Thickened türkçesi Thickened nedir

Thickened ile ilgili cümleler

English: Has your neck thickened during the previous year?
Turkish: Boynun bir önceki yılda kalınlaştı mı?

Thickened ingilizcede ne demek, Thickened nerede nasıl kullanılır?

Thickener : Kıvamlaştırma maddesi. Çöktürme tankı. Kalınlaştırıcı. Kıvamlaştırıcı. Yoğunlaştırıcı. Koyulaştırıcı. Koyultucu. Kıvamlayıcı.

Thickeners : Koyulaştırıcı. Yoğunlaştırıcı. Kalınlaştırıcı.

Thicken : Kalınlaşmak. Yoğunlaşmak. Karışmak. Kıvamlaştırmak. Karmaşıklaşmak. Çoğalmak. Bulandırmak. Kalınlaştırmak. Karmaşıklaştırmak. Gürleştirmek.

Thickening : Yoğunlaşma. Kalınlaştırma. Katılaşma. Katılaşmış yer. Şişlik. Yoğunlaştırma. Kıvamlaştırma. Koyulaştırma. Koyulaşma. Yoğunlama.

Thickening agent : Kıvam artırıcı. Gıdanın kıvamını artıran madde. Sertleştiren etmen. Kıvamlaştırıcı madde.

Thicker : Dumanlı. Yoğun. Boğuk. Aşırı. Kalın kafalı. Kalın. Koyu. Yakın (arkadaş). Daha kalın. Sık.

Thickens : Sıklaşmak. Yoğunlaştırmak. Sıklaştırmak. Kalınlaştırmak. Koyulaştırmak. İçinden çıkılmaz olmak. Yoğunlaşmak. Karışmak. Koyulaşmak. Kalınlaşmak.

 

Thick as thieves : Çok samimi.

Thicketed : Sık ağaçlı. Sık çalılarla kaplı. Çalı kaplı.

Thick accent : Koyu şive.

İngilizce Thickened Türkçe anlamı, Thickened eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thickened ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concentrate on : Konsantre olmak. Ağırlık vermek. Bir konu üzerinde odaklanmak. Bir konu üzerinde yoğunlaşmak.

Inspissate : Buharlaştırarak koyulaştırmak. Koyultmak.

Centralise : Merkezleşmek. Merkezleştirmek. Merkezleştirmek (ayrıca 'centralize'). Merkezde toplamak. Merkeze bağlanmak. Konsantre olmak. Tek bir otoritenin altına girmek (devlet, vb.). Merkez noktasına doğru çekmek. Merkezileştirmek.

Darken : Esmerleşmek. Siyahlaştırmak. Bulandırmak. Karartmak. Anlaşılması zor hale getirmek. Koyulmak. Kararmak. Karıştırmak.

Encapsule : Kısa ve öz biçimde açıklamak. Kapsüle koymak. Özetlemek. Kapsamak. Kapsüllemek. Sıkıştırılmak. Kapsüle saklamak. İçermek.

Encapsules : İçermek. Kısa ve öz biçimde açıklamak. Sıkıştırılmak. Kapsamak. Kapsüle koymak. Özetlemek. Kapsüllemek. Kapsüle saklamak.

Coagulates : Pıhtılaş. Pıhtılaştırmak. Pıhtılaşmak. Topaklaşmak.

Butt in : Maydanoz olmak. Lafı kesmek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Karışmak (birisine). Burnunu sokmak. Bir konuşmayı ya da eylemi bölmek. (konuşmada) araya girmek. Müdahale etmek. Sözü kesmek.

Thickened synonyms : become darker, be more often, incrassate, capsulated, compacting, butt, intensifies, deepen, thick, blend, tempered, amalgamating, centres, deepens, hot up, compact, close up, thickens, condensing, coagulate, intensify, centralises, barge, center upon, amalgamates, amalgamated, densify, condenses, compacts, condense, concentrate, darkens, encapsuled.

Thickened zıt anlamlı kelimeler, Thickened kelime anlamı

Thin : Seyreltmek (bitkileri). Zayıflamak. Güçsüz. Cıvık. Seyrekleşmek. Hafif. Sudan. İnce. İnceltmek (sıvıyı).