Utanç nedir, Utanç ne demek

  • Utanma, hicap

"Utanç" ile ilgili cümle örnekleri

  • "O zaman tuhaf bir utanca düşüp şaşırır, başımı önüme eğerdim." - Y. K. Karaosmanoğlu

Utanç hakkında bilgiler

Utanç, içinde bulunulan durumdan kurtulmak isteme durumudur. Bir insan herhangi bir olaya karşı iç açıcı olmayan duygular besliyorsa, bu kişi böyle bir durum karşısında utanç duygusu yaşayabilir. Utanç, çoğu zaman benzer durumlara karşı gösterilir. Fakat bu, kişinin genetik yapısı ya da çevresel koşullarla değişmeler gösterebilir. Utanç duygusunu yaşama eylemine ise utanma adı verilir.

Dünyada genel olarak utanılacak şeyler hemen hemen aynı olsa da, çoğu zaman değişiklik gösterebilir.

Çağların ilerlemesi, bu olguyu aşındırabilir ya da değiştirebilir. Ayrıca bazı durumlarda utanç duygusu toplumdan topluma değişebilir.

Utanç ile ilgili Cümleler

  • Utançla kıkırdayarak, prezervatifi uzattı.
  • Bunun utanç verici olduğunu düşünüyorum.
  • O bir utanç olmaz mıydı?
  • Yüzü korkudan kireç gibi oldu sonra utançtan kızardı.
  • Kesinlikle utanç vericiydi.
  • Utanç içinde yaşamaktansa onurlu ölmek daha iyidir.
  • Utanç duydum.
  • Utanç vericiydi.
  • Tom'un bugün burada olamaması gerçek bir utançtır.
  • Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.
  • Utanç içinde yaşamaktansa öldürülmeyi tercih ederim.
  • Tom'un çalışmak zorunda olması ve bizimle kampa gelememesi bir utanç.
  • Ne utanç ama!
  • Utançla yüzünü eğdi.
 

Utanç kısaca anlamı, tanımı:

Utanma : Utanmak durumu, arlanma, teeddüp.

Utanç duymak : Utanmak.

Utanç vermek : Utandırmak, utanmasına yol açmak.

Utancından yere geçmek : Çok utanmak.

Utancından yerin dibine girmek : İstenilen biçimde ve nitelikte olmama karşısında üzüntü duymak, aşırı utanmak.

Utanç duygusu : Utanma duygusu.

Hicap : Utanma, utanç, sıkılma. Perde.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Kurtulmak : İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak. Tehlikeli veya kötü bir durumu atlatmak. Doğurmak. Bir şey bulunduğu veya bağlı olduğu yerden ayrılmak. Bağını koparıp kaçmak.

İsteme : İstemek işi.

İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Duygu : Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği.

 

Utançlama : [Bakınız: Kötü deyi] Bazı kelime hecelerinin yan yana gelmesiyle utanç verici anlamda başka bir sözün meydana çıkması.

Diğer dillerde Utanç anlamı nedir?

İngilizce'de Utanç ne demek? : n. shame, disgrace, deception, opprobrium, shock

Fransızca'da Utanç : honte [la], affront [le], humiliation [la], opprobre [le]

Almanca'da Utanç : die Scham, die Scheu

Rusça'da Utanç : n. стыд (M)