Tores türkçesi Tores nedir

Tores ile ilgili cümleler

English: All the stores are closed.
Turkish: Tüm dükkanlar kapalı.

English: Are the stores closed on Sunday in England?
Turkish: İngiltere'de pazar günü mağazalar kapalı mı?

English: All the stores were closed.
Turkish: Bütün mağazalar kapalıydı.

English: Convenience stores and supermarkets can sell medicine since 2009.
Turkish: Marketler ve süpermarketler, 2009'dan beri ilaç satabiliyorlar.

English: Convenience stores sell candy bars.
Turkish: Bakkallar şeker çubukları satar.

Tores ingilizcede ne demek, Tores nerede nasıl kullanılır?

Ad spectatores : Rol dışı seyirciye yöneliş. flautus'un komedyalarında gülünçlüğü sağlama yönünden çok kullanılırdı. oyunculardan bir rolü bırakır, seyirciyle konuşurdu. sonradan, böyle rolden çıkan oyuncuları eleştirmek amacıyla kullanılan bir deyim oldu. Ad spectatores.

Autoresponder : Otomatik cevaplandırıcı. (bilgisayar) otomatik olarak e-posta şeklinde bilgi gönderen program (e-posta robotu gibi).

Autorestart routine : Donanım sistemine yazılmış olan ve bilgisayarın başlarken yerine getirdiği komutlar grubu. Otomatik yeniden başlatma yordamı.

Bookstores : Kitapevi. Kitap evi. Kitabevi. Kitapçı dükkanı. Kitapçı. Kitapçı dükkanı (amerikan ingilizcesi).

 

Chain of stores : Bir bölgeye dağılmış aynı mağazanın şubelerinin sayısı. Mağazalar zinciri.

Superstores : Mega mağaza. Çeşitlendirilmiş bir süpermarket. Çok çeşitli gıda maddeleri ve gıda dışı maddeler satan.

Marine stores : Gemi levazımı.

Doctoress : Kadın doktor. Bayan doktor. Kadın hekim.

Restores : Yeniden tahta geçirmek. Görevine iade etmek. Tamir etmek. Düzen sağlamak. Yenileştirmek. İade etmek. Yenilemek. Restore etmek. Eski haline koymak. Geri vermek.

Drugstores : İlaç satılan süpermarket. Eczane.

İngilizce Tores Türkçe anlamı, Tores eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tores ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Torsions : Burulma açısı. Burulum. Burma. Bükülme. Kıvrılma. Bükme. Dönme.

Core : Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe. Akımsal mıknatısların kangallarının sarıldığı yumuşak demirden, çoğu zaman halka biçimli parça. Çekirdeğini çıkarmak. Öz. Göbeğini almak. Bilişim, fizik, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çekirdek. Göbek. Bazı virüslerde nükleik asidi çevreleyen ve ökaryotik hücrelerde bulunan histon yapıya benzer protein kılıf, kor. Öz yapı.

Shameless : Kepaze. Yüzsüz. Terbiyesiz. Arlanmaz. Arsız. Utanmaz. Yalaka. Hayasız. Edepsiz.

 

Slits : Yırtmaç. Yarık. Kesik. Dar aralık.

Buckling : Burkulma. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bükülen. İsli ringa balığı. Flambaj. Bükülüm. Titreşim. Yığılma. Bir filmin üzerinde fazla sıcak ya da gerilme yüzünden oluşan çıkıntı ve çukurlar.

Torque : Dönme momenti. Tork vermek. Teğetsel bir kuvvetin, bir nesneyi bir nokta çevresinde dönmeye zorlayan etkisi. kuvvet öle etkidiği kuvvet kolunun çarpımı. Mekanikte, bir özeğin çevresinde dönen bir cismin gücüyle bu cismin özeğe olan uzaklığının çarpımı. Bükme momenti. Moment. Dönme kuvveti. Dönme momenti vermek.

Formula : Denklem. Kaide. Mama. Reçete. Yazım. Formül. Bağıntı. Birçok değişkenin bir araya gelmesinden oluşan bağımsız masal. bk. değişken. Bir kavram, işlem ya da değerin simgesel anlatımı ya da eşitliği. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır.

Toroid : Toroit. Tor.

Slit : Dar aralık. Işıklama yarığı. Yarılmak. Optik seslendirme dizgesinde, aynalı galvanometreden gelen ışın demetinin film üzerine düşmeden önce geçtiği yarık. Kimi ışık deneylerinde gerekli dar uzun kesitli bir demet elde etmek için kullanılan ince aralık. Yarmak. Kesik. Uzun ve dar delik. Fizik, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yırtılmak.

Crackings : Fisürlerin açılması. Çatlak. Müthiş. Parçalanma. Muhteşem. Kraking. On numara (müthiş). Çatlama.

Tores synonyms : round shape, convention, intorsion, twisting, rule, laceration, cracking, writhing, rip, pattern, torsion, brazen faced, contortion, ripped, normal, torn, rent, lacerated, twistings, rips, magnetic core, tore, contortions, tear, torcs, torc.