Sulphites türkçesi Sulphites nedir

Sulphites ingilizcede ne demek, Sulphites nerede nasıl kullanılır?

Sulphite : Sülfit. Sülfüt.

Bisulphite : Sülfürik asit tuzu. Bisülfür. Bisülfit.

Hydrosulphite : Hidrosülfit.

Hyposulphite : Tiyosülfürik asit. Hiposülfür. (kimya) hiposülfit. Tuz veya hiposülfüröz asit. Hiposülfit.

Hyposulphite of sodium : Hipo-. İşlemede saptama aşamasında en çok kullanılan kimyasal özdek (sodyum hiposülfit, tiyosülfit, na2 s2 o3 . 5h2 o) ya da eriyiği. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Sulphide inclusion : Sülfür inklüzyon. Sülfür kalıntı.

Aluminium sulphide : Alüminyum sülfür.

Menadion natrium bisulphite complex : Menadiyon-sodyum bisülfit kompleksi. Menadiyona, sodyum bisülfit eklenmesiyle elde edilen, en az % 30 menadiyon içeren ve k vitamini etkisi olan bir ürün.

Sulphiet liqueur : Sülfit sıvısı. Tek hücre proteinlerinin üretimi sırasında besi yeri olarak kullanılan kağıt endüstrisi yan ürünü.

Sulphide : Sülfürlü. Sulfur. Sülfid. Sülfürlü bileşim. Sülfat. Sülfit. Sülfür.

İngilizce Sulphites Türkçe anlamı, Sulphites eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sulphites ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barium sulphate : Süspansiyon durumunda oral veya rektal yoldan özofagus, mide, ince ve kalın bağırsak grafisinde kullanılan kontrast madde. Baryum sülfat.

 

Compound : Bileşik. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birkaç elementden yapılmış madde. Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. Birleşik. Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek.

Sulphide : Sülfürlü. Sulfur. Sülfid. Sülfür. Sülfat. Sülfürlü bileşim.

Zinc sulfate : Çinko sülfat.

Salt : Çeşni. İlginçleştirmek. Tuzlu. Salt. Tuz koymak. Heyecan verici şey. Tuzlanmış. Tuzluk. Tuzlayarak saklamak. Biriktirmek.

Sulfide : Sülfür. Sulfur. Sülfürlü.

Magnesium sulfate : Magnezyum sülfat.

Cadmium sulfide : Kadmiyum sülfür. Kadmiyum sülfit.

Sulphur : Kükürtlemek. Kükürt. Sülfür sarısı. Hayvan vücudunda yağ, karbonhidrat ve enerji metabolizmasında görev alan, bitkisel ve hayvansal kökenli yemlerde bulunan sistin, sistein ve metiyonin, biyotin, tiyamin ve insülin gibi organik bileşiklerin yapısında yer alan, “s” rumuzuyla belirtilen, metalik olmayan bir element. Sülfür. Madencilik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Mineral. (s; metalimsi olmayan parıltı, sarı, gri; çizgi ak; sertlik 1-2.5, özgül ağırlık 2.07; monoklinal ve rombusal.). Sülf. Doğada serbest veya diğer bazı metallerle bileşik olarak bulunan bir element, sülfür. Sarı lahana kelebeği.

Copper sulfate : Hayvanlarda özellikle sindirim kanalındaki yuvarlak kurtlara karşı etkili, büzüştürücü ve yoğun çözeltileri dağlayıcı etkiye sahip bileşik. Bakır sülfat.

 

Sulphites synonyms : zinc sulfide, hydrogen sulfide, sodium lauryl sulphate, iron disulfide, zinc sulphide, zinc vitriol, blanc fixe, sodium sulphate, cupric sulphate, cupric sulfate, sodium lauryl sulfate, atomic number 16, sls, sulfate, sulfur, sulfite, chemical compound, s, sulphate, white vitriol, barium sulfate, pyrites, sodium sulfate, zinc sulphate, sulfites, sulphates, sulphite, copper sulphate.