Susa nedir, Susa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yol, şose.

Dar yol, şose.

Susa ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'ye içecek bir şey teklif etti ama o susamadığını söyledi.
  • Susamış çocuklar su içmeli.
  • Açıl Susam!
  • “Ölümüne susamış kimse meydana çıksın.”
  • Susamış olabileceğini düşündüm.
  • Ne kadar susadığımı fark etmedim.
  • Susadım. Bir fincan kahve içmek istiyorum.
  • “Ben onun kanına susadım diyor, başka bir şey demiyor.”
  • Açıl, Susam!
  • Sen muhtemelen susamışsın.
  • Tom, sadece on saniye susar mısın?
  • Her zaman susarım.
  • Ali çok susamıştı.
  • Susayacağını düşündüm.
  • Çok susamıştım ve soğuk bir şey içmek istedim.

Susa hakkında bilgiler

Susa (Farsça : شوش) İran'ın Huzistan Eyaleti'nde bir şehirdir. Tahminî nüfusu 2005 yılı itibarıyla 64.960'dur. Eskiçağda Şuşan adıyla, Elam Devleti'nin başkentiydi.

Susa ile ilgili Atasözü veya Deyim

acıkan doymam, susayan kanmam sanır : “bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

(birinin) kanına susamak : belasını aramak.

canına susamak : birini öldürmeyi istemek ölmek istemek.

eceline susamak : ölmek istermiş gibi tehlikeli işlere girişmek.

kana susamak : öldürme hırsı duymak.

 

ölümüne susamak : ölümle sonuçlanabilecek davranışlarda bulunmak.

Susa tanımı, anlamı

Susa durmak : Şahlanmak, şaha kalkmak : Ali'nin atı dün çarşıdan geçerken susa durdu

Susabilme : Susabilmek işi.

Susabilmek : Susma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Susadı : Aksaray şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Susağan : Çok susayan.

Susah : Ağaç maşrapa; yemeğe banılan ekmek.

Susakkabağı : Sukabağı.

Susalamak : Saldırmak.

Susalık : Uçak. Suya kanmama hastalığı. Susama, susuzluk.

Susalmak : Susamak.

Susam kemikleri : Hayvan türlerine göre sayıları değişen; ossa sesamoidea proximalia, os sesamoideum distale ve etçillere özgü ossa sesamoidea dorsalia’dan ibaret çok küçük kemikler, ossa sesamoidea.

Susam küspesi : Susam bitkisinin tohumlarından yağın alınmasıyla elde edilen, protein ve metiyonin bakımından zengin, lizince fakir yem maddesi.

Susam susam : Suyu az ve tatsız (meyve için).

Susamal : Üstü susamlı çörek.

Susamcı : Gölge oyununda hamamda susam satan tip. Karagöz oyununda, hamamda susam helvası satan zenci.

Susamlamah : Ekin serpilmek, büyümek : Tarla susamlamış.

Susamlı : Az şekerli, susamlı bir çeşit hafif tatlı. Büyümüş, serpilmiş, gürbüz (ekin için): Susamlı bir şahman.

Susamsı : Susamı andıran, susama benzeyen, susam gibi.

Susan : Tatsız. (yiyecekler için) Tatsız, su tadında, su gibi. Susam.

Susan susan : Suyu az ve tatsız (meyve için).

Susanak : Sisli, kapalı hava.

Susanmak : Susamak.

Susatangiller : Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımının, yılanlar (Ophidia) alt takımının, su yılanları (Colubriformia) bölümünün, geride oyuklular (Opishoglypha) grubundan bir familya. (Dipsadidae), yeşil ağaç yılanı (Dryophis prasinus) iyi bilinen türleridir.

 

Susazmak : Susamak.

Susak : Susamış olan, susayan. Su kabağından yapılmış veya ağaçtan oyulmuş maşrapa. Salak, aptal.

Susak ağızlı : Anlamsız, boş konuşan (kimse).

Susak burunlu : İri, çirkin burunlu (kimse).

Susaklık : Susamış olma durumu. Salaklık, aptallık.

Susallar : Suda yaşayan bitki veya hayvan familyası.

Susam : Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki (Sesamum indicum). Süsen. Bu bitkinin yağ çıkarılan, öğütülerek tahin elde edilen ve simit vb.nin üzerine serpilen küçük sarımtırak tohumu.

Susam helvası : Kaynatılmış ağdalı şekerden yapılmış olan ve susama bulanan bir tatlı türü.

Susam yağı : Susam tanelerinden çıkarılan yağ, şırlağan.

Susama : Susamak işi.

Susamak : Su içme gereksinimi duymak. Çok istemek, özlemek.

Susamgiller : İki çeneklilerden, en önemli ve örnek bitkisi susam olan, küçük bir bitki familyası.

Susarımsağı : Kurtluca.

Susatma : Susatmak işi.

Susatmak : Susamasına yol açmak, susuz bırakmak. Zorluk, güçlük çıkarmak.

Susayış : Susama işi.

Diğer dillerde Sus eşiği anlamı nedir?

İngilizce'de Sus eşiği ne demek ? : threshold