Sunburn türkçesi Sunburn nedir

  • Cildi güneşten yanmak.
  • Bronzlaşma.
  • Güneşten yanma.
  • Güneş yanığı (ciltteki).
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Dermatitis solaris.
  • Çoğunlukla kedi, domuz ve keçilerde aşırı derecede güneş ışığına ve mor ötesi ışınlarına bağlı olarak deride pigmentasyonun az olduğu bölgelerde oluşan, dejenere keratinositlerin varlığı, deri kızarıklığı, eritem, kıl dökülmesi, pullanma ve kabuklanmayla belirgin, her yaz artan ve sonuçta yassı hücreli karsinoma dönüşebilen bir çeşit deri yanığı veya zedelenmesi, solar yanık, dermatitis solaris, solar dermatitis fotodermatitis, fotodermi.
  • Güneş yanığı.

Sunburn ile ilgili cümleler

English: Christine stayed in the shade all day, because she didn't want to get a sunburn.
Turkish: Christine tüm gün gölgede kaldı, çünkü güneş yanığı olmak istemiyordu.

English: My sunburn hurts.
Turkish: Benim güneş yanığım acıyor.

English: After all day in the sun, Ali had a sunburned nose.
Turkish: Ali bütün gün güneşte kaldıktan sonra, burnunda güneş yanığı vardı.

English: I need sunburn lotion.
Turkish: Güneş kremine ihtiyacım var.

English: Ali got sunburned.
Turkish: Ali güneş yanığı oldu.

Sunburn ingilizcede ne demek, Sunburn nerede nasıl kullanılır?

Can i have something for sunburn : Güneş yanığı için bir şeyiniz var mı.

 

Get a sunburn : Güneşte yanmak.

Sunburned : Bronz. Güneşte yanmış. Güneşte kızarmış. Güneşten yanmış. Güneş yanığı olmuş.

Sunburning : Cildi güneşten yanmak. Güneş yanığı (ciltteki). Güneş yanığı. Güneşten yanma.

Sunburns : Güneş yanığı. Cildi güneşten yanmak. Güneşten yanma. Bronzlaşma. Güneş yanığı (ciltteki).

Sunbather : Üstsüz güneşlenen kadın. Güneş banyosu yapan.

Sunbath : Güneşlenme. Güneş banyosu.

Sunbathe : Güneş banyosu yapmak. Güneşlenmek.

Sunbaked : Güneşte kurutulup sertleştirilmiş. Güneşte kurutulmuş.

Sunbathers : Güneş banyosu yapan. Üstsüz güneşlenen kadın.

İngilizce Sunburn Türkçe anlamı, Sunburn eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sunburn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Photodermia : Fotodermatit. Fotodermi.

A amplitude mod : A-mod görüntü. Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır.

Photodermatitis : Fotodermatitis. Fotodermatit. Fotodermatoz.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Color : Boya. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum. Boyamak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renkli almaçların görüntülüklerinin iç çeperinde bulunan ve her biri, renkli noktalardan üçünün bir üçgen biçiminde yan yana gelmesinden oluşan benek. Renklendirmek. Üçlü benek. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge. Renközü.

 

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

First degree burn : Birinci derece yanık. Kızarmaya neden olan ancak kabarcıklanma (su toplanması) yaratmayan orta derece deri yanığı. Birinci derece yanıklar. En az ciddi yanık.

Discolor : Rengini değiştirmek. Solmak. Leke. Bozmak. Rengi değişmek. Lekelemek. Solma. Rengini bozmak. Soldurmak.

Suntan : Bronz ten. Bronzlaşmak. Bronzluk. Bronzlaşmış ten. Bronzlaşma (güneşin ciltte meydana getirdiği). Yanık ten.

Sunburn synonyms : erythema solare, sunburning, abdominal distention, sun tan, solar dermatitis, abdominal palpation, a dna, suntans, tannings, sunburns, abdominal ovariectomy, burn, colour, solar burn, abaxial, abdominal pain, abattoir, a crochordon, abdominal fat necrosis, erythema, a clay, abamectin, abdomen, touch of the sun, discolour, tanning, a c syndrom, suntanning.

Sunburn zıt anlamlı kelimeler, Sunburn kelime anlamı

Hypopigmentation : Pigmentasyonun yetersiz oluşu. Hipopigmentasyon.

Sunburn ingilizce tanımı, definition of Sunburn

Sunburn kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tan. To burn or discolor by the sun. To tan. The burning or discoloration produced on the skin by the heat of the sun.