Taka nedir, Taka ne demek

Taka; bir denizcilik terimidir.

"Taka" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Taka ile deniz yolculuğunun nasıl geçtiğini anlatmayacağım." - E. E. Talu

Yerel Türkçe anlamı:

Duvara oyulmuş küçük dolap

Pencere, kapaksız gömme dolap

1.Motorlu küçük kayık. 2.Büyük motorların arkasına bağlanan kurtarma sandalı. 3.Bir çeşit sandal.

Evlerde duvarda eşya koymaya yarayan pencere şeklindeki oyuk

Zayıf, güçsüz (keçi koyun ve benzeri hayvanlar): Aldığım öküz taka çıktı.

Raf (Çayağzı)

Küçük pencere

Tabanca, tüfek sesi.

1.Sırma telle işlenmiş kadife ya da kalın ipekli eski gelin giysisi. 2.Başlık ya da terliklere dikilen altın.

Eski, işe yaramaz durumda (nesne için).

Takke, başlık, bere

5.Ahırdaki yemlik. 6.Folluk. 7.Yüklük : Yatakları takaya koydum.

Kuzu ya da koyun başlıklarına dikilen küçük çıngırak

Kuzu ve koyunların başlıklarına takılan küçük çıngırak.

Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap. 2.Eski evlerde tavana yakın açılan küçük pencere. 3.Kapı. 4.bk.tağ (II)-

Gelin giysisi yapılmış olan telli, kalın ipek kumaş.

Raf, sergen.

Çoğunlukla kapaksız, gömme dolap.

 

Duvara oyulmuş,

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Boyu 8-10 m, yük taşıma kapasitesi 5-6 ton olan, arkası düz, ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan Karadeniz Bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[takırdak, tıkırdak, tıkırdavuk, tınga, tıngırdak] : Bakırdan yapılma küçük koyun çanı. (Gedikli *Şarkikaraağaç, Uluğbey *Senirkent -Isparta; Saçıkara İslahiye -Gaziantep) [takırdak] : (Kemalpaşa -İzmir) [tıkırdak] : (Akpınar *Gümüşhacıköy -Amasya; Yenikent -Niğde) [tıkırdavuk] : (Kızılca *Bor -Niğde) [tınga] : (Akpınar *Gümüşhacıköy -Amasya) [tıngırdak] : (Yeşilyurt *Haymana -Ankara)

(IV) bk. tağa

[Bakınız: taktuka]

İngilizce'de Taka ne demek? Taka ingilizcesi nedir?:

boat

Taka hakkında bilgiler

Taka (Bengalce: টাকা, ṭaka; ISO 4217: BDT) ya da resmî adıyla Bangladeş takası (বাংলাদেশী টাকা), Bangladeş'te kullanılan resmî para birimidir. Bangladesh Bank tarafından dağıtılır. Takanın alt birimi poişa (পয়সা, pôeşa), ve bir tane taka 100 tane poeşaya bölünür. ৳, ৲, ve İngilizce'de Tk, takayı simgeleştirmek için kullanılır; örnek olarak ৳৫০, ৳50 ya da Tk 50, 50 takayı simgeleştirir.

Taka ile ilgili Cümleler

  • Ali kırmızı kravat takan adam.
  • Takasu kliniğine gitti.
  • Ben sadece okuma için gözlük takarım.
  • Takayama çok güzel.
  • Ali dışarı çıktığında genellikle güneş gözlüğü takar.
  • Ali mavi kravat takan adam.
  • Ali neredeyse her zaman güneş gözlüğü takar.
  • Buradaki çoğu erkek her gün kravat takar.
  • New York'ta o kadar çok kirlenme var ki koşucular genellikle maske takarlar.
  • Takayama nerede?

Taka kısaca anlamı, tanımı:

Takacı : Taka işleten kimse.

 

Takacılık : Takacının işi.

Takaddüm : Öncelik.

Takaddüm etmek : Öncesine gelmek, öncesinde yer almak.

Takallüs : Kasılma.

Takallüs etmek : Kasılmak.

Takanak : Borç. Alacak. İlişki.

Takarrüp : Yakınlaşma, yaklaşma, yanaşma.

Takarrüp etmek : Yakınlaşmak, yaklaşmak, yanaşmak.

Takarrür : Karar verilme. Bir yerde karar kılma, yerleşme.

Takarrür etmek : Bir yerde karar kılmak, yerleşmek. karar verilmek.

Takas : Değişim. İki ülke arasında yapılmış olan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi.

Takas etmek : Sayışmak, değiştirmek.

Takas tukas etmek : Takas etmek.

Takat : Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet.

Takat getirmek : Dayanmak, katlanmak.

Takat sınırı : Dayanma gücü.

Takati kalmamak : Gücü azalmak, bitmek.

Takati yetmemek : Gücü yeterli olmamak.

Takatli : Güçlü, dayanıklı.

Takatsiz : Takati kalmamış, yorgun argın, dermansız, kudretsiz, mecalsiz bir biçimde. Takati kalmamış, yorgun argın, dermansız, kudretsiz, mecalsiz.

Takatsizlik : Takatsiz olma durumu.

Takatsizlik duymak : Güçsüz ve kuvvetsiz kaldığını anlamak.

Takatuka : Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz. Gürültü patırtı. Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak.

Takayyüt : Bağlı olma, bağlanma. Üstüne düşme, özen gösterme.

Takaza : Azarlama, başa kakma.

Takaza etmek : Azarlamak, başa kakmak.

İşine hor bakan boynuna torba takar : "işini küçümseyen kişi para kazanamaz, para kazanamayanın sonu ise dilenciliktir" anlamında kullanılan bir söz.

Karadeniz : Çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan "Karadeniz'de gemilerin mi battı?" deyiminde geçen bir söz.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Yelkenli : Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı, yelken.

Kıyı : Issız, tenha yer. Kenar, periferi. Sahil. Kara ile suyun birleştiği yer.

Tekne : Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. Havza. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Bir tür küçük deniz taşıtı. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü.

Bozuk : Bozulmuş olan. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Kızgın, sıkıntılı. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık. Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Madenî para, bozuk para.

Çalış : Çalma işi.

Para : Kuruşun kırkta biri. Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Taka tuka : İşlerin yolunda gitmemesi için.

Takabilme : Takabilmek işi.

Takabilmek : Takma imkânı veya olasılığı bulunmak. Takmayı becermek.

Takacak : Su testilerini omuzda taşımaya yarayan yünden yapılmış kalın ip.

Takacan : Ağaçkakan

Takaç : İleri çıkık (alın için). Ağaçkakan Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak.

Takaçlamak : Ham meyveleri sırıkla düşürmek.

Takada : Birdenbire, “tak” sesi çıkararak

Takadan taklamak : Pencereden atlamak.

Takadon : Kına gecesinde kızların giydiği sırmalı giysi.

Diğer dillerde Taka anlamı nedir?

İngilizce'de Taka ne demek? : n. currency of Bangladesh

n. taka, currency of Bangladesh

v. affix, fixate, attach, fix, stick, hook, set, wear, bother, hang, hang on, hitch, infix, snag

Fransızca'da Taka : rafiot [le]

Almanca'da Taka : kleine Segelboot