The whole time türkçesi The whole time nedir

  • Bunca zaman.
  • Tüm zaman.
  • Bütün zaman.

The whole time ile ilgili cümleler

English: Ali remained silent the whole time.
Turkish: Ali sürekli sessiz kaldı.

English: Ali kept asking me questions the whole time.
Turkish: Ali tüm vakit bana soru sormaya devam etti.

English: Ali was watching the whole time.
Turkish: Ali her zaman izliyordu.

English: Ali was in his truck the whole time.
Turkish: Ali bunca zaman kamyonundaydı.

English: Ali was in here the whole time.
Turkish: Ali her zaman buradaydı.

The whole time ingilizcede ne demek, The whole time nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Whole : İyi. Toplu. Bütün. Öz. Sağlığı yerinde. Tek parça. Tam. Sağlam. Tüm. Sağlıklı.

Time : Belirli bir zamana göre ayarlamak. Zaman. -in zamanını ölçmek. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Defa. Süre tutmak. Kez. Yerbilim zamanı. Önel. Vakit.

The whole : Tamam. Bütün. Tekmil.

The whole bag of tricks : Tüm mevcut olanaklar. Ne lazımsa. Ne var ne yok. Tüm imkanlar.

The whole ball of wax : Tüm balmumu topu. Tamamı. Herşey. Bütün şeyler. Her şey. Bütün herşey. Bütünü.

 

The whole kit and caboodle : Hepsini. Hepsi veya tümü birden. Hepsi. Hepsi birden. Tümünü. Takım taklavat. Tümü. Her şey veya her şeyi. Cümbür cemaat. Tümü birlikte.

The whole parish : Bütün mahalle.

The whole issue : Bütün mesele. Bütün sorun.

The whole caboodle : Cümbür cemaat. Herkes. Cümbürcemaat.