Think of türkçesi Think of nedir

Think of ile ilgili cümleler

English: Ali could only think of one way to do what needed to be done.
Turkish: Ali yapılması gerekenleri yapmak için sadece tek yol düşünebildi.

English: Ali could think of no reason why he should stay.
Turkish: Ali onun niçin kalması gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.

English: Ali could think of no reason why he needed to go home early.
Turkish: Ali eve erken gitmesi gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.

English: Ali could think of no reason why he should give Mary any money.
Turkish: Ali Mary'ye niçin biraz para vermesi gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.

English: Ali can't think of a better plan.
Turkish: Ali daha iyi bir plan düşünemiyor.

Think of ingilizcede ne demek, Think of nerede nasıl kullanılır?

Think : Ummak. Bellemek. Tahmin etmek. Zannetmek. Tasavvur etmek. Hatırlamak. Planlamak. Aklına sığdırmak. Saymak. Aklı almak.

Of : -den. Yüzünden. İle ilgili. -den övünerek bahsetmek. -nin. -li. Nin. Den. Karşı. -in.

Come to think of it : Düşün bir kere. Demişken. Düşün ki. Aklıma gelmişken. Hele bir düşün bakalım. Madem açtın konuyu. Hazır aklıma gelmişken. Düşündüm de.

 

Think a lot of oneself : Kendini bir şey sanmak.

Think about : Uzun uzun düşünmek. Tasarlamak. Düşünmek. Aklına gelmek. Aklına getirmek. Üzerine düşünmek. Hakkında düşünmek. Düşünmek (bir şey yapmayı). İçinden geçirmek. -i iyice düşünmek.

Think again : Tekrar düşün.

İngilizce Think of Türkçe anlamı, Think of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Think of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cerebrates : Beynini çalıştırmak.

Architect : Planlamak. Sanat yönetmeni. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yapmak. Bir filmin bezemlerinin hazırlanmasıyla ilgili tüm işleri yöneten kimse. Yaratıcı. Mimar.

Remember : Yadetmek. Anmak. İhmal etmemek. Görmek. Hatırda tutmak. Aklında tutmak.

Associate : Benzetmek. Birliktelik kurmak. Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. İlişkilendirmek. Ortak çalışma arkadaşı. Yakıştırmak. Ortak olmak. İşbirliği yapmak. Şirket sermayesine katılan kişi. Hakları sınırlı üye.

Place : Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Mevki. Mekan. Mahal. Sorumluluk. Koymak. Basamak. Yerleştirmek. Makam.

Cogitates : Düşünüp taşınmak. Bulmak. İcat etmek. Dikkatle düşünmek. Kavram yaratmak. Enine boyuna düşünmek. İyice düşünmek. Ciddi olarak düşünmek.

Calculates : Güvenmek. Hesap kitap yapmak. Saymak. Hesap etmek. Planlamak. Ölçüp biçmek. Hesap yapmak. Bel bağlamak. İhtimal vermek. Tahmin etmek.

Be worried : Sıkıntısı olmak. Endişelenmek. Kukumav gibi düşünüp kurmak. Sıkıntıda olmak. Endişeli olmak.

 

Consider : Saymak. Gözü ile bakmak. İçinden geçirmek. Göz önünde bulundurmak. Fikrinde olmak. Dikkate almak. İtibar göstermek. Derpiş etmek. Göz önünde tutmak.

Look back : Geçmişe bakmak. Arkaya bakmak. Ardına bakmak. Arkasına bakmak. Geçmişi düşünmek. Geriye bakmak. Geri dönüp bakmak. İlerleyememek.

Think of synonyms : recapture, cogitating, recollect somebody, reminded, keep on someone, remind of, allowing, recalled, remind, conceive, account, recalls, cast about, bethought, counted, reminds, come to mind, blueprint, blueprints, think about, chew, bethink, blue print, bargain for, think, evoke, conceives, blueprinted, count on, bear in mind, cast around, called up, be pensive.