Tabi nedir, Tabi ne demek

Tabi; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Tabi" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sanki bütün kamara, bütün halk, onlara tabi, onlara mahkûmdu." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Elbette, esasen

Tabii

Tabi kısaca anlamı, tanımı:

Tabi olmak : Birinin kontrolü altına girmek, bir şeye veya bir kimseye bağlı olmak.

Tabi kılmak : Egemenliği altına almak, boyun eğdirmek, kendine uydurmak.

Tabi tutmak : Tabi kılmak.

Tabiat : Güzeli ayırma melekesi, zevk, beğeni. Huy, karakter. Doğal özellik. Doğa. İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu.

Tabiat bilgisi : Okullarda doğa ile ilgili bilgileri içine alan dersin adı. Bu dersin konularını içeren kitap.

Tabiat bilimleri : Doğa bilimleri.

Tabiatıyla : Doğal bir biçimde, tabii olarak. Kendiliğinden.

Tabiatlı : Herhangi bir yaradılışta, huyda olan.

Tabiatsız : Çirkin ve kaba şeylerden tedirgin olmayan, zevksiz (kimse). Huysuz, geçimsiz.

Tabiatsızlık : Tabiatsız olma durumu.

Tabiatüstü : Doğaüstü.

Tabiatüstücü : Doğaüstücü.

Tabiatüstücülük : Doğaüstücülük.

Tabii : (ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Doğada olan, doğada bulunan. Yapmacık olmayan, doğal. Katıksız, saf, doğal. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

 

Tabii afet : Doğal afet.

Tabii hukuk : İnsanın doğuştan sahip olduğuna inanılan haklarını ele alan hukuk.

Tabiileşme : Tabiileşmek işi.

Tabiileşmek : Tabii duruma gelmek.

Tabiilik : Doğal olma durumu.

Tabiiyet : Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma, bağımlılık. Uyrukluk.

Tabiiyetsizlik : Tabiiyetsiz olma durumu, uyruksuzluk.

Tabildot : Birçok kişinin erzak sağlayıp kendilerine yemek pişirtmek için kurdukları ortaklık. Seçmesiz yemek, alakart karşıtı.

Tabip : Hekim.

Tabiplik : Hekimlik, doktorluk.

Tabir : Deyiş, anlatım, ifade. Yorum. Rüya yorma, yorumlama. Deyim.

Tabir etmek : Adlandırmak, ad verilmek, ifade etmek. yorumlamak.

Tabiri caizse : "sözün özünü söylemek gerekirse" anlamında kullanılan bir söz. "diğer bir deyişle, şöyle söylemek uygunsa" anlamında kullanılan bir söz.

Tabirname : Rüyaların yorumunu yapan kitap.

Adli tabip : Adli tıpta görevli doktor.

Adli tabiplik : Adli tabibin çalıştığı yer. Adli tabip olma durumu.

Amiyane tabirle : Halk ağzı ile, halk deyişiyle.

Diş tabibi : Diş hekimi.

Marifet iltifata tabidir : "başarılı bir kimse, desteklenir, takdir edilir, övülürse daha iyi işler yapar" anlamında kullanılan bir söz.

Bağımlı : Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi.

Basıcı : Bası işi yapan kimse.

Yayımcı : Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör. Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör.

 

Tabiat taklidi kelime, onomatopik kelime : Azerbaycan Türkçesi: täğlidi sözlär; Türkmen Türkçesi: ses meňzetmesi; Gagauz Türkçesi: onomatopeyik laflar ~ yansılamalar ~ onomatopeya;Özbek Türkçesi: taqlidiy soz; Uygur Türkçesi: täqlidiy söz; Tatar Türkçesi: awaz iyärteme; Başkurt Türkçesi: oksatıwhüzzäre; Kmk: predmetleni awazların wa tawuşların aňlatagan söz; Krç.-Malk.: eriklewçü söz ~ eniklewçü söz; Nogay Türkçesi: erkelew söz; Kazak Türkçesi: eliktewişsöz; Kırgız Türkçesi: tuurandı söz; Alt:: ötköniş sös; Hakas Türkçesi: köögîs sös; Tuva Türkçesi: öttünügsös; Şor Türkçesi: *köögüş sös; Rusça: zvukopodrajatelnoye slovo

Tabihi : Tabii

Tabii ilimler : Doğa bilimleri. [Bakınız: doğa bilimleri] [Bakınız: Doğal Bilimler]

Tabii tohumlama : Dişi hayvanların kızgınlık gösterdikleri dönemde erkeklerle birleşmelerine verilen ad, sıfat.

Tabiileştirme : Tabiileştirmek işi.

Tabiileştirmek : Doğal duruma getirmek.

Tabiiyetli : Herhangi bir ülkenin uyruğunda olan, uyruklu.

Tabiiyetsiz : Herhangi bir ülkenin uyruğu olmayan, uyruksuz.

Tabilik : (I) a. Tabi (I) olma durumu. (II) a. Yayımcılık.

Tabiya : < Ar. ta'biye: tabya. || tabye

Tabi ile ilgili Cümleler

  • Tabi ki endişelisin.
  • Evet, tabii, hatasızsın.
  • "Öğretmenim, bu kitabı okudunuz mu?" "Tabii ki."
  • Bu, benim geldiğim yerde çok yaygın bir tabir.
  • Tabi ki, ben kameramı getirdim.
  • Tabi ki seni affediyorum.
  • Tabi ki Tom'a söylemedim.
  • Adli tabip cesetlerden herhangi birinde herhangi bir ateşli silah yarası bulmadı.
  • Tabi ki, bu durumun başka bir açıklaması Çincenin İngilizce öğrenmekten daha zor olmasıdır.
  • Öğretmen: "Tabii, bu mümkün." dedi.
  • Tabi ki, hayır!
  • Tabi ki, evet!
  • "Seninle gidebilir miyim?" "Tabii ki."
  • "Dünkü futbol maçını izledin mi" "Tabii ki izledim!

Diğer dillerde Tabi anlamı nedir?

İngilizce'de Tabi ne demek? : [Tabi] adj. subject to, subject, dependent, dependant, adjective, subordinate, linked

n. print, printing

Fransızca'da Tabi : dépendant/e, soumis/e, sujet

Almanca'da Tabi : der Drucker, der Verleger, der Herausgeber, abhängig, der Druck, die Auflage

Rusça'da Tabi : n. подданный (M), приверженец (M), печатник (M), издатель (M)

adj. следующий, покорный, зависимый, подведомственный, подчиненный