Swallowing türkçesi Swallowing nedir

  • Yutkunma.
  • Çiğnenen besin maddesinin yemek borusuna aktarılması için, istemle başlayıp istem dışı refleksle sonuçlanan karmaşık bir sindirim olayı.
  • Yutma.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Kanma.

Swallowing ile ilgili cümleler

English: I'm not swallowing that.
Turkish: Onu yutmuyorum.

English: Ali had trouble swallowing the pills.
Turkish: Ali hapları yutarken zorluk yaşadı.

English: Ali is having a hard time swallowing.
Turkish: Ali yutma zorluğu yaşıyor.

Swallowing ingilizcede ne demek, Swallowing nerede nasıl kullanılır?

Difficulty in swallowing : Yutkunma güçlüğü. Yemek borusu, yutak veya ağız yaralanmaların veya sinirsel uyarımlarındaki yetersizliklerden kaynaklanan yiyecek ve içecekleri yutma güçlüğü, yutkunma güçlüğü, disfaji, oral disfaji, orofarengiyal disfaji, farengiyal disfaji, yutak disfajisi, orofarengiyal yutma güçlüğü. Yutma güçlüğü. Yutkunma zorluğu.

Swallow coat : Frak.

Swallow down : Yutmak.

Swallow hard : Kendini hazırlamak. Cesaretini toplamak.

Swallow hole : Kireçtaşlarının içinde, yeryüzü sularının battığı silindir biçiminde kuyu. Düden. Obruk.

Swallow wort : Kırlangıç otu.

A bitter pill to swallow : Kişinin kabullenmesi gereken kötü olay. Acı reçete.

Swallow tail : Kuyruklu kelebek. Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (ınsecta) sınıfının, pul kanatlılar (lepidoptera) takımından, 4-5 cm kadar uzunlukta, sarı, kara, mavi olan kanatlarının art uçları kuyruk gibi uzamış bir tür. Çatal kuyruk.

 

Swallow the wrong way : Genzine kaçırmak.

Swallow the bait : Yemi yutmak. Zokayı yutmak. Oltaya gelmek.

İngilizce Swallowing Türkçe anlamı, Swallowing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swallowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A band : Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant. A bandı.

Deception : Aldatmaca. Aldatma. Utanç. Dalavere. Kandırma. Hile. Düzen. Yanıltma. Aldanma.

Humongous : Devasa. Çok büyük. Muazzami. Kocaman. Muazzam. (gayriresmi) çok büyük. Büyük. Aşırı derecede büyük (boyut veya miktarda).

Large : Büyük. Büyücek. Bol. Kocaman. Büyük (servet). Geniş. Kalabalık (aile). Çok. İri. Koca.

A c syndrom : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c sendromu.

Skullduggery : Ahlaksızlık. Dürüst olmama. Hilekarlık. Aldatma. Kandırma. Hile (ayrıca skulduggery). Hile. Aldanma. Utanç. Entrika.

Swallow : Obruk. Yemek. Yudum. Boğaz. Kır kırlangıcı. Kırlangıç. Dönmek. Kuyruklu kelebek. Ezberlemek.

Abattoir : Salhane. Mezbaha. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi.

Ingestion : Emme. Yeme. Bir nesnenin ağızdan alınması. Besin maddesinin hücreye alınması veya yutak ve yemek borusu yoluyla ağızdan mideye geçmesi, ingesyon. İngesyon. Alınım. Midesine indirmek. Besin maddesinin hücreye alınması ya da yutak ve yemek borusu yolu ile ağızdan mideye geçmesi. ingesyon.

 

Engorgement : Tıka basa yeme. Ölçüyü kaçıracak şekilde yemek yeme. Konjesyon. Angorjman. Gıda ile tıka basa dolma eylemi. Doyumsuz bir şekilde yutma eylemi. Tıkınma. Engorjman. Konjesyon.

Swallowing synonyms : slaughter, abdominal pain, big, deceptions, whopping, merger, skullduggeries, defeat, debacle, damping, absorptions, abaxial, a clay, abamectin, deglutition, abdominal palpation, a dna, believing, abdominal ovariectomy, gulping, skulduggery, englutting, gullibility, whipping, a crochordon, engulfing, abdomen, sculduggery, drubbing, trouncing, thrashing, phages, absorption.

Swallowing zıt anlamlı kelimeler, Swallowing kelime anlamı

Small : Ufak tefek. Küçük. Sıradan. Küçük küçük. Ufak. Basit. Az. Arka. Fakir. Alçak.

Little : Ufak şey. Be.az miktarda. Az miktar. Hemen hemen hiç. Kısa. Değersiz. Cici. Küçük. Ufak. Az.

Victory : Muzafferiyet. Tek ya da takım olarak yapılan karşılaşmayı kazanmış olma durumu. Zafer. Galibiyet. Utku. Başarı. Yengi. Galebe. New york eyaletinde yerleşim yeri.