Tabii nedir, Tabii ne demek
Tabii; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Doğada olan, doğada bulunan.
- Katıksız, saf, doğal.
- (ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak.
- Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
- Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi.
- Yapmacık olmayan, doğal

"Tabii" ile ilgili cümleler
- "Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii." - A. Ağaoğlu
- "Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor." - A. Rasim
- "Tabii meyve suları."
- "Bir milletin kendi varlığını müdafaa etmesinden daha tabii ne olabilir?" - M. Kaplan
- "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir." - Atatürk
Orta Öğretim alanındaki anlamı:
[Bakınız: doğal]
Tabii tanımı, anlamı:
Tabii afet : Doğal afet.
Tabii hukuk : İnsanın doğuştan sahip olduğuna inanılan haklarını ele alan hukuk.
Sevkitabii : İçgüdü.
Tabiileşme : Tabiileşmek işi.
Tabiileşmek : Tabii duruma gelmek.
Tabiilik : Doğal olma durumu.
Tabiiyet : Uyrukluk. Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma, bağımlılık.
Tabiiyetsizlik : Tabiiyetsiz olma durumu, uyruksuzluk.
Alışılmış : Her zamanki, mutat.
Zaman : Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Belirlenmiş olan an. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Çağ, mevsim. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit.
Sağduyu : Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü.
Mantı : İçine kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde dürülen hamur parçaları. Bu hamur parçalarıyla hazırlanan yemek.
Düzen : Bez dokuma tezgâhı. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Dolap, hile. Alet edevat takımı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
Uygun : Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.
Yapmacık : İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.
Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Yapmacık olmayan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
Katıksız : Yabancı bir şeyle karışmamış. Niteliği başka hiçbir etkiyle bozulmamış olan, tam. Belli bir yerden, belli bir soydan gelen. Katığı olmayan, yavan.
Saf : Katıksız, arı, katışıksız, halis, has. Grup. Dizi, sıra. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil. İyi niyetli, art niyetsiz.
Tabii ilimler : Doğa bilimleri. [Bakınız: doğa bilimleri] [Bakınız: Doğal Bilimler]
Tabii tohumlama : Dişi hayvanların kızgınlık gösterdikleri dönemde erkeklerle birleşmelerine verilen ad, sıfat.
Tabiileştirme : Tabiileştirmek işi.
Tabiileştirmek : Doğal duruma getirmek.
Tabiiyetli : Herhangi bir ülkenin uyruğunda olan, uyruklu.
Tabiiyetsiz : Herhangi bir ülkenin uyruğu olmayan, uyruksuz.
Tabii ile ilgili Cümleler
- "Seninle gidebilir miyim?" "Tabii ki."
- Tabii, haberleri oldukça iyi hatırlıyorum.
- "Dünkü futbol maçını izledin mi" "Tabii ki izledim!
- Öğretmen: "Tabii, bu mümkün." dedi.
- Tabii!
- Tabii, bu kitabı okumalıyım.
- Haklısın, tabii ki.
- Tabii ki!
- Tabii, bu da mümkün.
- "Öğretmenim, bu kitabı okudunuz mu?" "Tabii ki."
- Tabii, birçok emektar vatandaş emeklilikten memnundur.
- Bu tabii ki yanlıştı.
- Tabii her zaman sizin ne kadar önemli olduğunuzdan bahsetmiştir.
- Evet, tabii, hatasızsın.
Diğer dillerde Tabii anlamı nedir?
İngilizce'de Tabii ne demek? : adj. natural
interj. sure, of course, certainly, surely
Fransızca'da Tabii : naturel/le
Almanca'da Tabii : adj. angeboren, naturgemäß, natürlich, ungekünstelt
adv. gewiss, begreiflicherweise
Rusça'da Tabii : adj. природный, естественный, натуральный, непосредственный, непринужденный
adv. естественно, конечно

Bu kısımda Tabii nedir? Tabii ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tabii tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tabii hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.