The hot seat türkçesi The hot seat nedir

  • Pilot fırlatma iskemlesi.
  • Zor durum.
  • Çıngılı sandalye.

The hot seat ile ilgili cümleler

English: He was in the hot seat.
Turkish: O çok sorumlulukları olan önemli bir mevkideydi.

The hot seat ingilizcede ne demek, The hot seat nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Hot : Isıtmak. Sert. Radyoaktif. Rahatsız edici. İletken. Kızgın. Taze. Biberli. Seksi.

Seat : Merkez. Almak (salon). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri. Ata oturuş biçimi. Sinemada, oturacak yer birimi olarak kullanılan terim. sinemalarda, birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan, bazen lüks koltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm. Kıçını tamir etmek (pantolon). Oturağını tamir etmek. Mevki. Oturtmak.

The hotel business : Otellerin işletilmesi ve idamesi ile ilgili herşey. Otel işletmesi. Otel işi.

Does the hotel have a bar : Otelinizin barı var mı.

Hot seat : Elektrikli sandalye. Pilot fırlatma koltuğu. Pilot fırlatma iskemlesi. Çıngılı sandalye.

Does the hotel have cable television : Otelinizin kablolu televizyonu var mı.

 

Will you send it to the hotel with a receipt : .

Does the hotel have a sauna : Otelinizin saunası var mı.

Does the hotel have a garage : Otelinizin garajı var mı.

İngilizce The hot seat Türkçe anlamı, The hot seat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The hot seat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fouls : Çarpışma (gemi). Kurallara aykırı hareket. Faul.

Lurch : Birdenbire sallanma. Yalpalamak. Sallana sallana yürümek. Sallanmak. Sendelemek. Yalpa vurmak. Silkinmek. Yalpalama. Yalpalayarak yürümek.

Lamentableness : Talihsizlik. Matemli olma. Acıklı olma durumu. Üzüntülü olma. Berbatlık. Kederlilik. Üzücü olma durumu.

A pretty kettle of fish : Güç durum.

Cleft stick : Çıkmaz.

Dolorousness : Acı çekme durumu. Kederlendirici. Hazinlik. Acılılık. Kederli olma durumu. Kederlilik. Hüzünlülük. Efkarlılık. Üzücülük.

Hole : Suyutan. Bir yarıiletkenin buzsul örgüsünde bir eksicik yerinin boş kalması; örgüden başka eksiliklerin; buyeri doldurması bir akım oluşmasına eşdeğerdir. Karst yörelerinde, gölova ve kör koyakların tabanında biriken suları çekerek derine aktaran bir tür doğal kuyulara verilen ad. Deşik. Hücre. Coğrafya, fizik alanlarında kullanılır. Delik açmak. Oyuk. Delik.

Holes : Duvar delikleri. Çukur. Oyuk. Kovuk. Kodes. Derin yer. Hücre. Yuva. İn.

Dilemma : İki bilinmezli sorun. Çelişki. Dilem. Açmaz. İki çözüm yolu ya da iki yönü bulunan ve aynı sonucun elde edildiği tasım. insanı, istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini, beğenmeye ve izlemeye zorlayan tartışma, sorun ya da usa vurma durumu. İkilem. Güç durum. İkisi de birbirinden zor iki seçenek. Çıkmaz.

Impasse : Çıkmaz. Kördüğüm. İçinden çıkılmaz durum. Güç durum. Çıkmaz sokak. Açmaz.

The hot seat synonyms : impasses, hot seat, den, difficult situation, lurched, electric chair, grievousness, a fine kettle of fish.