Taha nedir, Taha ne demek

Taha; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küçük pencere ya da tavan penceresi.

[Bakınız: taka].

[Bakınız: tağ].

Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap.

İşte.

Koyunlara takılan küçük çan.

Eski araba.

Dıvara açılmış küçük kapaksız dolap.

Taha isminin anlamı, Taha ne demek:

Kur´an-ı Kerim'in yirminci surenin adı. Taha ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.

Taha ile ilgili Cümleler

  • “Sanıyorum ki hep benim hatırım için bu hayata tahammül ediyor.”
  • Bu tür müziğe tahammül edemiyorum.
  • Ali buna tahammül etmeyecek.
  • Artık buna tahammül etmeyeceğim.
  • “Ama insan havsalası bundan ilerisini tahayyül edemez.”
  • Meryem, yemek yaparken Tom'un etrafında dönüp durmasına tahammül edemiyor.
  • Lütfen bugün bana tahammül edin.
  • “Düşünmek, bir fikrin üzerinde sabit kalmamak, daima doğruyu, hakikati taharri etmekten ibarettir.”
  • “İnsanoğulları birbirlerine tahakküm etmek arzusundan vazgeçmelidirler.”
  • Neden buna tahammül ediliyor?
  • Ali sana tahammül edemiyor.
  • “Eşyam mektebe geldiği andan itibaren artık hayata benim için ebedi yalnızlık, ebedi yetimlik ikinci defa tahakkuk etmiş oluyordu.”
  • Lütfen kanalı değiştir; o müziğe tahammül edilemez.
  • Böyle zulüm görmeye tahammül edemem.
  • Birinin ne kadar tahammül edeceğine dair bir sınır var.
 

Taha ile ilgili Atasözü veya Deyim

ısırgan ile taharet olmaz : “kötü kişiden iyilik beklenmez” anlamında kullanılan bir söz.

tahaccür etmek : taşlaşmak.

tahakkuk etmek : gerçekleşmek.

tahakkuk ettirmek : kurum, kuruluş veya kişilerin herhangi bir konuda ödemesi gereken miktarı belirlemek.

tahakküm etmek : baskı yapmak, zorbalık etmek, hükmetmek.

tahammül etmek : dayanmak, katlanmak, kaldırmak.

tahammür etmek : mayalanmak.

taharet almak : temizlenmek.

taharri etmek : araştırmak.

taharrüş etmek : tırmalanmak, kurcalanmak, azdırılmak irkilmek.

tahattur etmek : hatırlamak.

tahavvül etmek : değişmek, dönüşmek.

tahayyül etmek : hayal etmek.

Taha anlamı, kısaca tanımı

Taha tuha : Karşılıklı alışveriş, değiş tokuş

Tahaç : Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak.

Tahaçlamak : Giysileri yıkarken tahta tokaçla dövmek.

Tahadak : Birdenbire (fırlama için).

Tahak : Dokumaları tokmakla düzgün duruma getirme.

Tahakkuk eden faiz : Taşınır değerlerin veya bir borcun vadesi dolduğu halde henüz ödenmemiş birikmiş faizleri.

Tahakkuk etmiş faiz : Alacak hakkı doğmuş ancak henüz tahsil edilmemiş faiz.

Tahakkuk etmiş gelir : Kazanılmış ancak tahsil edilmemiş gelir.

Tahakkuk etmiş gider : Ortaya çıkmış ancak henüz ödemesi yapılmamış gider.

Tahakkuk etmiş vergi : Alacak hakkı doğmuş ancak vergi idaresi tarafıdan henüz tahsil edilmemiş vergi.

Tahakkuk temelli muhasebe yöntemi : Taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre gelecek dönemlerde gerçekleşek gelir veya giderleri ilgili oldukları muhasebe döneminin mali tablolarına yansıtmak amacıyla kullanılan muhasebe yöntemi.

Tahaklı : Yıkanıp kolası gitmemiş bez.

 

Tahal : Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ürünler, tahıl. Tahıl. Bir yıl için öğütülmüş olan buğday. (Tepecik Tavşanlı Kütahya). Edirne ilinde, Havsa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Tahalak : Dikiş ipliği makarası.

Tahalı : Yıkanıp kolası gitmemiş bez.

Tahallet : Öykünme, taklit. -Kars.

Tahallus : (Divan edebiyatı terimi) Takma ad kullanmak.

Tahammül edilmeslik : Çekilmezlik.

Tahan : Düzen : Bu adamın tahanı yolundadır. Saplı yağ tavası. Tohum ekildikten sonra tarlayı düzeltmeye yarayan yassı ağaç araç, sürgü. Tahin.

Tahana : Mutfak.

Tahanah : Engel, takıntı. Biriyle Para ya da mal ilişkisi : Var mı benimlen bir tahanan?.

Tahannebi : Uzun, sarı, küçük çekirdekli, tatlı bir çeşit üzüm.

Tahar : Toprak mangal. [Bakınız: tağar]. Su kaynağı. Nasıl, ne biçim? Bu ne tahar adamdır?.

Tahara : Alay, aşağılama.

Taharma : Un, yoğurt ve sütten yapılan bir çeşit çorba.

Tahasıya almah : Eylenmek, alaya almak.

Tahassub : Arapça kökenli taassub: tassup.

Tahatuha : 1.Tahta faraş. 2.Şeker kırmaya yarayan ağaç araç. Takatuka; keserle şeker kırmaya mahsus ortası kütüklü kutu.

Tahaze : Çürük, bozuk.

Tahaze etmek : İşkence etmek.

Vergi tahakkuku : Verginin, tarh edilmesinden sonra tahsil edilebilir duruma gelmesi, yani vergiyle ilgili bir alacak hakkının doğması.

Tahaccüm : Büyüme.

Tahaccür : Taşlaşma, taş kesilme.

Tahaffuz : Barınma, korunma.

Tahaffuzhane : Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu.

Tahakkuk : Gerçekleşme, yerine gelme.

Tahakküm : Baskı, zorbalık, hükmetme.

Tahammuz : Ekşime.

Tahammül : Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma.

Tahammülfersa : Dayanılmaz.

Tahammülsüz : Tahammülü olmayan.

Tahammülsüzlük : Tahammülsüz olma durumu.

Tahammür : Mayalanma.

Taharet : Temizlik, temiz olma. Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra suyla temizlenme. İslam dini inanışlarına uygun olarak yapılmış olan temizlik.

Taharet bezi : Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra kullanılan küçük kurulama bezi.

Taharet borusu : Alafranga tuvaletlerde temizlenmek için suyun akmasını sağlayan kıvrımlı boru.

Taharetlenme : Taharetlenmek işi.

Taharetlenmek : Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra temizlenmek.

Taharri : Arama, araştırma.

Taharri memuru : Sivil polis.

Taharrüş : Tırmalanma, kurcalanma, azdırılma.

Tahassun : Korunmak için bir yere çekilme, sığınma.

Tahassür : Özlem. Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme, yanıp yakılma.

Tahassüs : Duygulanma, duygulanım.

Tahaşşüt : Yığınak.

Tahattur : Hatırlama.

Tahavvül : Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm.

Tahayyül : Hayalde canlandırma.

Diğer dillerde Tagmatizasyon anlamı nedir?

İngilizce'de Tagmatizasyon ne demek ? : tagmatisation