Tenures türkçesi Tenures nedir

  • İşinde kalabilme hakkı.
  • Kullanım hakkı.
  • Kira süresi.
  • Görev süresi.
  • (toprağa ait) mülkiyet.
  • Kadro almak.
  • Kadrolu olmak.
  • Kullanma.
  • Memuriyet veya kullanım süresi.
  • Memuriyet süresi.
  • Tasarruf hakkı.
  • Mülkiyet (toprağa ait).

Tenures ingilizcede ne demek, Tenures nerede nasıl kullanılır?

Tenure of office : Hizmet süresi. Görev süresi. Hizmetin devamlılığı. İşte kalma süresi.

Getting tenure : Kadrolu olmak. Bir kamu kuruluşunda daimi olarak görevlendirilmek.

Has no tenure : Daimi bir pozisyona veya yere sahip değil (şirkette, kurumda, vb.). Kadrolu değil.

Has tenure : Kadrolu. Daimi işte (kamu kurumunda).

Land tenure : Arazi kirası. Arazi kullanım hakkı. İcar. Bir toprak parçasının, iyesi olmaksızın, elde bulundurulmasına ya da ondan yararlanılmasına olanak veren tüzel ilişki. Toprak elmenliği.

Tenuous : İnce. Müphem. Belli belirsiz. Az. Çok zayıf. İncecik. Hafiflik. Çok ince (şey). Temelleri sağlıksız. Seyrek.

Tenurial : Sahip olma hakkına ilişkin. Sahiplikle ilgili. Daimi bir statüye ilişkin (bir iş hakkında). Kullanım hakkıyla ilgili. Aidiyetle ilgili. Kullanma hakkına ilişkin.

Tenured professor : Kadrolu profesör. Daimi bir statüye veya pozisyona sahip olan ve ciddi bir kanunsuz eylem haricinde işten çıkarılması veya görevden alınması söz konusu olmayan profesör. Yerinden oynatılamaz profesör.

 

Security of tenure : Teminat.

Tenured : Kullanma hakkına sahip olan. Bordrolu. Daimi bir statüye veya pozisyona sahip olan ve ciddi bir kanunsuz eylem haricinde işten çıkarılması veya görevden alınması söz konusu olmayan. Kadrolu.

İngilizce Tenures Türkçe anlamı, Tenures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tenures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Employing : Uygulama. İş verme. Çalıştırma. İstihdam etme.

Inured : Alıştırmak. Alışmış. Adet edilmiş. Yürürlüğe girmek. Kanıksanmış.

Enjoyment : Zevk. Yararlanma. Ağız tadı. Hoşlanma. Bir haktan yararlanma. Sefa. Lezzet. Haz. Beğenme.

Accesses : Erişme. Yanaşmak. Nüfuz. Methal. Hastalık nöbeti. Bilgisayar sistemine girip bilgi almak izni (bilgisayar). Giriş. Yaklaşım. Erişmek.

Enjoyments : Haz. Hoşlanma. Ağız tadı. Sefa. Zevk. Beğenme. Bir haktan yararlanma. Lezzet. Yararlanma.

Episcopate : Piskoposluk.

Incumbency : Görev. Memuriyet dönemi. Zorunluluk. Yükümlülük. Vazife. Memuriyet. Ödev.

Exercising : Jimnastik yapma. Göstermek. Uygulamak. Yürütme. Alıştırmak. İdman yapma. Çalışma yapmak. Kullanmak. Egzersiz yapmak.

Incumbencies : Görev. Memuriyet dönemi. Zorunluluk. Memuriyet. Vazife. Yükümlülük. Ödev.

Term of office : Hizmet süresi. Birisinin bir işle ilgili faal görevde olduğu zaman periyodu. Hizmet müddeti.

Tenures synonyms : vice presidential term, application, impositions, tenancy, exploitation, usufruct, applying, manipulation, vice presidency, access, presidential term, tenancies, driving, tour of duty, handling, tough, disposal, tenure of office, imposition, getting tenure, hardened, tenure, term, handlings, toughened, exploiting, presidency, administration, usufructs, exploitations.

 

Tenures zıt anlamlı kelimeler, Tenures kelime anlamı

Tender : Şefkatli. İhale. Arzetmek. Yumuşak. Teklif vermek. Gevrek. Kolaylıkla incinen. Fiyat teklifi. Körpe. Duyarlı.

Removable : Kaldırılabilir. Uzaklaştırılabilir. Ayrılır. Çıkarılır. Taşınabilir. Yerinden alınabilir. Harici. Sökülebilir. Çıkarılabilir. Nakledilir.