Sağduyu nedir, Sağduyu ne demek

  • Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim
  • Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü.

"Sağduyu" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu halk çocuğunun sağduyusu, temiz bir yüreği, yiğitliği ve hepsiyle beraber saflığı vardır." - F. R. Atay

Felsefi anlamı:

(Descartes'da) Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. Usla eşanlamlı.

Sosyoloji'deki anlamı:

İnsanın günlük yaşamı içinde geliştirdiği ve bilim ile üretimsel etkinlikler arasındaki bağların gelişmesi, bilimin yaygınlaşması dolayısıyla bilimsel bilgiye yaklaşma süreci içinde bulunan görüşlerin, alışkanlıkların ve düşünme biçimlerinin toplamı

Bilimsel terim anlamı:

Ortalama ölçünlere uygun, sağlam düşünme yeteneği.

İngilizce'de Sağduyu ne demek? Sağduyu ingilizcesi nedir?:

good sense, common sense

Sağduyu hakkında bilgiler

Sağduyu, insanın kişisel günlük yaşantısından edindiği görüş, duyuş, davranış ve düşünüş biçimlerininin tümü.

Bir yanıyla maddecilikle uyuşan sağduyu, diğer yanıyla metafizik bir özellik taşır. Çünkü, doğrudan gündelik pratikte sınırlandığından, nesnelerin ve süreçlerin özüne inmez. Böylece de, bir bakıma, bilimsel düşünceye aykırı düşer. Bertrand Russell, Batı Felsefesi Tarihi adlı yapıtında, Aristotales'in öğretisini, bir ölçüde bir sağduyu öğretisi olarak değerlendirdi; “Aristotales'in yargıları, çoğunlukla sudan ayrıntılar üzerinde bile özenle duran ve öğretici bir hava içinde öne sürülen sağduyu ön yargılarıdır.” Einstein ise, “sağduyunun on sekiz yaşından önce zihinde yerleşen önyargılardan başka bir şey olmadığını” ileri sürdü. Lincoln Barnett, Einstein'in başarısını, tartışmasız benimseyen sağduyu önyargılarına karşı çıkışında bulur.

 

Sağduyu Felsefesi'ni (Philosophy of Common Sense) öne süren İskoçya Okulu'nun öncüsü Thomas Reid, sağduyuyu, “doğuştan gelen ve herkesçe aynı biçimde duyulanı dile getiren ortakduyuş (Common Sense)” diye tanımladı. Thomas Ferguson (1723-1796) izleyen Adam Ferguson (1723-1816) ve Dugald Stewart (1753-1828) gibi düşünürler de, Hume, Berkeley, Descartes ve Locke'a bağlanabilecek metafizik bir sağduyu anlayışı geliştirdiler. Ancak sağduyu yalnızca bu yanıyla ele alma, kimi düşünürlere göre, doğru değildir. Çünkü sağduyu, doğru ve bilimsel muhakeme yapma yeteneğini de içerir. Bu açıdan, bilimsel bilgiye yaklaşan sağduyu ile bilimsel düşünüş arasındaki karşıtlık görelidir.

Zorunlu olarak günlük pratiğin bilgileriyle sınırlı olan sağduyu, yine ve ancak günlük pratiğin bilimselleşmesiyle serpilip gelişebilir. Bilim ile üretim arasındaki bağlar sıkılaşıp bilimsel görüşler yaygınlaştıkça, kişinin günlük pratiğinin niteliği de değişikliğe uğrar. Bu nedenle sağduyuyu bir süreç içinde ele almak gerektiğini ileri süren bu düşünürler şu tanımı yapmaktadır: “İnsanın günlük yaşamı içinde bulunan görüşlerin, alışkanlıkların ve düşünme biçimlerinin toplamı sağduyudur.”

 

Sağduyu ile ilgili Cümleler

  • Mümkün olduğu kadar sağduyulu olmaya çalış.
  • Ali sağduyudan yoksun.
  • Sen sağduyulu musun?
  • Sağduyulu olabilir misin?
  • Sağduyulu olun.
  • Senin sağduyunu takdir ediyorum.
  • Sağduyulu davrandı.
  • Sağduyu bana bunun onu yapmanın yolu olmadığını söylüyor.
  • Sağduyu asla çok fazla değildir.
  • Onda sağduyu yok.
  • Tom'un sağduyulu olduğundan oldukça eminim.
  • Sağduyudan yoksundur.
  • O sağduyulu olurdu.
  • Sağduyu galip gelmeli.

Sağduyu kısaca anlamı, tanımı:

Yargı : Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza. Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.

Sağduyulu : Sağduyusu olan.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Verme : Vermek işi.

Aklıselim : Sağduyu sahibi olan. Sağduyu.

Hissiselim : Sağduyu.

Yanlı : Yandaş.

Ayırma : Ayırmak işi.

Yargılama : Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, muhakeme. Anlık.

İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

Sağduyululuk : Sağduyulu olma durumu.

Diğer dillerde Sağduyu anlamı nedir?

İngilizce'de Sağduyu ne demek? : n. foresight, forethought, reason, sense, farsightedness, horse sense, judgement [Brit.], judgment, lucidity, lucidness, mother wit, nous, prudence, common sense, good sense

Fransızca'da Sağduyu : bon sens, sens commun, droiture [la], entendement [le], jugement [le], jugeote [la], raison [la]

Almanca'da Sağduyu : gesunder Menschenverstand

Rusça'da Sağduyu : n. здравомыслие (N), благоразумие (N)

adv. здраво