Dokumak nedir, Dokumak ne demek

  • Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak.
  • En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak.
  • Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek

"Dokumak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Orada kilim dokuyan kadınların arasında yaşam savaşı veriyordu." - A. Kulin

Dokumak tanımı, anlamı:

Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez. Yapı, oluşum. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen.

İnce eleyip sık dokumak : Bir şeyi bütün ayrıntılarıyla araştırmak, gözden veya elden geçirmek.

Mekik dokumak : İki nokta veya durum arasında sürekli gidip gelmek.

Çözgü : Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler, arış.

Atkı : Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik. Büyük yaba.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

 

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Yapmak : Düzenli bir duruma getirmek. Gerçekleştirmek. Evlendirmek. Onarmak, tamir etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Üretmek. Olmasına yol açmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Olmak. Yol almak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Dışkı çıkarmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Davranmak, hareket etmek.

İnce : Ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Zayıf. Tiz (ses), pes karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Hafif, gücü az. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).

Nokta : Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Yer. Nöbetçi bulunan yer. Orta nokta. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Hiçbir boyutu olmayan işaret. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm.

 

İndirmek : Kapamak. Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak. Kırmak, tahrip etmek. Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak. Yağmur, sis, birdenbire bastırmak. Fiyatını azaltmak, düşürmek. Hızla vurmak.

Diğer dillerde Dokumak anlamı nedir?

İngilizce'de Dokumak ne demek? : v. weave, knit

Fransızca'da Dokumak : tisser

Almanca'da Dokumak : v. weben, wirken

Rusça'da Dokumak : v. ткать, плести, выткать