Tessellating türkçesi Tessellating nedir
- Mozaikle bezemek.
- Mozaik döşemek.
Tessellating ingilizcede ne demek, Tessellating nerede nasıl kullanılır?
Tessellation : Mozaik. Mozaik işi. Mozaik döşeme.
Tessellations : Mozaik. Mozaik işi. Mozaik döşeme.
Tessellate : Mozaikle bezemek. Mozaikle donatmak. Mozaik döşemek.
Tessellated : Mozaik kaplı. Mozaik bezeme yapılmış.
Tessellates : Mozaik döşemek. Mozaikle bezemek.
İngilizce Tessellating Türkçe anlamı, Tessellating eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Tessellating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Tessellate : Mozaikle donatmak.
Apposition : Kemik büyümesinde olduğu gibi, daha önce oluşmuş bir yüzeye materyal eklenmesi. Unvan. Eşleme. Açıklama cümlesi. Koşuntu. Yan yana koyma. Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha çok açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle veya cümleler. açıklama cümlesi, bir önceki cümleye yani, öyle ki, demek ki gibi sonuç ve açıklama bağlantısı kuran kelimeler ile de bağlanabilir. köylüler kış aylarını ocak başında aylak geçirirken kasabaya kağnı yükleriyle odun çekiyor, sözün kısası dev gibi çalışıyordu (k. tahir, köyün kamburu, s. 11). seferberlik olmasa, biz bu ekinden bu kadar daha alırdık hafız oğlum, dedi, alırdık da koyacak yer bulamazdık. (k. tahir, göst. e., s.260). her zamanki gibi ilk anlaşılmamazlık burada da görüldü, yüzler hayret içinde kırıştı (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 132). ama gene sanat olmuyor, sanata benzer bir şey oluyor, yani muvazi gidiyorlar (a.h. tanpınar, huzur, s. 164). nihayet yavaş yavaş yüreğini rahatlandıran karşılığı buldu: nedimeyi ihsan adam etmişti. çerkes dadıyı da makinist oğlu yani onlara, gece gündüz anlıyacakları dille uğraşmışlar, bıkmadan, usanmadan, kızıp darılmadan söylemişlerdi (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 283). iyi anlamadığımı görünce: yani, parasız devlet talebesi oldum, dedi. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 183.). türkiyemizde bugün her iki parti de hem iktidarda hem de muhalefette bulunmuşlardır. yani, her iki partinin muhtelif zihniyetlerini, politikanın her iki kutbunda görüyor ve serinkanlılıklarını ölçmek imkanına malik bulunuyoruz. (bedii faik, efendime söyliyeyim, s. 86). bir daha yapmam diye bağırdıkça benim dizlerimin bağı çözülüyordu, düşeceğim sanıyordum (a. rasim, falaka s. 112). tren hızını düşürüyordu; istasyona giriyordu (t. buğra, yalnızlar. s. 147). o zamana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı; çay ısmarladı (t. buğra, göst.e. s. 105). ikinci kosovadan sonra o zamanın en büyük ordu kudreti olan macaristan, artık kendi varlığını müdafaaya geçmişti. demek ki fethin saati çalmıştı (y. kemal beyatlı, aziz istanbul, s. 40). fakat bugün uzun bir cenk, bir esaret ve felaket devresinden sonra istanbula dönüp de yarı sakat, işsiz, parasız kalınca ve bütün malını, eşyasını elinden çıkarıp bir dilim ekmeğe muhtaç bir hale düşünce bu vakayı ve yahudinin manalı sözlerini hatırlamış, nihayet işte gelip fırçanın kıymetini sormuştu. demek beş paralık bir değeri yoktu ha (r. h. karay, memleket hikayeleri; garip bir hediye, s. 136). bu şekil, ben hiçbir vakit zihnimde hayatıma verecek kati bir karar düşünmedim ve düşünmeğe niyetim yok. demek ki, senin beklediğin tarzda bende bir karar yok. (h. e. adıvar, handan, s. 10). bu sözleri, bu bilgiç edayı, bu bir küçük çocuga yakışmıyacak heyecanlarla değişip karışan küçük çehreyi hiç sevmemiştim. demek ki, ben yanılmış değilim (r. n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 178). yine, deli eniştemiz gayet kıskançtı. öyle ki, bu huyunu meydana koymaktan bile çekinmezdi. (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 127). o gece, ilk defa olarak ağzımdan dökülüvermişti. öyle ki, söyledikten sonra ben de sözümün isabetine şaşakaldım (y. k. karaosmanoğlu, atatürk, s. 105). onunla başbaşa oldukları veya yalnız onunla meşgul olduğu zamanlardaki gibi düşünmüyor yaşamıyordu. öyle ki, kışın ortasına doğru kendisini hakikaten bu ruh dağınıklığına alışmış buldu (a.h. tanpınar, huzur, s. 278). Ekleme. Biraraya koyma. Şahıs adlarıyla bir arada kullanılarak nezakete yönelik bir hitap biçimini veya şahsın ailedeki, topluluk ve toplumdaki mevkini ve akrabalık derecesini gösteren ad: kağan, tegin, erkin, beg, hatun, paşa, ağa, hanım, abla, dede, amca, teyze, yange, bacı vb.
Collocation : Yan yana olma. Sıraya koyma. Tertip. Eşdizimlilik. Sıralama. Birliktelik. Yan yana tanzim. Tanzim. Aynı yerde tertip. Birlikte kullanım.
Tesselate : Mozaikle kaplamak. Mozaik döşemeke.
Juxtaposition : Yanyana bulunma. Bitişik olma. Karşıtlık yaratma amacıyla bir araya getirme. Aralarında kimyasal bir kaynaşma olmaksızın, bilinen öğelerin yanyana konulması (bu durumda belge verilmez, çünkü bir bulgu söz konusu değildir). Yanyana bulundurulma. Birbirine yakın koyma. Birbirine yakın bulunma. Dizme. Yan yana koyma. Yanyana koyma.
Decoration : Nişan. Bezeme. Donatma. Tezyinat. Süs. İç mimari. Süsleme. Madalya. Dekor. Dekorasyon.
Tessellating synonyms : tessellates.

Bu kısımda Tessellating kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Tessellating ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Tessellating anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Tessellating ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.