Thickeners türkçesi Thickeners nedir

Thickeners ingilizcede ne demek, Thickeners nerede nasıl kullanılır?

Thickener : Koyulaştırıcı. Koyultucu. Kıvamlaştırma maddesi. Kıvamlayıcı. Kıvamlaştırıcı. Çöktürme tankı. Yoğunlaştırıcı. Kalınlaştırıcı.

Thickened : Karışmak. Koyulaşmak. Yoğunlaşmak. Yoğunlaştırmak. Kıvamlı. Koyulaştırmak. Kalınlaşmak. İçinden çıkılmaz olmak. Sıklaştırmak. Sıklaşmak.

Thicken : Yoğunlaşmak. Kalınlaştırmak. Kalınlaşmak. Çoğalmak. Koyulaştırmak. Koyulaşmak. İçinden çıkılmaz olmak. Yoğunlaştırmak. Karmaşıklaşmak. Gürleştirmek.

Thickening : Kalınlaştırma. Katılaşmış yer. Yoğunlama. Koyulaştırma. Kalınlaşma. Kıvamlaştırma. Yoğunlaştırma. Koyulaşma. Yoğunlaşma. Katılaşma.

Thickening agent : Kıvam artırıcı. Sertleştiren etmen. Kıvamlaştırıcı madde. Gıdanın kıvamını artıran madde.

Thicket : Sık çalılık. Çalı. Sık ağaçlık. Ağaçlık. Çalılık.

Thickest : Dumanlı. Aşırı. Kalın kafalı. Belirgin. Fazla. En kalın. Sık. Kalın. Sisli. Koyu.

Thickets : Çalı. Sık ağaçlık. Çalılık. Ağaçlık. Sık çalılık.

Thicker : Sisli. Daha kalın. Koyu. Aşırı. Kalın. Yoğun. Yakın (arkadaş). Boğuk. Dumanlı. Kalın kafalı.

 

Thickens : Koyulaşmak. Koyulaştırmak. Yoğunlaştırmak. Kalınlaştırmak. Karışmak. Kalınlaşmak. Sıklaşmak. İçinden çıkılmaz olmak. Yoğunlaşmak. Sıklaştırmak.

İngilizce Thickeners Türkçe anlamı, Thickeners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thickeners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Thick : Kalınlık. Boğuk. Dumanlı. Yoğun. Orman gibi. Yakın (arkadaş). Sık. Koyu. Sisli.

Dimension : Ölçülerini koymak. Çap. Boyut. Ölçü. Birbiriyle açık ya da örtük ilişkisi olan çeşitli tutum ve davranış görünüşlerine bir içbütünlük kazandıran temel öğe ya da bir ölçme aracının ölçtüğü konu. Uzanım. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Boyutlarını ayarlamak. Ebat. Hacim.

Thickener : Koyultucu. Kıvamlaştırma maddesi. Kıvamlayıcı. Çöktürme tankı. Kıvamlaştırıcı.

Thin : Seyreltmek (bitkileri). İnce. Seyrekleşmek. Zayıflamak. İnceltmek (sıvıyı). Seyrelmek. Hafif. Sudan. Cıvık.

Gauge : Ayarını hesaplamak. Kriter. Kapsam. Ölçmek. Mikyas. Ölçme aleti. Değerlendirmek. Ölçümlemek. Yargılamak. Tartmak.

Condensing : Yoğunlaştırmak. Katılaşan. Kondenserli. Yoğunlaşma. Sıvı hale dönüşmek (gaz). Bir yem maddesinin rutubetini uzaklaştırmak suretiyle daha yoğun bir duruma dönüştürme işlemi. Dondurucu. Yoğunlaştırma. Koyulaşmak.

Condenser : Meksefe. Kondensör. Buharları sıvıya dönüştürmek için soğutan aygıt. Bir yalıtkanla ayrılmış, iki iletken üzerinde elektrik yükü biriktiren aygıt. Yoğuşturucu. Kondenser. Geri soğutucu. Mercek. Biriktirici.

Concentrator : Koyultucu. Yoğunlaştırma cihazı. Yoğunlaştıran kimse veya şey. Dikkatli olan kimse. Zenginleştirici. Konsantratör. Deriştireç. Toplayıcı.

 

Intensifier : Şiddetlendirici. Güçlendirici. Bir negatifin baskı yoğunluğunu arttırmak için kullanılan çözelti. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koyulaştırma banyosunun temel kimyasal özdeği. (genellikle amonyaktır). Basınçlı hızlandırıcı. Pekiştirici. Artırıcı. Koyulaştırıcı (fotoğrafçılık terim).

Thickeners zıt anlamlı kelimeler, Thickeners kelime anlamı

Thick : Sıklık. Yakın (arkadaş). Orman gibi. Koyu. Boğuk. Belirgin. Kalınca. Dumanlı. Yoğun.

Thinness : Zayıflık. Cılızlık. Kuvvetsizlik. Narinlik. Süzgünlük. Seyreklik. Hafiflik. İncelik.

Thin : Seyrekleşmek. Ayırmak. Cıvık. Seyrek. İncelmek. Zayıf. Cılız. Seyrelmek. İnce. Sulu.