Subjective factors türkçesi Subjective factors nedir

  • Bireylerin, türlü kurumların, toplumsal kümelerin ve genel olarak halk yığınlarının etkinliklerini, bilinçlerini, eylemde bulunma istenç ve yetilerini içeren toplumsal gelişim koşulları.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Öznel etkenler.

Subjective factors ingilizcede ne demek, Subjective factors nerede nasıl kullanılır?

Subjective : Sübjektif. Düşsel. Hayali. Subjektif. Kişiye göre değişen. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Öznel. Yalnızca hasta tarafından hissedilen. Kişisel bakış açısı ile ilgili. Yalnız hasta tarafından algılanan.

Factors : Finansör (üretimde). Değişken. Faktör. Öğe. Çarpan. Eleman. Etken. Aracı kuruluş. Tambölen. Katsayı.

Subjective camera : Öznel anlatış. Alıcının, konuyu kişilerden birinin görüş noktasından, onun ağzından anlatmasıyla ortaya çıkan durum. nesnel anlatışın karşıtı. (öznel anlatışta alıcının merceği bu kişinin yerini alır; dolayısıyla izleyici de olayları, varlıkları, durumları bu kişinin görüş noktasından izler; izleyicinin görüşü bu kişinin görüşüyle birleşir. bundan dolayı, öznel anlatış, tekil birinci kişinin anlatışı özelliğini taşır). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Subjective case : Yalın durum. Özne durumu.

Subjective criterion : Öznel ölçüt.

Subjective demand curve : Öznel istem eğrisi. Tekelci rekabet piyasalarında temsili firmanın fiyatını değiştirmesi halinde, aynı mal grubunu üreten diğer firmaların fiyatlarını değiştirmeyecekleri varsayımı altında, firmanın kendi malına yönelik olduğunu düşündüğü istem eğrisi. bu istem eğrisinin eğimi, nesnel istem eğrisine göre daha düşüktür.

İngilizce Subjective factors Türkçe anlamı, Subjective factors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subjective factors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Age group : Yaş grubu. Yaş kümesi. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş öbeği. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme.

Acclimatation : İklimuyum. Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci.

Aesthetic : Güzelduyu. Bedii. Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Aesthetical ideal : Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü. Güzelduyusal ülkü.

 

Acculturation : Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültürleşme. Kültürlenme. Kültür etkileşimleri. Kültürel etkileşim. Ekinsel yozlaşma. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürel uyum. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim.

Achievement motive : Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarma güdüsü. Başarı güdüsü.

Alienation : Devretme. Soğutma. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Ötekileştirme. Aralarını açma. Dengesizlik. Yabancılaşma. Uzaklaşma. Yabancılaştırma.

Affection : Etkileme. Meyil. Yakınlık. Düşkünlük. Hastalık. Şefkat. Eğilim. Duygusal yakınlık. Alaka.

Age grade : Yaş katmanı. Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.

Subjective factors synonyms : adjustment in marriage, agnation, abilities, adaptive behavior, agression, age distribution.