Sura nedir, Sura ne demek
Yerel Türkçe anlamı:
Koyun, kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılmış olan yemek, döşdoldurması.
Gemilerde başbaşa konmuş tahta.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Baldır.
Sura hakkında bilgiler
Sura, Antalya ili Demre ilçesi yakınlarında bulunan antik Likya kenti. Günümüzde bu lokasyonda bulunan köyün adı da Sura Köyü'dür.
Sura ile ilgili Cümleler
- Suratına bir yumruk attı.
- O bugün asık suratlı.
- Oteldeki resepsiyonist asık suratlıydı ve hiç de arkadaş canlısı değildi.
- O, tamamen gülmeyen bir suratla fıkra anlattı.
- Suratına bakınca kaybolduğu anlaşılıyor.
- Surat asma.
- Ali bana surat asıyor.
- Denis, Wilson'un yuvarlak suratına gülüyor.
- Neden bu kadar asık suratlısın?
- Neden onun kaşı çatık, suratı asık?
Sura kısaca anlamı, tanımı:
Surat : Soğuk davranma. Somurtkanlık, asık yüzlülük. Yüz.
Surat asmak : Kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak.
Surat bir karış : Öfkeli, kızgın ve somurtkan.
Surat düşkünü : Çirkin yüzlü (kimse).
Surat etmek : Birine karşı küskün durmak, asık yüzlü olmak.
Surat kalmamak : Utanmaz duruma gelmek.
Surat mahkeme duvarı : Asık suratlı, kimseye gülmeyen, suskun duran. utanması, sıkılması olmayan kimseler için kullanılan bir söz.
Surata bak süngüye davran : Çok asık suratlı kimseler için kullanılan bir söz.
Suratı bir karış asılmak : Öfkelenmek, kızmak ve somurtmak.
Suratı değişmek : Bir kimseye karşı davranışı değişmek, daha sert bir durum almak.
Suratı kasap süngeriyle silinmiş : "utanması, sıkılması kalmamış" anlamında kullanılan bir söz.
Suratı sirke satmak : Öfkeli, kızgın olduğu anlaşılmak.
Suratına indirmek : Tokat atmak.
Suratından düşen bin parça olmak : Öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.
Suratını dağıtmak : Yüzüne zarar verecek biçimde dövmek.
Suratını ekşitmek : Yüzüne memnun olmadığını belirten bir anlam vermek.
Suratlı : Yüzü ...-yı andıran.
Suratsız : Aksi, huysuz. Somurtkan. Çirkin.
Suratsızlık : Somurtkan olma durumu.
Asık surat : Asık suratlı.
Asık suratlı : Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan, asık surat, eğri çehre, eğri çehreli, askın surat.
Bet suratlı : Yüreğinin kötülüğü yüzünden belli olan.
Bir karış suratla : Asık yüzlü bir biçimde.
Çatık surat : Çatık yüz.
Çatık suratlı : Çatık yüzlü.
Ekşi surat : Küskünlük veya hoşnutsuzluk anlatan yüz, ekşi yüz.
İşkembe suratlı : Çopur.
Kepçe surat : Yüzü çok küçük olan (kimse).
Kösele suratlı : Utanmaz, sıkılmaz.
Meşin suratlı : Utanmaz, şerefsiz (kimse).
Muşmula suratlı : Asık suratlı olan (kimse).
Yüz surat davul derisi : Utanması olmayanlar için söylenen bir söz.
Yumuşak : Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Okşayıcı, tatlı, hoş. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Sessiz, hafif. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Kolaylıkla işlenebilen. Ilıman (iklim), sert karşıtı.
İnce : Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Hafif, gücü az. Ayrıntılı. Zayıf. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı.
İpekli : İpekten yapılmış veya içinde ipek bulunan (kumaş).
Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.
Antalya : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.
Yakın : Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Uzak olmayan yer. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Suracan : Suskun, sessiz (kimse).
Surak : Su çevrisi, girdap.
Suralis : Baldıra ait olan
Surat itmek : Yüzünü ekşitmek, küskün durmak.
Suratı bozuk : Huysuz, kötü huylu : Bu suratı bozuktan başka adam kalmadı mı da bundan bir şey bekliyorsun?
Suratını ekşitmek : yüzüne memnun olmadığını belirten bir anlam vermek. İlgili cümle: "İşte ilmin, âlimin kıymeti bilinmeye başladı diye suratımı ekşittim." Ö. Seyfettin. Ben suratımı buruşturdukça, bir yaz öğlesinde yarı açık kalmış bir musluktan akarak ak mermer bir yalakta şarkı söyleyen serin bir su gibi gülsün o! -N. Hikmet.
Suratsuz : Yüzü asık (Erzincan Merkez)
Diğer dillerde Sura anlamı nedir?
İngilizce'de Sura ne demek? : n. any of the 114 chapters of the Koran (Islam); calf, hind portion of the lower leg (Anatomy)
n. sura, any of the 114 chapters of the Koran (Islam)
n. rampart, wall, bulwark, the last trump, the trump of doom
Almanca'da Sura : dieser Ort, diese Gegend, der Rat


Bu kısımda Sura nedir? Sura ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sura tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sura hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.