Transgressors türkçesi Transgressors nedir

Transgressors ingilizcede ne demek, Transgressors nerede nasıl kullanılır?

Transgressor : Çiğneyen. Suçlu. İhlal eden. İhlalci. Günahkar.

Transgress : Çiğnemek (yasa vb). İhlal etmek. Aşmak. İhlalde bulunmak. Bozmak. Günah işlemek. Karşı gelmek. Çiğnemek. Tecavüz etmek. (sınırı) aşmak.

Transgressed : Günah işlemek. (sınırı) aşmak. Karşı gelmek. İhlalde bulunmak. Bozmak. Çiğnemek (yasa vb). İhlal etmek. Çiğnemek. Aşmak. Tecavüz etmek.

Transgresses : Aşmak. Bozmak. Karşı gelmek. Tecavüz etmek. Çiğnemek. Günah işlemek. Çiğnemek (yasa vb). Çiğnemek (emir vs.). İhlal etmek. İhlalde bulunmak.

Transgressing : Aşmak. Karşı gelmek. Günah işlemek. Çiğnemek (emir vs.).

Intransgressible : Suç oluşturmayan.

Transgression to intellectual rights : Düşünü haklarına saldırı. Bir yapıttan izinsiz olarak çeşitli biçimlerde yararlanma.

Transgressive : Pis. Suç işleyen. Saldırgan. Kötü. Suçlu. Suç oluşturan. Suç teşkil eden.

Transgression to patent : Herhangi bir biçimde (yazılı olan ve korunan yöntemle üretim yapılması gibi) bulgu belgesi konusunu, üçüncü kişiler eliyle haksız olarak uygulama. Bulgu belgesine elatma.

Marine transgression : Taban düzeyinde oluşan değişmelere bağlı olarak denizin yükselip ilerlemesi ve bir bölüm kara alanının sular altında kalması. bk. deniz gerilemesi. Deniz ilerlemesi.

 

İngilizce Transgressors Türkçe anlamı, Transgressors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Transgressors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Guiltier : Kabahatli. Mücrim. Haksız. Suçlu hisseden.

Bushranger : Haydut. Çalılık araziye saklanıp orada yaşayan kanun kaçağı.

Iniquitous : İnsafsız. Adaletsiz. Kötü. Haksız. Kanunsuz.

Peccant : Kabahatli. Kusurlu.

Arrestable : Durdurulabilir veya yavaşlatılabilir. Yasal nedenlerden dolayı gözaltına alınabilir. Tutuklanabilir. Yakalanabilir.

Fallen : Şehit düşmüş. Yeryüzüne inmiş. Düşkün. Düşen. Düşmüş. Düşük. Şehit. Kötü yola düşmüş. Ele geçirilmiş.

Wrongdoer : Haksızlık eden kimse. Fail. Suç işleyen kimse. Haksızlık eden. Suç faili. Kötülük eden kimse.

Felon : Cinayet. Mücrim. Zalim. Dolama. Cani. Habis. Çok ciddi bir suç işlemiş kişi (suçlu).

Prejudicial : Önyargılı. Zararlı. Ziyan verici. Zarar verici. Olumsuz etki eden. Sakıncalı.

Actor : Bir oyunda rol alabilecek teknik ve güzel duyusal yetkinliğe ulaşmış erkek sahne sanatçısı. Hukuk, sinema, televizyon, tiyatro, sosyoloji alanlarında kullanılır. Oyuncu. Herhangi bir edimde bulunan kişi ya da küme. 2-toplumsal etkileşimde bulunan kişilerin her biri. Tiyatrocu. Bir oyun kişisini, bilgisi, tekniği ve yaratışı ile canlandıran ya da gösteren sahne sanatçısı. oyun oynama eyleminde bulunan sanatçı. Erkek oyuncu. Davacı. Bir film ya da televizyon oyununda rol alan erkek.

Transgressors synonyms : evil hearted, transgressor, infringers, criminals, guiltiest, bad person, evilest, evil doer, violators, infringer, babylonian, accused, eviler, guilty, violator, culpable, evil, infractor, derogating, apaches, evildoers, blameful, delinquents, criminal, erring, culprits, effractor, apache, culprit, offender, violating, evildoer, delinquent.