ve dergilerin belirli sütunlarında güncel konulan ele alan, başlıklı, imzalı yazı türü.
İnce anlamlı, sakalı öykücük; Bektaşi fıkrası, Nasrettin Hoca'dan bir fıkra ve benzeri
İngilizce'de Fıkra ne demek? Fıkra ingilizcesi nedir?:
anecdote, apecdote
Fransızca'da Fıkra ne demek?:
anecdote, chronique
Fıkra hakkında bilgiler
Fıkra; özlü bir anlatımı olan, nükteli ve güldürücü kısa hikâye. Nasreddin Hoca fıkraları, Karadeniz fıkraları ve Bektaşi fıkraları bunlara örnektir. Hikâye şeklinde olmayan güldürücü sözlere espri veya nükte denir. Espri anlamında da kullanılan şaka kavramı ise güldürücü hareketleri de kapsar.
Fıkra ile ilgili Cümleler
- Bir milyon fıkra biliyorum.
- Fıkraya gülmemek elimizde değildi.
- Fıkra komik değildi.
- Ali seyircileri ısındırmak için birkaç fıkra anlattı.
- O bize fıkralar anlatır.
- Fıkra anlatmada iyi değilim.
- Fıkraya gülmemek elimde değil.
- Tom'un fıkrası soğuk bir sessizlikle karşılandı.
- Fıkra anlatmadın.
- Bu kitapta herhangi bir fıkra bulmadım.
- Fıkrayı duyduğunda, kahkahaya boğuldu.
- Çok fıkra bilmem.
- Fıkra okumayı severim.
- Ali bir fıkra anlattı.
Fıkra kısaca anlamı, tanımı:
Anlatım : Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.
Nükteli : Nükte ile süslenmiş, nüktesi olan, esprili.
Güldürücü : Gülmeyi sağlayan, gülmeye yol açan, komik.
Fıkracı : Köşe yazarı. Fıkra anlatan kimse.
Fıkracılık : Fıkra anlatma işi. Köşe yazarlığı.
Fıkrama : Fıkramak işi, fışlama.
Fıkramak : Herhangi bir yiyecek ekşimek, fışlamak.
Kanun : Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı. Yasa. Geçerli olan kural.
Madde : Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Para, mal vb. ile ilgili şey. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Duyularla algılanabilen nesne.
Satır : Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü. Bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan ve alt alta sıralanmış her bir dizi.
Ufak : Makam, derece bakımından geri olan. Boyutları normalden küçük. Yaşça daha küçük olan. Önemsiz, çok az. Kısa bir süre.
Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir.
Paragraf : Düzyazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler. Çengel işareti (§). Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri. Bölüm.
Omur : Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri, fıkra.
Hoca : Akıl öğreten, öğüt veren kimse. Öğretmen. Müslümanlıkta din görevlisi. Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı.
Köşe yazısı : Gazete veya dergilerde gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddi veya eğlendirici yazı türü, fıkra.
Köşe : Bıyığı, sakalı çıkmayan (erkek). Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri.
Fıkrak : İnsanın içinden gelen, tutamadığı ağlama.
Fıkramag : Herhangi bir yiyecek maddesi ekşimek.
Fıkramsı : Fıkrayı andıran, fıkraya benzeyen, fıkra gibi.
Diğer dillerde Fıkra anlamı nedir?
İngilizce'de Fıkra ne demek? : n. anecdote, joke, clause, paragraph, funnies, article
Fransızca'da Fıkra : anecdote [la]; (gazetede) chronique [la]
Almanca'da Fıkra : n. Witz, Ziffer
Rusça'da Fıkra : n. рассказ (M), фельетон (M), басня (F), анекдот (M), хроника (F), абзац (M), параграф (M), раздел (M), положение (N), позвонок (M)

Bu kısımda Fıkra nedir? Fıkra ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Fıkra tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Fıkra hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.