Talks türkçesi Talks nedir

Talks ile ilgili cümleler

English: Ali calls Mary every night and talks with her for at least 45 minutes.
Turkish: Ali her gece Mary'yi arar ve onunla en az 45 dakika konuşur.

English: Ali always talks about himself.
Turkish: Ali her zaman kendinden bahseder.

English: Ali always talks as if he knows everything.
Turkish: Ali her zaman her şeyi biliyormuş gibi konuşur.

English: Ali certainly talks a lot.
Turkish: Ali kesinlikle çok konuşur.

English: A person who is only a pawn in the game often talks big in company.
Turkish: Oyunda sadece bir piyon olan kişi çoğunlukla şirkette büyük konuşur.

Talks ingilizcede ne demek, Talks nerede nasıl kullanılır?

Adana talks : Adana görüşmeleri.

Bilateral peace talks : Çift taraflı barış görüşmeleri. İki taraflı barış müzakereleri. İki tarafı olan barış görüşmeleri (örneğin, israil-suriye, israil-lübnan ve israil-ürdün arasındaki barış görüşmeleri).

Bilateral talks : Çift taraflı görüşmeler. İki taraflı müzakereler. İki tarafı olan tartışmalar.

Deadlock in talks : Görüşmelerin sekteye uğraması. Müzakereler sırasında duraklama.

Deadlocked talks : Durma noktasına gelen müzakereler. Çıkmaza giren görüşmeler.

 

Salt talks : Amerika ve sovyetler birliği arasında nükleer silahlanmanın azaltılması konusunda yapılan konferanslar. Salt görüşmeleri.

Halt talks : Müzakereleri sonlandırma. Görüşmeleri durdurma.

Celery stalks : Kereviz sapı. Salatalarda ve yemek yapımında kullanılan kereviz yapraklarının sapları. Kereviz sapları.

Summit talks : Zirve toplantısı.

Exploratory talks : İstikşafı görüşmeler. Ağız arama.

İngilizce Talks Türkçe anlamı, Talks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Talks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bespeaking : Sipariş vermek. Göstergesi olmak. Bir şeye delalet etmek. Ismarlamak. İstemek. Rica etmek. Tutmak. Hitap etmek. Ayırtmak.

Consult : Dikkate almak. Başvurmak. Akıl danışmak. Sormak. Danışmanlık yapmak. Düşünmek. Danışmanlık etmek. Bakmak. Danışmak.

Commune : Söyleşmek. Avam. Sohbet etmek. Senli benli konuşmak. Komünyon almak. Komünyon vermek. Söyleşi. Senli benli konuşmak (argo terim). Hasbıhal etmek.

Word : Sözcüklerle anlatmak. Kelime. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. İfade etmek. Sözcüklerle ifade etmek. Söylemek. Söz. Haber. Mesaj. Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır.

Dialogue : İleti. Konuşmalar. İletişim. Bir oyunda iki kişi arasında söylediği, oyuna göre düzenlenmiş sözler. Konuşma örgüsü. Bilgi alışverişinde bulunmak amacıyla iki kişi arasında geçen karşılıklı konuşma ya da ikili görüşme. Söyleşme. İkili konuşma. Karşılıklı konuşma.

 

Approached : Çok benzemek. Yanaşmak. Yaklaşma. Andırmak. Koyulmak. Yaklaşmak. Yaklaşım. Girişmek. Ele almak. Benzemek.

Bespeak : Ayırtmak. Ismarlamak. Göstergesi olmak. Rica etmek. Talep etmek. Tutmak. İstemek. Bir şeye delalet etmek. Sipariş vermek.

Canvasses : Sipariş toplamak. Kaputbezi. Kamuoyu yoklaması yapmak. Tartışmak. Tuval. Yelken bezi. Branda. Tente. Kanava. Branda bezi.

Buzz : Cızırtı. Vızıltı. Ayrılmak. Uğuldamak. Çınlamak. Perdeli çalgılarda sap veya köprü ayarı hatalarından veya perde demirlerinin fazla aşınmasından kaynaklanan, telin titreşimi sırasında üst perde demirlerine çarpması ile oluşan gürültü. Uğultu. Telefon ederek çağırmak. Sinyal ile çağırmak. Fısıldamak.

Confer with : Danışmak. -ile danışmak. Müzakere etmek. -ile görüşmek. -den öğüt istemek.

Talks synonyms : horse trading, diplomatic negotiations, argued, conferred, confer, cank, mediation, negotiations, deliberations, approach, approaches, argue, negotiation, confers, chin, be on to, bespeaks, argues, give and take, confer on, bargaining, chins, diplomacy, collective bargaining, come out with, parley, chining, be on speaking terms, bespoken, canvass, buzzes, chinning, commune with.