Subject to türkçesi Subject to nedir

  • Bağlı olarak.
  • Buyruğu altına almak.
  • Karşı karşıya olan.
  • Maruz bırakmak.
  • Çeken.
  • Yapmak (birine olumsuz bir şey).
  • Meyilli.
  • Tabi.
  • Bağlı.
  • Tabi tutmak.
  • Tabi olmak.
  • Eğilimi olan.
  • Konu olmak.
  • Karşı karşıya getirmek.
  • Maruz kalan.
  • Bağlı olmak.

Subject to ile ilgili cümleler

English: Ali was subject to physical and emotional abuse.
Turkish: Ali fiziksel ve duygusal istismara maruz kalmıştı.

English: All prices are subject to change.
Turkish: Fiyatlarda değişiklik yapılabilir.

English: A man of strong will is not subject to corruption.
Turkish: Güçlü bir adam yolsuzluğa tabi olamaz.

English: All the languages are subject to variations.
Turkish: Tüm diller varyasyonlara tabidir.

English: Everything is subject to the laws of nature.
Turkish: Her şey tabiat kanunlarına tabidir.

Subject to ingilizcede ne demek, Subject to nerede nasıl kullanılır?

Subject : Çeken. Tedavi altına alınan şahıs veya hayvan. Etmek. Tabi kılmak. Konu. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Bağlı. Subjekt. Karşı karşıya olan. Özne.

 

To : E doğru. İle. Oranla. Ya. Karşı. Kadar. -e göre. Göre. E. Kala.

Subject to approval : Onaya bağlı. Onaya tabi. Onaya tabi olmak.

Subject to change : Değişikliğe tabi. Değişime tabi. Değiştirilmeye tabi.

Subject to duty : Gümrüğe tabi. Gümrüke tabi. Gümrük işlemine tabi olmak.

Subject to review : İncelenmek koşuluyla. İleride incelenmek şartıyla. İleride değiştirme şartıyla.

Subject to your consent : Senin rızana bağlı.

İngilizce Subject to Türkçe anlamı, Subject to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subject to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Certainly : Kesinlikle. Bal gibi. Baş üstüne. Muhakkak. Elbette. Şüphesiz. Elbet. Yakinen. Tabii.

Expose : Açığa çıkarmak. Ortada bırakmak. Terketmek. Işıklandırmak. Işığa tutmak (fotoğrafçılık terim). Karşı karşıya bırakmak. Etkisine açık bırakmak. Sergilemek. Tutmak.

Subjected : Boyun eğdirmek. Etmek. Mecbur etmek. Çektirmek.

Under the influence of : -in etkisi altında. Etkisi altında.

Adhering : Bağlı kalmak. Katılmak. İltihak etmek. Yapışmak. Bitiştirmek. Bağlanmak. Girmek. Üyesi olmak.

Hitcher : Otostop yapan. Otostopçu. Çekiştiren. Otostop çeken. Bağlayan.

Cleave : Yapışmak. -den ayrılmamak. Açmak. Delmek. Çatlamak. Bölünmek. Sadık kalmak. Yarmak. Yarılmak.

Adjective : Sıfat gibi kullanılan. Önad. Sıfat. Bir özne, konu ya da nesneyi niteleyen ve değerleme ölçeklerinde ölçüm sürekliliği üzerindeki çeşitli kesim noktalarını göstermeye yarayan sözcük. Yüklenç. Nitem. Biçimsel. Sabitleştiricili.

According as : Aynen. -dıkça. -dikçe. Tıpkı -diği gibi. -diği oranda. Göre. -dukça. -diği nispette. -e göre.

 

Subject to synonyms : subjected to, downhills, adhered, appertaining, pullers, be subject to, subject, disposed to, appertain, consequent, being based on, appertained, depending upon, adherent, adherents, linked, anchored, expose to, depend, appurtenant, depend upon, aslant, adheres, attractants, adhere, leaning, attractant, aslope, subjugates, come in for, appertains, tractive, leanings.