Swallow hole türkçesi Swallow hole nedir

  • Obruk.
  • Düden.
  • Kireçtaşlarının içinde, yeryüzü sularının battığı silindir biçiminde kuyu.
  • Jeoloji alanında kullanılır.

Swallow hole ingilizcede ne demek, Swallow hole nerede nasıl kullanılır?

Swallow : Yemek. Yutkunmak. Yutma. Kuyruklu kelebek. Yutmak. Yutak. Obruk. Kırlangıç kuyruğu. Çatal kuyruk. Kır kırlangıcı.

Hole : Deşik. İn. Kapanmak. Deliğe girmek. Delik. Delmek. Kazmak. Derin yer. Delik açmak. Bir yarıiletkenin buzsul örgüsünde bir eksicik yerinin boş kalması; örgüden başka eksiliklerin; buyeri doldurması bir akım oluşmasına eşdeğerdir.

Swallow coat : Frak.

Swallow down : Yutmak.

Swallow hard : Cesaretini toplamak. Kendini hazırlamak.

Swallow tail : Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (ınsecta) sınıfının, pul kanatlılar (lepidoptera) takımından, 4-5 cm kadar uzunlukta, sarı, kara, mavi olan kanatlarının art uçları kuyruk gibi uzamış bir tür. Çatal kuyruk. Kuyruklu kelebek.

İngilizce Swallow hole Türkçe anlamı, Swallow hole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swallow hole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absolute age : Salt yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı. Kesin yaş. Mutlak yaş.

Doline : Dolin. Eriyebilen kayaçların, özellikle kireçtaşlarının yaygın olduğu bölgelerde görülen, değişik çap ve derinlikte, çok kez çember biçiminde kapalı çukur. Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde, kimyasal aşınma ile ya da yeraltı inlerinin çökmesiyle oluşan çanak biçiminde basıklıklar ya da dik kenarlı çukurlar. (tava, koyak, kokurdan, düden, obruç olarak da adlandırılır.). Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Büyük boyutlu karst yapısı.

 

After shock : İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Art sarsıntı. Artçı deprem (depremden sonra). Artçı şok. Artçı sarsıntı.

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Alkali rocks : Alkali kayaç. Alkali kayaçlar. Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar.

Potholes : Kaya çukuru. (yolda) çukur. Çukur (yol yüzeyinde arabaların yol açtığı). Devkazanı. Burgaç deliği. Yol çukuru. Su veya çakılların açtığı derin çukur. Çukur. Derin çukur.

Acrozone : Menzil zonu. Uç kuşağı. Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar.

Abrasive power : Akarsuyun aşındırma gücü. Aşındırıcı kuvvet. Aşındırıcı güç. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.).

 

Concaves : Konkav. Konkav. İçbükey yüzey. İçbükey. Çukur. İçe bombeli. Iraksak. Oyuk.

Abyss : Dibi olmayan çukur. Hufre. Tamu. Cehennem. Varta. Dipsiz gibi görünen yer. Uçurum. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Boşluk.

Swallow hole synonyms : advance of aglacier, sinkholes, adventive cone, pothole, sinkhole, ponor, swallowhole, aggregats, swallow, karst pit, algonkian, swallet, acid fumarole, katavothre, absolute chronology, concave, abysal environment, agricultural geology, adjacent rock.