Toku nedir, Toku ne demek

Toku; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak.

Toku isminin anlamı, Toku ne demek:

Tokmak, değnek. Toku ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Teknik terim anlamı:

Çapı beş cm. kadar olan demir halkalara verilen ad. (Gazelyapı Kütahya).

Toku ile ilgili Cümleler

  • Ali ve Mary bardaklarını birlikte tokuşturdu.
  • Bilgi değiş tokuş ediyordu.
  • Ali şarap bardağını Mary'ninkine tokuşturdu.
  • Beni ilk geldiğim gün yanaklarımdan öpen hocam şimdi kafa tokuşturuyor.
  • Onlar bardakları tokuşturdular.
  • Ali ve Mary şarap kadehlerini tokuşturdular.
  • Ben tokum; artık istemiyorum.
  • Biz tokuz.
  • Tokum.
  • Biraz tokum.
  • Tokugawa Şogunluğu 1868'de sona erdi.
  • Onlar mahkumları değiş tokuş etme kararı aldılar.

Toku ile ilgili Atasözü veya Deyim

iki testi tokuşunca biri elbet kırılır : “kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar” anlamında kullanılan bir söz.

kadeh tokuşturmak : içki içerken kadehleri karşılıklı olarak birbirine dokundurmak.

Toku anlamı, kısaca tanımı

Değiş tokuş öbeği : Bir dizi nesnenin yerlerini ya da adlarını, aralarında değiştirme işlemlerinden oluşan matematiksel öbek

Değiş tokuşlama : Birkaç nesnenin yerlerini ya da adlarını aralarında değiştirme.

 

Karı değiş tokuşu : Konuk ağırlamanın ve dostluğu pekiştirmenin saygın bir belirtisi sayılan, özellikle Eskimolarda yaygın olan, erkeğin uzun bir süre için karısını arkadaşına vermesi ya da onun karısıyla değişmesi.

Nüfus değiş tokuşu : İki devlet arasında varılan anlaşma koşulları altında, karşılıklı olarak insan değiştirilmesi.

Tokuç : 1.Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak. 2.Et döveceği, tokmağı. 3.Değnek. 1.Başı büyük, anlağı gelişmemiş kişi. 2.Çıkık alınlı kişi. 3.İki üç yaşında çocuk. Çamaşır tokmağı, tokaç. Çamaşır veya yün yıkarken kirlerini çıkartmaya yarayan tahtadan alet. Yıkanmak üzere ıslatılmış çamaşırları döverek temizlemekte kullanılan ince uzun saplı, yuvarlak ya da dörtköşe başı olan araç.

Tokuçbalığı : Kurbağa yavrularının yumurtadan çıktıktan sonraki ilk devresi.

Tokuçlamak : Tokaçla giysi yıkamak.

Tokuk : Gül goncası.

Tokul : Kütahya kenti, Aslanapa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Tokula : Değnekle yuvarlak taşa vurarak oynanan bir çocuk oyunu.

Tokulamak : Ham ipliği tokaçla dövmek.

Tokuldamak : Su kaynamak.

Tokuldaşmak : 1.Konuşmak, yarenlik etmek. 2.Birini kandırmak, inandırmak için konuşmak. 3.Gizli konuşmak. Söyleşmek, konuşmak.

Tokullu : Çorum kenti, Sungurlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Tokumak : Ceviz, pestil eriği ve benzerleri meyveleri sırıkla vurup düşürmek. Dokumak. [Bakınız: dokumak].

Tokur : 1.Büyük bilye. Taş bilye. Bağlamanın küçüğü, cura. 1.Kısa boylu, cüce. 2.Kısa boylu ve güçlü kişi. 3.Kaba ve durgun kişi. 4.Yaşlı (insan ya da hayvan). Toparlak : Eli yüzü tokur. Su kabı. [Bakınız: tombak]. Gelişmemiş, sıska. Kısa boylu, şişman kimse.

 

Tokur etmek : Hoşnutsuzluğunu belli ederek soğuk davranmak.

Tokura : İnek ahırı.

Tokurcak : Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak.

Tokurcu : Damların kıyılarına konan yassı ağaç. Verevine dokunan şayak kumaş. Başları aşağıya gelmek üzere dizilen ekin bağlamları. Damların saçaklarına konan yassı ağaçlar.

Tokurcuğu düzgün olmak : İşi yolunda olmak.

Tokurcuk : Toprak damlara döşenen çalı çırpının yerlere dökülmemesi için altlarına yerleştirilen ağaçlar.

Tokurcum : Dokuztaş oyunu.

Tokurcun : Dokurcun. Başakları iç yana gelerek dokuz ya da on üç bağlamdan yapılmış ekin yığınları. 1.Dört köşe, kare : Tokurcunlu basma aldım. 2.Çizgili desenli çarşaf. 3.Bezin dokuma biçimi. Dokuztaş oyunu. Kirizma yapılan bağda birer metre ara ile ip çekme işi. 1.Dam kıyısı. 2.Damların saçaklarına konan yassı ağaçlar. Ekin demetlerinden yapılan yığın. Yirmi dört haneli bir oyun tahtası üzerinde dokuz taşla oynanaa bir oyun.

Tokurcun etmek : Çiğnemek.

Tokurcunu düzgün olmak : İşi yolunda olmak.

Tokurdak : 1.İçi boş incir kurusu. 2.Özü olmayan, içi boş meyve. Erkeklik bezi. Davar ya da köpeklerin boynuna takılan çan. Deve ve katırlara takılan büyük çan. Nargilenin küçük tipi. (İnköy Kütahya).

Tokurdum : Örgüt, tertip, düzen.

Tokurşak : Meşe palamudu, servi kozalağı.

Tokuş : Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak. Çamaşır tokmağı, tokaç. Tokaç. Savaş. Bursa ilinde, İnegöl ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Tokuşhan : Savaşçı hükümdar.

Tokuşlar : Afyon şehri, Sincanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Düzce ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sinop kenti, Gerze belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Tokuşturabilme : Tokuşturabilmek işi.

Tokuşturabilmek : Tokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tokutma : Köy yolu ağzı.

Tokutmak : Köy yolu ağzı. Ceviz, pestil eriği ve benzerleri meyveleri sırıkla vurup düşürmek. Dokutmak. [Bakınız: dokutmak].

Tokuz düzen : Dokuz felek.

Tokuzer : Dokuz kişi.

Tokuztuğ : Dokuz tane tuğ.

Değiş tokuş : Değişim.

Tokurdama : Tokurdamak işi.

Tokurdamak : Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak.

Tokurdatma : Tokurdatmak işi.

Tokurdatmak : Tokurdama işini yaptırmak.

Tokurtu : Tokurdama sırasında çıkan sesin adı.

Tokuşma : Tokuşmak işi.

Tokuşmak : İki şey birbirine çarpmak, çarpışmak. Kafa kafaya vuruşmak.

Tokuşturma : Tokuşturmak işi.

Tokuşturmak : Birbirine dokundurmak, çarpıştırmak.

Tokuz : Sık ve kalınca, tok (kumaş).

Diğer dillerde Toksoplazmozis anlamı nedir?

İngilizce'de Toksoplazmozis ne demek ? : toxoplasmosis