Timings türkçesi Timings nedir

  • Zamanlama.
  • Süre tutma.
  • Zamanında davranma.
  • Saat tutma.

Timings ingilizcede ne demek, Timings nerede nasıl kullanılır?

Rehearse new timings : Yeni zamanlama provası.

Use automatic timings : Otomatik süreleri kullan.

Use slide timings : Slayt sürelerini kullan.

Timing error : Zamanlama hatası.

Timing information : Zamanlama bilgisi.

The income timing principle : Muhasebenin sadece yasal bir hak söz konusu olduğunda gelirin kaydedilmesi gerektiğini belirten temel kuralı. Gelir zamanlama prensibi.

Timing recovery : Zamanlama referansının kazanımı. Zaman dayanağı kazanımı.

Injection timing device : Enjeksiyon avans tertibatı. Püskürtme öndeci. Motorun hızına göre, yakıtın püskürtülme zamanını düzenleyen aygıt. Enjeksiyon zamanlama aygıtı. Püskürtme zamanlama aygıtı.

Timing pulse : Zamanlama vurumu. Zaman ayar vurumu.

Automatic timing mechanism : Ateşleme evrelerini kendi kendine düzenleyen dizge. Özdevingen öndeç.

İngilizce Timings Türkçe anlamı, Timings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Timings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Information : Haber. Enformasyon. Bili. Doğanın nesne ve olayları üzerinde kuramsal ya da görgül yoldan öğrenilen şey. Bir dizgenin, kendi durumunu bir im aracılığıyla başka bir dizgeye bildirmesinin nitel etkeni. renkli televizyonda, parlaklık ve renkliliği belirleyen radyoelektrik imlerin nitel etkeni. Bildirme. İlmi vukuf. İddia. Malumat. Şikayet.

 

Presentness : Mevcut olma. Halihazırdalık. Şu andalık.

Timeliness : Vakitlilik. Aktüellik. Dakiklik. Zamana riayet. Yerindelik. Güncellik. Uygunluk. Zamanlılık. Zaman ulaştırmalı.

Intelligence : Akıllılık. Zeka sahibi. Haber alma. İdrak. Anlama. Beyin. Bilgi. Zekilik. Öğrenme, araç geliştirme ve çevreye uyma olanağı sağlayan, bellek, istenç, yoğulum gibi bileşenlerden oluşan üst yeti. İstihbari (bilgi).

Approach : Çok benzemek. Yaklaşma. Yaklaşım sergilemek. Görüşmek. Girişmek. Koyulmak. Andırmak. Varmak. Benzemek. Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu.

Approaching : Yanaşma. Yaklaşma. Adımlama. Yaklaşan. Yakında olacak olan.

Spark advance : Ateşleme öndeliği. Kıvılcım avansı. Ateşlemenin üst ölünoktadan ya da gereken en uygun zamandan önce yapılması durumu. Ateşleme avansı.

Latest : En geç. Son. Son çıkan. Yeni. En son. En yeni.

Seasonableness : Uygun zamanda meydana gelme özelliği. Dakiklik. Fırsatlar. Olasılıklar.

Early : Erkenden. Erken. Eski. Önceki. -in başlarında. İlk. İlk zamanlarında.

Timings synonyms : good word, temporal arrangement, nowness, pastness, temporal order, timing, earliness, update, unseasonableness, simultaneousness, futurity, punctuality, past, temporisation, lateness, present, simultaneity, succeeding, tardiness, news, untimeliness, temporization, preceding, word, middle, late, scheduling, vindictiveness, lead, info, future, coming, promptness.

 

Timings zıt anlamlı kelimeler, Timings kelime anlamı

Punctuality : Dakiklik.

Late : Geç kalan. Eski. Rahmetli. Geç. Müteveffa. Her zamanki. Son zamanlarda olan. Son zamanlardaki. Geçen. Son.

Lateness : Gecikme. Geç kalma. Tehir. Geç olma.

Timings antonyms : pastness, tardiness, timeliness, preceding, unseasonableness, futurity, untimeliness, early, middle, future, succeeding, past, earliness, seasonableness, presentness, present, outgo.