Thymes türkçesi Thymes nedir
- Dağ kekiği.
- Kekik.
Thymes ingilizcede ne demek, Thymes nerede nasıl kullanılır?
Cat thyme : Acı ot. Ballıbabagiller (labiatae) familyasından, 10-40 cm kadar boyda, sık ve gri beyaz tüylü, beyaz çiçekli, toprak üstü kısımları kaynatılarak iştah açıcı ve mide ağrılarını giderici olarak kullanılan, çok yıllık, yarı çalımsı, yarı otsu bir bitki. sancı otu, pelin otu.
Thyme : Dağ kekiği. Ballıbabagillerden, güzel kokulu kır bitkisi. (yapraklarından, iyi bir solucan düşürücü sayılan timol çıkarılır.). Kekik.
Thymectomy : Timektomi.
Bathymetric : Suyun derinliği ile ilişkili.
Bathymetric map : Batimetrik harita. Okyanuslar, denizler, göller ve nehirlerde suyun derinliğini gösteren harita.
Thymic immunologic inflammation : Timüsün immünolojik yangısı. Miyasteni gravis.
Thymicolymphatic : Timikoleneatik.
Thymallus thymallus : Gölge balığı.
Thymi : Timüs. Özden. Kekik. Timus. Boyun altı bezi.
Thymidine : Timidin.
İngilizce Thymes Türkçe anlamı, Thymes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Thymes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Head : Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Başlık. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Baş ile ilgili. Çekiç tokmağı. Başına geçmek (şirket vb). Geçmek. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Baştaki. Baş.
Substance : İçerik. Esas. Öz. Substans. Töz. Servet. Güçlülük. Önem. Zenginlik. Ana fikir.
Message : Mesaj. Not. İletişim araçlarıyla okur ya da izleyicilere aktarılan olay ya da yorum. Resmi bildiri. Tezkere. Haber. İleti. Bir duraktan başka bir durağa bilgi iletmek üzere düzenlenmiş herhangi bir simgeler ya da damgalar birleşimi. Bildiri. Mektup.
Thymus : Timüs. Boyun altı bezi. Özden. Timus.
Keynote : Temel düşünce. Ana ilke. Açılış konuşması yapmak. Esas nota. Ana nota. İlkeleri anlatmak. Parti programı. Temel. İlke. Açış konuşması yapmak.
Contemporary world : Çağdaş dünya.
Question : İfadesini almak. Kuşkulanmak. Sorgu. Mesele. Sorular sormak. Konu. Soru. Toplumbilimde başlıca bilgi sağlama aracı olan ve olgu, davranış, kanı, tutum, görüş gibi konularda bireylerden yanıt almak üzere başvurulan ölçünlü sınar. Bilinmez.
Period : Ders. Bilgisayar, biyoloji, fizik, uzay, iktisat, kimya, sinema, televizyon, tarih, ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır. Süre. Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi). Aybaşı. Çağkatman birimlerinden olan bir dizgenin oluş süresi. Devir süresi. Çağ. Regl. Dönüm.
Subject : Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe. Maruz bırakmak. Etmek. Uyruk. Bağlı. Eğilimi olan. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Özne. Bilgisayar, eğitim, gramer, sinema, televizyon, tarih, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Subjekt.
Topic : Konular. Mevzu. Tema. Konu. Topik. Mesele. Başlık. Söz konusu. Bahis.
Thymes synonyms : period of time, present times, time period, roman times, precedent, modern world, thyme, modern times, subject matter, thymi, bone of contention, content.

Bu kısımda Thymes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Thymes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Thymes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Thymes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.