Sulfite türkçesi Sulfite nedir

Sulfite ingilizcede ne demek, Sulfite nerede nasıl kullanılır?

Sulfites : Sülfit. Sülfüt.

Bisulfite : Sülfürik asit tuzu. Bisülfür. Bisülfit.

Hyposulfite : Tuz veya hiposülfüröz asit (kimya). Hiposülfür. Hiposülfit.

Sulfide : Sülfit. Sülfürlü. Sulfur. Sülfür.

Cadmium sulfide : Kadmiyum sülfür. Kadmiyum sülfit.

Sulfadiazine : Sülfadiazin. Sülfadiyazin. Beyin omurilik sıvısına en fazla geçebilen ve bu nedenle özellikle meningekoklardan ileri gelen beyin zarı hastalıklarının tedavisinde kullanılan sülfonamid.

Disulfiram : Alkolikliğin tedavisinden kullanılan kimyasal bir madde. Aldehid dehidrojenaz enziminin baskılayıcısı olan bir madde. Disülfiram. Disülfiramtetraetiltiüramdisülfür.

Bisulfide : Bisülfür. İki sülfürik atom içeren bileşim. Bisülfit. Bi-sülfür.

Sulfa drug : Sülfa ilaçlar. Sülfonamid. Sulfa ilacı. Sülfonamit. Sülfa ilacı.

Dichlorodiethyl sulfide : Deri üzerinde kavrukluk ve yanmaya neden olan zehirli bir madde (kimyasal silahlarda kullanılır). Hardal gazı. İperit.

İngilizce Sulfite Türkçe anlamı, Sulfite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sulfite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fulfil : Gidermek. Tatmin etmek. Uygulamak. Karşılamak. İfa etmek. Bitirmek. Gerçekleştirmek. Yapmak. Yerine getirmek. Gerekeni yapmak.

 

Sulfate : Sülfatla işlemek. Sülfatlamak. Sülfata çevirmek. Sülfat.

Sulfide : Sülfürlü. Sulfur. Sülfür.

Qualify : Sınırlamak. Kalifiye etmek. Seçmelerde kazanmak. Hakkını vermek. Yeterli hale getirmek. Şart koymak. Sınırlandırmak. Yeterli kılmak. Ehliyet kazanmak. Nitelemek.

Serve : Servis atışı. Hizmet etmek. Hizmet sunmak. İşine yaramak. Kulluk etmek. Hizmet yapmak. Tapmak. Hapis yatmak. İşe yaramak. Servis sırası.

Sulphide : Sulfur. Sülfürlü bileşim. Sülfür. Sülfat. Sülfid. Sülfürlü.

Function : Fonksiyonunu yerine getirmek. Herhangi bir şeyin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev. Çalışmak (makine). Bir kümedeki değişimin başka bir kümede yol açtığı değişimi belirleyen bağıntı. Fonksiyonlarını yerine getirmek. Bir organın normal olarak yaptığı görev. Faaliyette bulunmak. Bir değişkenin değerlerine karşılık atanan sayılar topluluğu. Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet. fonksiyon. Bir ekin öğesinin belli bir toplumsal düzenin uyumlu işleyişine yaptığı katkı. bir yapının gerçekleştirebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme olanağı veren eylem türü ya da türleri.

Go around : Etrafında dolaşmak. Yeterince olmak. Ele almak. Gezinmek. İnsandan insana yayılmak. Elden ele dolaşmak. Çok kişiye bulaşmak (hastalık). Yaygın olmak. Yayılmak. Herkese yetmek.

Keep going : Devam ettirmek. İlerlemek. Devam etmek. Yola devam etmek. Sürdürmek.

Sulfite synonyms : live up to, sulphites, rooms, sulfites, fulfill, tide over, measure up, flat, apartment, bridge over, satisfy, do, answer, sulphate, sulphite, go a long way, sulphates.

Sulfite zıt anlamlı kelimeler, Sulfite kelime anlamı

Fall short of : Bekleneni verememek. Beklentileri karşılayamamak. Yetersiz kalmak. Yetişmemek. Az gelmek. Aşağı kalmak. Tükenmek. Eksik gelmek. Yeterli olmamak. Yetmemek.