Thrown away türkçesi Thrown away nedir

Thrown away ile ilgili cümleler

English: This is still too good to be thrown away.
Turkish: Bu hâlâ atılamayacak kadar çok iyi durumda.

English: Do we have anything else that needs to be thrown away?
Turkish: Atılması gereken başka bir şeyimiz var mı?

English: Nothing has been thrown away yet.
Turkish: Henüz hiçbir şey atılmadı.

English: Maybe all of these photos should have been thrown away.
Turkish: Belki de bütün bu fotoğraflar çöpe atılmalıydı.

English: It is a shameful fact that, while there are lands where people suffer from hunger, within Japan there are many households and restaurants where much food is thrown away.
Turkish: İnsanların açlık çektiği yerler varken, Japonya'da birçok yiyeceğin atıldığı bir sürü meskenlerin ve restoranların olması yüz kızartıcı bir gerçektir.

Thrown away ingilizcede ne demek, Thrown away nerede nasıl kullanılır?

Thrown : Atılan. Bükülmüş (ipek). Atılmış. Fırlatılmış. Bükülmüş.

Away : Deplasmanda. Buradan. Yola çıkmış. Yok. Devamlı. Durmadan. Uzak. Uzakta. Uzağa. Deplasmanda oynanan.

Thrown a fit : Kriz geçirmek.

Thrown in : Eklemek. Birbirine geçirmek (dişli vb.). Cabası olarak vermek. Dahil etmek.

Thrown out : Sürmek (bitki). Söylemek. Savurmak (tehdit). Reddetmek (tasarı). Saçmak. Yaymak. Çıkma yapmak (inşaat). Dışarı atmak. İleri sürmek. Çıkarmak.

 

Thrown silk : Bükümlü ipek. İbrişim. Bükülmüş ipek. Has ipek.

İngilizce Thrown away Türkçe anlamı, Thrown away eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thrown away ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exuding : Sızmak. Belirtmek. Terleme. Sızdırmak. Çıkarmak. Sızma. Dışarı çıkma. Yaymak. Dışarı vermek.

Abducting : (kas) dışarı çekmek. Adam kaçırmak. Kız kaçırmak. Zorla kaçırmak. Kaçırmak (birini). Dağa kaldırmak. Birini zorla kaçırmak. Uzaklaştırma (anatomi terimi). Alıkoymak.

Frighten away : Korkutup kaçırmak. Kışkırtmak.

Abduct : Kız kaçırmak. (kas) dışarı çekmek. Adam kaçırmak. Tebit etmek. Alıkoymak. Uğrulamak. Çekme. Birini zorla kaçırmak. Zorla kaçırmak. Uzaklaştırma (anatomi terimi).

Give off : Saçmak. Dışarı çıkartmak. Terk etmek. Bırakmak. Koku vb'ni yaymak. Neşretmek. Yaymak. Çıkarmak. Dışarı vermek (ısı veya ışık).

Bleed : Hacamat etmek. Kan gelmek. Boşaltmak (sıvı, gaz). Kan ağlamak. Sızdırmak. Kanını emmek. Kan almak. Akmak (boyası). Para sızdırmak. Yolmak.

Dampens : Tavlamak. Islatmak. Gölge düşürmek. Kırmak. Azaltmak (titreşimi). Islanmak. Nemlenmek. Tadını kaçırmak. Köreltmek.

Abducts : Tebit etmek. Çekme. Adam kaçırmak. Dağa kaldırmak. (kas) dışarı çekmek. Alıkoymak. Kız kaçırmak. Birini zorla kaçırmak. Uzaklaştırma (anatomi terimi).

Exude : Dışarı vermek. Sızıntı yapmak. Akmak. Sızdırmak. Yaymak. Yayılmak. Eksüdat. Eksüda. Belirtmek. Terlemek.

Dampen : Söndürmek. Nemlendirmek. Gölge düşürmek. Tavlamak. Nemlenmek. Köreltmek. Azaltmak (titreşimi). Islatmak. Kırmak.

Thrown away synonyms : junked, bleed off, exudes, gave off, exuded, get out, given off.