Suppressive türkçesi Suppressive nedir

Suppressive ingilizcede ne demek, Suppressive nerede nasıl kullanılır?

Immunosuppressive : İmmün sistemi baskı altına almaya meyilli. Bağışıklık sisteminin doğal tepkilerini baskı altına alma eğiliminde olan (farmakoloji). İmmünosupresif. İmmünosüpresif. İmmunosupressif. İmmunosüpresif. Bağışıklık sistemini baskılayan. Bağışıklığı baskılayıcı.

Suppressing : Örtbas etmek. Baskı altına almak. Zaptetmek. Bastırmak. Önlemek. Dindirmek. Ortadan kaldırmak. Yayınlanmasını yasaklamak. Durdurmak. Bastırıcı.

Suppression : Boşluk. Zapt etme. Örtbas etme. Bastırma. Duygu bastırma (bilinçli olarak). Gizli tutma. Yok etme. Kesme. Bastırı. Supresyon.

Suppression loss : Bastırma yitimi.

Suppression of monopoly : Ayıracılığın verenlerce geri alınması. Ayrıcalığı kaldırma.

Carrier suppression : Taşıyıcı bastırması. Taşıyıcı bastırma.

Color interference suppression : Renk karışmasıönler. Renkli yayının siyah-beyaz almaçla izlenmesi durumunda, renk alt taşıyıcısının yol açtığı karışmadan dolayı görüntüde beliren noktalı çizgileri giderici düzen. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Suppression ratio : İniklik oranı.

Beam suppression : Huzme bastırma. Hüzme bastırma.

 

Suppressions : Gizleme. Önleme. Yok etme. Durdurma. Örtbas etme. Kesme. Bastırma. Sindirme. Gizli tutma. Baskı.

İngilizce Suppressive Türkçe anlamı, Suppressive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suppressive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Latents : Örtülü. Potansiyel. Görünmez. Belirti göstermeyen. Saklı. Gizli. Örtük. Gelişmemiş.

Latent : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gelişmemiş. Uyku halinde olma ve belli şartlar oluşunca gelişme yeteneğinde olma durumu. Örtülü. Henüz belirgin hale gelmemiş, gizli seyreden, klinik olarak belirti göstermeyen. Gizli olarak var olan. Latent. Gizli. Örtük. Görünmez.

Oppressing : İç karartıcı. Zulüm yapmak. İçini daraltmak. Kahretmek. Zulmetmek. Kasıp kavurmak. Yormak. Zulüm etmek. Eziyet etmek.

In posse : İhtimal dahilinde. Bil kuvve. Muhtemel bir şekilde. Potansiyel bir biçimde. Muhtemelen.

Restrictive : Kısıtlı. Tanımlayıcı. Kısıtlayan. Kısıtlayıcı. Bağlayıcı. Sınırlayıcı.

Digesters : Dijestör. Hazmettirici madde. Çürütücü. Besini hazmeden. İçinde maddelerin yumuşatıldığı veya parçalara ayrıldığı alet. Sindirici. Pişirme kazanı. Sindireç. Sindirime yardımcı olan madde.

Compressive : Sıkıştıran. Baskılı. Sıkıştırıcı. Sıkıştırıcı veya sıkıştırma eğiliminde olan. Basmaya ilişkin. Kompresif. Basınçlı.

Digester : Çürütücü. Pişirme kazanı. Sindireç. İçinde maddelerin yumuşatıldığı veya parçalara ayrıldığı alet. Hazmettirici madde. Sindirime yardımcı olan madde. Sindirici. Dijestör. Besini hazmeden.

Potential : Kütle çekimi gibi bir kuvvet alanı içinde bulunan birlim kütleyi sonsuzdan, belirli bir noktaya getirebilmek için gerekli işle ölçülen erke değeri. İktidar. Gizli. İmkan. Gizli güç. Gizil(lik). Gizilgüç. Açığa çıkmamış. Durum ya da konuma bağlı eylem yeteneği. toprak ya da bir yüksekten sonsuz uzaklık gibi ölçünlere göre belirlenen ve elektrik ya da mıknatıssal olan yeğinliğinin bir uzaklık boyunca eski tümleviyle verilen bağıl nicelik.

 

Suppressive zıt anlamlı kelimeler, Suppressive kelime anlamı

Unrestrictive : Kısıtlamasız. Sınırlamasız.

Suppressive ingilizce tanımı, definition of Suppressive

Suppressive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Concealing. Tending to suppress. Subduing.