The middle east türkçesi The middle east nedir

The middle east ile ilgili cümleler

English: It goes without saying that camels are very useful in the Middle East.
Turkish: Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.

English: President Barack Obama praised Poland as an example for aspiring democracies in the Middle East and elsewhere.
Turkish: Başkan Barack Obama Orta Doğuda ve başka yerde demokrasileri isteyenler için örnek olarak Polonya'yı övdü.

English: According to the ABC news, another jet-liner was hi-jacked in the Middle East.
Turkish: ABC haberine göre, diğer jet yolcu uçağı Orta Doğu'da kaçırıldı.

English: I don't believe in conspiracy theories. I just believe in facts like the use of depleted uranium explosives and phosphorus bombs in the Middle East and the annihilation of Iraq and Afghanistan for oil and other strategic goals.
Turkish: Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.

English: What makes you think the Middle East is more important than Mesoamerica, for instance?
Turkish: Örneğin Orta Doğu'nun Orta Amerika'dan daha önemli olduğunu sana düşündürten şey ne?

 

The middle east ingilizcede ne demek, The middle east nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Middle : Orta yer. Orta. Vasat. Ara. Ortadaki. Aradaki. Göbek adı. Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm; ortaya düşen yerler. Vasati. Orta kısım.

East : 21 mart ve 23 eylülde güneş'in gözeriminde doğduğu yan. Şark. Herhangi bir yerde gün-gece eşitliği günlerinde güneşin çevrende doğduğu yön. bk. anayönler. Nevada eyaletinde şehir. Doğudaki bölüm. Gündoğusu. Doğuya. Doğuya doğru olan. Doğudaki. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır.

The middle of : -'ın merkezi. -'ın ortası. -'ın kalbi.

The middle west : Abd'nin orta bölgesi.

Get caught in the middle : İki ateş arasında kalmak.

In the middle : Ortada.

In the middle of nowhere : Bilinmeyen bir yerde. Issızlığın ortasında. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yer. Bu dağ başında. Kuş uçmaz kervan geçmez. Issız bir yerde. Cehennemin dibi veya dibinde veya dibine. Hiçliğin ortası.

In the middle of the : Ortasında. Tam ortasında.

Play both ends against the middle : İki zıt grubun mücadelesinden avantaj devşirmek. Şeytana külahını ters giydirmek. Şeytana külahı ters giydirmek. Kendi çıkarı için başkalarını birbirine düşürmek. Birbirine düşürmek. İki zıt grubun mücadelesinden nemalanmaya çalışmak. İkili oynamak.

İngilizce The middle east Türkçe anlamı, The middle east eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The middle east ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The middle east synonyms : middle east, mideast, middle eastern.