Swandive türkçesi Swandive nedir

  • Yerdeki su dolu bir havuza çok yüksekten atlama gösterisi.
  • Dalış.

Swandive ingilizcede ne demek, Swandive nerede nasıl kullanılır?

Swan neck : Kuğuboynu. Deveboynu. Dik yaka.

Swan of avon : Shakespeare.

Swan song : Son eser. Bir sanatçının son eseri. Son performans. Jübile. Son gösteri. Efsaneye göre kuğunun ölmeden önceki son ve güzel ötüşü.

Swan upping : Thames nehrindeki kuğuların işaretlenmesi.

Black swan : Kazsılar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae) familyasından, tüyleri ve ayakları kara, gagası pembe, avustralya ve tazmanya'da yaşayan bir tür. Kara kuğu. Siyah kuğu.

Cob swan : Kuğu (erkek).

Pen swan : Kuğu (dişi).

Swank : Gösteriş yapmak. Fiyaka. Kurum satmak. Horozlanmak. Hava atmak. Caka satmak. Şıklık. Kurumlanmak. Caka. Kasıntı.

Trumpeter swan : Yabani kuğu.

Swanked : Kasılmak. Caka. Gösteriş yapmak. Horozlanmak. Kurumlanmak. Kurum satmak. Kasıntı. Şıklık. Fiyaka. Hava atmak.

İngilizce Swandive Türkçe anlamı, Swandive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swandive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Diving : Tramplenden atlama. Dalma. Suya dalma. Dalgıç. Dalgıçlık. Atlama. Pike yapma. Pike.

Drive : Güç sağlamak. Dürtü. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Kuşak, teker vb. veri saklama ortamlarının bir okuyucu-yazıcı kafa karşısına sürülmelerini sağlayarak gerekli okuma-yazma işlemlerini gerçekleştiren bilgisayar giriş-çıkış birimlerinin her birinin genel adı. miknatıslı kuşak sürücü, mıknatıslı teker sürücü ya da dört sürücülü teker bellek gibi bağlamlar içerisinde kullanılır. Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteçte oluşan kirlenim seviyesi için belirleyici olan ve kirlenim ile doğru orantılı bir etken. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Sokmak. Saplamak. Topu elinde bulunduran oyuncunun karşı takım savunma katında gördüğü bir açıklıktan çembere doğru giriş yapması. Topu genellikle arka çizgi yakınlarına düşürecek biçimde ve topa gidiş yönünde bir dönme hareketi vererek yapılan vuruş.

 

Dive : Azalmak. Gömülmek. Suya dalmak. Elini daldırmak. Suya atlamak. Düşmek. Atlamak. Pike yapmak. Dalmak. Dalış yapmak.

Plunge : Daldırmak. Suya daldırmak. Fırlamak. Batırmak. Düşmek. Saplamak. Darmadağın edilmek. Suya dalmak. Dalmak.

Swandive synonyms : swallow dive.