Compressive türkçesi Compressive nedir

  • Sıkıştırıcı veya sıkıştırma eğiliminde olan.
  • Basmaya ilişkin.
  • Kompresif.
  • Sıkıştıran.
  • Bastıran.
  • Basınçlı.
  • Baskılı.
  • Sıkıştırıcı.

Compressive ingilizcede ne demek, Compressive nerede nasıl kullanılır?

Compressive force : Sıkıştırıcı kuvvet. Basınç kuvveti. İtme kuvveti.

Compressive load : Sıkıştırıcı yük. Sıkışma yükü. Basınç yükü.

Compressive optic neuropathy : Kompresif optik nöropati. Optik kanalın üstten ve alttan yassılaşması sonucu görme sinirlerinin basınç altında kalmasıyla oluşan sinir zedelenmesi. buzağı ve domuzlarda a vitamini yetersizliğine bağlı olarak biçimlenir.

Compressive shrinkage : Kompresif çektirme. Sıkıştırmalı çektirme.

Compressive shrinking machine : Sıkıştırmalı çektirme makinesi. Sıkıştırmalı çektirme makinası. Kompresif çektirme makinesi.

Compressively : Kompaksiyon aracılığı ile. Kompresif halde. Sıkıştırma ile. Sıkıştırarak.

Compressibility factor : Sıkıştırılma katsayısı. Sıkıştırılabilme faktörü. Sıkıştırılabilirlik oranı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Gerçek gazların, düşünsel, gaz denkleminden sapmalarını belirten düzeltme çarpanı. Sıkışırlık çarpanı. Sıkıştırabilme faktörü. Sıkıştırılabilme etkeni. Oylumun basınçla değişimini ölçen özgül nicelik. Sıkıştırılabilirlik faktörü.

 

Compressive strain : Basınç deformasyonu. Basma gerinimi.

Compressive stress : Sıkışım gerginliği. Bası gerilmesi. Sıkıştırma gerilimi. Sıkıştırıcı zorlama. Basma gerilmesi. Uygulandığı bölgede bir yoğunluk değişimi verecek biçimde yönelmiş, birim yüzeye etkiyen kuvvet. Basma gerilimi. Basınç gerilmesi.

Compressibility test : Sıkışırlık deneyi. Kompresibilite deneyi.

İngilizce Compressive Türkçe anlamı, Compressive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compressive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pressurized : Sıkmak. Basınçlandırılmış. Basınç uygulamak. Tazyikli. Baskı yapmak. Akılamak. Basıncını ayarlamak (uçak).

Arresting : Dikkat çekici. Tutuklama. Göze çarpan.

Stupefying : Bayıltma yoluyla avcılık. Çeşitli yöntemlerle mekanik, elektrik, kimyasal, hayvanlar, bitkiler vb. yardımıyla balıkların bayıltılarak avlanma biçimi. Bunaltıcı. Afallatma.

Suppressive : Gizil. Sindiren.

Awe inspiring : Huşu uyandıran. Büyük hayranlık uyandıran. Korku veren. İnsanı huşu içinde bırakan. Büyüleyici.

Pressurised : Basınçlandırılmış. Tazyikli.

Constricting : Büzmek. Daraltmak. Baskı yapmak. Sıkmak. Sıkıştırmak. Kısıtlamak. Sıkma.

Splendid : Görkemli. Olağanüstü. Çok güzel. Şahane. Mükemmel. Parlak. Berkemal. Fevkalade. Çok iyi. Harika.

Forced : Termal. Cebri. Zorlama. Mecbur. Zorunlu. Zorlanmış. Rıza dışı. Mecburi. Zoraki.

Astounding : Sersemletici. Müthiş. Şaşırtıcı. Aşırı şaşırtıcı. Parmak ısırtan. Şaşılacak. Şoke eden. Hayret verici. Hayrete düşüren.

 

Compressive synonyms : fulgurous, eye popping, important looking, staggering, baronial, amazing, spectacular, astonishing, straitening, compactor, grandiose, compressing, brilliant, lofty, squeezable, signal, awing, awful, awesome, tamper, grand, proud, glorious, stunning, compressor, pressing, tighteners, compressed, constricted, imposing, depressor, heroic, expansive.

Compressive zıt anlamlı kelimeler, Compressive kelime anlamı

Unimpressive : Etkileyici olmayan.

Unmoving : Hareket etmeyen. Hareketsiz. Heyecansız. Sakin. Kımıldamayan. Devinmeyen.

Hard : Kireçli. Güç. Zahmetli. Sağlam. Katı. Şiddetli. Ekşimiş. Ekşi. Kalpsiz. Sıkı.

Compressive ingilizce tanımı, definition of Compressive

Compressive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a compressive force. Compressing, or having power or tendency to compress.