Formula türkçesi Formula nedir
- Kural.
- Bir doğa yasasının, uzbilimsel simge dili ile anlatımı.
- Bağıntı.
- Bir kavram, işlem ya da değerin simgesel anlatımı ya da eşitliği.
- Boş ve anlamsız sözcükler.
- Reçete.
- Kalıp.
- Formül.
- Kaide.
- Çözüm.
- Denklem.
- Birçok değişkenin bir araya gelmesinden oluşan bağımsız masal. bk. değişken.
- Tertip.
- Yazım.
- Mama.
- Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır.
Formula ile ilgili cümleler
English: Do you know the chemical formula of phenol?
Turkish: Fenolün kimyasal formülünü biliyor musun?
English: The French Formula 1 driver Jules Bianchi has died, nine months after his crash at the 2014 Japanese Grand Prix.
Turkish: Fransız Formula 1 pilotu Jules Bianchi 2014 Japonya yarışındaki kazadan 9 ay sonra öldü.
English: Albert Einstein's theory of relativity is the most famous formula in the world.
Turkish: Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi dünyadaki en ünlü formüldür.
English: Complete the formula here below.
Turkish: Aşağıdaki formülü tamamlayın.
English: The chemical formula for water is H₂O.
Turkish: Suyun kimyasal formülü H₂O'dur.
Formula ingilizcede ne demek, Formula nerede nasıl kullanılır?
Formula bar : Bir elektronik devre üzerinde her hücrenin içeriğinin yazıldığı alan. Formül çubuğu.
Formula code : Formül kodu.
Formula reference : Formul referansı. Formül referansı.
Formula translator : Fortran. Matematiksel ve bilimsel uygulamalara dönük, daha çok cebirsel formüllere, yer yer de ingilizceye benzer deyimlerden oluşan yüksek düzeyli bir izlenceleme dili.
Formula weight : Bileşiği oluşturan öğelerin bileşiklerteki atom-gramlarının toplamı. Formül ağırlığı. Formül-gram.
Algebraic formula : Cebirsel kural veya ilke. Cebirsel formül.
Binomial formula : İkiterimli formülü. İkiterimli formül. Binom formülü.
Chemical formula : Kimyasal maddenin yapısını gösteren semboller kombinasyonu. Kimyasal formül.
Closed formula : Kapalı formül.
Basic formula : Temel formül. Esas formül.
İngilizce Formula Türkçe anlamı, Formula eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Formula ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Resolutions : Önerge. Çözülüm (müzik terimi). Kararlılık. Çözünme. Niyet. Resmi karar. Karar. Teklif. Ayırma.
Bedplates : Tespit levhası. Altlık. Taban plakası.
Manikin : Cüce. Adamcık. Model. Manken. Kukla.
Primitive : İlkel. İlk. Basit. Önceki. İlk insan. Kültürel evrimin alt basamaklarında bulunan, doğaya büyük ölçüde bağlı olan, geleneklerle göreneklerin oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren ve tarihöncesi insanınkine benzer kültürel ve toplumsal bir yapıda varlığını yönlendiren birey. bk. ilkel toplum. İlk çağa ait. Kaba. Yabanıl.
Baby food : Çocuk maması. Bebek maması.
Norm : Düstur. Sayılamsal ortalama ya da tipik değer. yaş kümeleri ya da sınıf kümeleri gibi belli kümelerin ölçünlendirilmiş bir test uygulaması sonucu gösterdikleri ortalama başarı. Bir bireyin ırasını, davranışını ya da bir toplumun biçimini, işlevini yargılamada baş vurulan ölçü. Fels.ilke. Örnek. Bireyler arası ilişkileri ya da bir gidişi yöneten, yaptırıma bağlanmış davranış kuralları. Tip. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Standart.
Casts : Olta iğnesi. Fırlatma. Tip. Oyuncular. Ton. Çeşit. Döküm. Alçı (medikal tıp terimi). Rol alanlar. Zoka.
Dados : Taban taşı. Lambrilemek. Lambri. Sütun gövdesi. Kürsü taşı. Süpürgelik.
Dadoing : Taban taşı. Lambri. Süpürgelik. Sütun gövdesi. Kürsü taşı. Lambrilemek.
Solution : Birbirine benzemeyen molekül yapısındaki iki ya da daha çok özdeğin tektörel karışımı. Çözüm yolu. Ara verme. İzah. Fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir ya da daha çok sıvı ya da katının tekdüze dağılmış özdeciklerini içeren bir sıvı ya da katı ortamdan oluşan karışım, anlamdaş eriyik. Solusyon. Çözünen ve çözücüden oluşan tektürel, karışım. Halletme. Bir maddenin, çözücü sıvı içinde çözünmesiyle oluşan homojen karışım, eriyik, solusyon, solüsyon.
Formula synonyms : exponential expression, sentential function, connection, remedies, analysis, expression, lex, formation, recording, remedy, concoction, contexture, matrixes, dispensations, dies, bar, orthographic, matrice, co ordination, entablement, legem, groundwork, instruction, equations, typings, fundament, dadoed, composition, bases, cohesions, fundamental, basis, legi.
Formula ingilizce tanımı, definition of Formula
Formula kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A prescribed or set form. A fixed or conventional method in which anything is to be done, arranged, or said. An established rule.

Bu kısımda Formula kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Formula ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Formula anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Formula ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.